Barselona ve Gaudi

Bir şehir düşünün; muazzam mimari çeşitliliği ile gidenleri büyülesin ve bir adam düşünün; tek başına bir şehrin silüetini değiştirsin. Şehir; Barselona, adam (mimar) Antoni Gaudi…

İspanya’daki Katalonya Özerk Bölgesi’nin başkenti olan Barselona şehrine gittiğinizde muhtemelen kafanızdaki ‘Şehir’ olgusu tamamen değişecektir. Mimarinin, bir şehri nasıl sıra dışı, şaşırtıcı, rengarenk ve hayat dolu hale getirebileceğinin en önemli kanıtıdır aslında Antoni Gaudi’nin şehri Barselona.

Tamam da neden yaklaşık 1.5 milyon insanın yaşadığı bir şehri tek bir kişiye mal ettiniz sorusunun cevabına gelirsek; Barselona’nın Barselona olmasına en büyük katkıyı üslubundaki özgür biçimler, çarpıcı renk, dokular ve doğanın organik şekillerini barındıran Gaudi eserleri olduğunu söyleyebiliriz. 100 yılı aşkın süredir Gaudi bu şehrin silüeti üzerindeki hakimiyetini kaybetmemiştir. İşte tam da bu yüzden Barselona deyince akla Gaudi, Gaudi deyince de akla Barselona gelmektedir. Kimdir bu Antoni Gaudi?

DEHA MI YOKSA BUDALA MI?
Tam adı Antoni Plàcid Guillem Gaudíi Cornet. 25 Haziran 1852’de Katalonya’nın Reus şehrinde doğdu. Bir bakır kazan ustasının oğlu. Katalan, hatta gençliğinden ölümüne kadar katı bir Katalan milliyetçisi. Kendine özgü mimari çizgilerin temel töreni belki de, mimarlık eğitimini alana kadar çalışmış olduğu atölyede atılır. 1869’da Barselona’ya gelir ve buradaki Escola Provinciya d’Arquitecture‘da mimarlık eğitimine başlar. 17 yaşında başlamış olduğu mimari eğitim hayatını 1878 yılında tamamlayarak, mimar olur.

Antoni Gaudi
Antoni Gaudi

Sakalını griye boyaması, yırtık pırtık elbiselerle dolaşması, kendine ayrı bir dünya kurmuş olması çoğu kez insanların ona ön yargıyla yaklaşmasına sebep olur. Hatta mezuniyet töreninde rektör profesör Elias Rogent, Gaudi için ‘Bir dehayı mı yoksa bir budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum’ der. Tam da Gaudi bilmecesine uygun bir soru. Ama Gaudi’nin bu soruya istinaden arkadaşlarına aktardıkları daha çarpıcıdır; ‘Şimdiden benim bir mimar olduğumu söylüyorlar.’

Gaudi’nin mezun olduğu yıllarda Barselona, tekstil atölyeleri ile dolmaya ve çok ciddi bir ‘burjuva’ sınıfının oluşmasına tanık olur. Barselona zenginleşir ve ‘sanatsal etkinlikler merkezine’ dönüşür. Çoğu kişinin şans diye nitelendirebileceği ancak sadakat, çalışkanlık ve yaratıcı zekanın zaferi sonucunda Gaudi, zengin yatırımcı Kont Eusebi Güell’in dostluğu ve desteğiyle Barselona’da kalıcı mimari izlerini bırakmaya başlar.

YENİ SANATIN ÖNCÜSÜ
1890-1910 yılları arasında sanatta geçmişin mimari biçimlerine bir tepki olarak ortaya çıkan Art Nouveau (Yeni Hayat) akımının tam anlamıyla öncüsü olur. Art Nouveau akımının temelinde sanatçıların eserlerini, eseri saran çevre ile uyumlu hale getirmeye çalışmaları yatar. Ve Gaudi’nin eserlerinde ağaçların dallarını, bitkilerin yapraklarını, hayvanların iskelet yapılarını vb. doğadan alınan detayları en ince ayrıntısına kadar görebilmek mümkün. O doğada gördüklerini taşa çevirmiş en iyi mimar.

PARK GÜELL
Sanayi devrimi ile çok büyük maddi kazanımlar elde etmiş olan Eusebi Güell, Gaudi’den gücünü simgelemek adına İngiltere’de çokça örneği bulunan bir ‘bahçe-şehir’ tasarlamasını ister. Parkın ana tasarım prensibi gösterişli ama bir o kadar da yeşil alan yaratmak olur. 1900-1914 arası yaptırılır, 1923 yılında halka açılır.

Garip ve büyüleyici olan bu parkta Gaudi, tasarımda doğal formların sınırlarını o kadar zorlar ki yarattığı formlar doğanın kendi oluşumları üzerine süslemeler yerleştirilmiş gibi görünür. Park Güell’in girişinde, Hansel ve Gretel masallarındaki şeker evleri anımsatan iki bina ile karşılaştığınızda masal dünyasına adım atmış gibi hissedersiniz. Düz çizgi ve dik açı görmek neredeyse mümkün değil. Parkın içerisinde ilerledikçe mantar görünümlü çardaklar, klasik dönem esintili kolonlar, ejderha mozaiği ile kaplanmış merdivenler, dalgalı banklar ve bir orman içerisinde yürür hissi yaratan yürüyüş yolları ile dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz tasarıma tanıklık etmiş olursunuz. Onlarca değişik mekan hissi ile donanmış bu parkta yapılan bir gezi sonucu doğayı sevmemek ve Gaudi’nin sanatının büyüklüğünü anlamamak mümkün değildir.

BİTMEMİŞ SENFONİSİ
Associació Espiritual de Devots de Sant Josep adlı Hıristiyan birliği, La Sagrada Familia Kilisesi’nin olduğu araziyi toplanan bağışlar ile satın alır. Ve mimar Frances del Villar’a projenin yapım işi verilir. 1882 yılında temel taşları atılmaya başlanan kilisenin yapımı, mimar ile ortaya çıkan anlaşmazlıklar sonucunda Gaudi’ye devredilir ve yeni bir proje çizilmesi konusunda anlaşılır.

Gaudi’nin amacı bilgisini semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. Yüzyıl katedrali yaratmak olur. 1910’da işlerini bırakarak, mesleki hayatını La Sagrada Familia’ya adar, bu nedenle de çalışma atölyesini inşaata taşır. Yapının doğu cephesi doğumu, günbatımına yüzünü dönmüş olan cephe tutkuyu ve ölümü temsil eder. Göğe yükselen formların ruhani boyutu, doğadan alınan formların dünyevi boyutunu temel aldığı bu eserin inşaası Gaudi’nin talihsiz ölümü nedeni ile yarıda kalır. Gaudi, 1926’da tramvay kazasında hayatını kaybeder ve kilisenin içerisinde yapılan bir gömüt alanına gömülür. La Sagrada Familia’nın Gaudi’nin ölümünün 100. Yılı olan 2026’da tamamlanması planlanır.

La Sagrada Familia
La Sagrada Familia

ESERLERİ:
Gaudi’nin ilk önemli eseri Vicens ailesi için inşa ettiği Barselona’daki Casa Vicens isimli yazlık evdir. Barselona’da ismini duyurduğu asıl eserlerine ise Eusebi Güell ile dostuluğu ardından başlamıştır. Bu eserler, Güell Pavilyonu, Güell Sarayı, Güell Mahzeni, Colonia Güell Türbesi ve Güell Parkı’dır.

  • Casa Vicens (İlk eseri)
  • Park Güell
  • Casa Mila (Gaudi’nin son sivil binası)
  • Casa Batlló
  • Casa Calvet
  • Palau Güell (Güell Sarayı)
  • Finca Güell (Güell Malikhanesi)
  • La Sagrada Familia

KİMSE TANIMAZ, DİLENCİ ZANNEDER
Gaudi’nin ismi yaşadığı dönemde de şehirde efsanedir, ancak kendisini tanıyan yoktur. Kendini katedralin inşaatına adayan Gaudi, giyim kuşamında da özensizdir ve halkın içinde dilenci muamelesi görür. Hatta ölümüne sebep olan tramvayın kendisine çarptığı gün, görüntüsü yüzünden kimse onunla ilgilenmez. Gaudi, sonunda hastaneye kaldırılsa da geç kalındığı için kurtarılamaz. Gaudí’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, La Sagrada Familia’nın “İsa’nın Doğuşu” cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicesn, Casa Battlo ve Colonia Güell Türbesi 2005’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s