Amerikalılara Yoğurdu Sevdiren Adam

DİL ÖĞRENMEK İÇİN ÜNİVERSİTEYE ARA VEREREK, ERZİNCAN’DAN ABD’YE CEBİNDE 3000 DOLARLA GİDEN, ŞİMDİ İSE MİLYON DOLARLIK BİR SATIŞ PAZARININ YAKLAŞIK OLARAK YÜZDE 18’İNE SAHİP BİR ADAM; HAMDİ ULUKAYA…

Doğduğunuz yeri seçemezsiniz ama başaracağınız yeri seçebilirsiniz. Ülkesinden kilometrelerce uzakta dilini ve kültürünü bilmediği bir topluma yoğurdu sevdiren Ulukaya da tam olarak böyle yaptı, başardı.

PEKİ, NEDİR HAMDİ ULUKAYA’YI BAŞARILI KILAN?
Türk toplumunun her daim sofrasına misafir ettiği “yoğurt”. Aşiret reisi bir dedenin torunu, mandıracılık yapan bir babanın oğlu olan Hamdi Ulukaya ata mesleğini ABD’ye taşıdı ve boş zamanlarında babası ile birlikte yaptığı mandıracılık onu Forbes Küresel Milyarderler Listesi’ne soktu. Yoğurda şeker katan Fransızlardan ya da yoğurdu sadece elit tabakaya sunan Yunanlılardan farklı bir strateji izleyerek, piyasada adını duyurmayı başardı. Sadece başarmakla da kalmadı bu sektöre yeni bir soluk kazandırdı. 2007 yılında Türk usulü süzme yoğurt üretimine başladı ve yoğurdu elit tabakanın raf ürünü imajından kurtardı. Yoğurdu ulaşılmaz kılmak yerine her kesimin sofrasına sundu; sağlıklı beslenmenin, doğal gıda tüketiminin trend olduğu ABD’de kendi markasını yarattı. Kobi destek kredisi ile 2005 yılında Kraft Food’un devrettiği eski bir fabrikayı satın alarak başladığı macerasına iki yıl boyunca fason firma olarak devam etti. Ulukaya’nın hikâyesini farklı kılan ise başarıyı yurt dışında araması değil, azmi. Risk almayı bilen yanı New York’taki marketler zincirinde yerini almak istediğinde tekrar devreye girdi ve raf ücreti verecek parası olmadığı için fabrikasını rehin gösterdi. “2 yıl fabrikadan dışarı çıkmadım. Tekrar tekrar denedik en iyiyi bulmak için. Dünyanın her yerindeki yoğurt kapları benim ofisimde vardı o günlerde. Hepsini inceledim, markamı buldum. 2007 yılında 300 koli üreterek küçük bir markete yoğurt vermeye başladım. Daha büyük bir markete satış yapmak istedim ama 200 bin dolar raf parası istedi. “Size yoğurtla ödeyelim, sattıkça parasını kesin bizden” dedim. “Ya satamazsan?” dedi, “O zaman fabrikayı size veririm” dedim. 3 hafta sonra adam aradı beni, “Sen bu yoğurda ne koyuyorsun” dedi. O zaman anladım ki o noktadan sonra benim işim satmak değil, üretimi artırabilmekle ilgili.” Böylece fabrikasını rehin göstererek market raflarına soktuğu “yoğurt” her geçen gün daha fazla rağbet görerek ABD marketlerinde kendisine yer edinmeyi başarıyor…

KRAFT FOOD YAPAMADIYSA SEN ASLA YAPAMAZSIN!
“Masamı toplarken elime bir kağıt geldi. Üzerinde ‘Makineleriyle satılık yoğurt fabrikası’ yazıyor. Attım çöpe. Yarım saat sonra çöpün içinde kağıdı arıyordum.” Food’un devrettiği fabrikaya talip olduğunda “O yapamadıysa sen asla yapamazsın, kaldı ki bu kadar paran yok…” diyenlere rağmen kararından vazgeçmemiş. Başarısını; “Kraft Food fabrikasında çalışan 55 kişi kararımda etkili oldu’’ diyerek açıklıyor. O insanlar bir ay sonra kapanacak bir fabrikada çalışıyorlardı ve gittiğimde işin hiç teklemediğini gördüm. İnsanlarda ne bir isyan, ne bir bıkma ya da moral bozukluğu… Çok etkilendim. Dedim ki “Bu insanlar kapanmak üzere olan bir fabrikada böyle çalışıyorlarsa yeni bir yatırımda neler yaparlar.” Beni yanıltmadılar. Dört yılda Amerika’nın en büyük süt alımını yapan fabrika olduk.” diyor ve ekliyor; “Bağlantılarını köklerinden kesmesinler, benim yaptığım iş ailemden bana aktarılanlarla, öğretilenlerle bağlantılıdır.”

“YUNAN YOĞURDU” SATIYOR!
Türkler de, Yunanlılar da yoğurdun kendilerine ait olduğunu savunur. Bizim tarihçilerin değerlendirmesine bıraktığımız bu meseleyi Hamdi Ulukaya bir satış stratejisi olarak değerlendiriyor. “Fransızlar da, Yunanlılar da, Bulgarlar da, biz de yoğurdu sahipleniyoruz. Oysa yoğurt bir yöreye ait değil. Yunan yoğurdu Türk yoğurdundan farklı. Bizim süzme yoğurda benziyor ama daha sulu ve tatlı. Ayrıca onlar bu pazarı oluşturmuş, insanlar Yunan yoğurdu diye bir şeyle tanışmışken aynı ürünü başka bir isimle lanse etmek iş anlamında büyük bir hata olurdu. Buradaki Türk işadamı arkadaşlarımdan bazı tepkiler almıştım ama zamanla geçti. Yunanlıların da tepkileri oldu, “Bir Türk geldi ve bizi geçti” diye epey üzüldüler.”

 


 

‘HADİ DUVARLARI BOYAYALIM’
“Binanın dışı çok kötü durumda, boyaları dökülmüş. Dedim ki ilk iş gidelim boya alıp binanın dışını boyayalım. Aldığım müdür dedi ki; ‘Bu fabrika boyanmayalı 20 yıl oldu. Senin aklında başka bir şey yok mu?’ Dedim ki; ‘Hakikaten başka bir şey yok aklımda, oturacağımıza boyayalım.’ 5 kişi merdivenlerle binanın dışını boyadık o ilk yaz. Şimdi bizim ofise giderseniz girişte ‘Let’s paint the walls'(Hadi duvarları boyayalım) yazar. Bu bir başlangıçtı. Bir işe başlamak çok önemlidir. Mevlana’nın bir sözü var, yürümeye başladığınızda yolu görürsünüz. Yolun görünmesi sizin hareketinize bağlı. Oturup düşünmekle olmaz, çalışırken düşünmeniz gerekir.”

BAŞARININ SIRRI
Hamdi Ulukaya, ilk sırayı Apple’ın stratejisinin temel yapı taşı olan ‘basitlik’ olarak belirtiyor. Geliştirdikleri, piyasa çıkardıkları ürünlerin basit olması adına büyük çaba harcadıklarını belirten Ulukaya’nın başarı adına sıraladığı diğer dört madde şöyle…

* Sadece ana işinize odaklanın. Bu bizim için yoğurt kelimesinin karşılığı oluyor. İşte biz bunun için yoğurda 220 milyon dolarlık yatırım yaptık, 50 bin kutu kapasitesini 1.4 milyonlara kadar taşımayı başardık.

* Gerçek olun, sadece ürününüzü anlatın.

* Kârlılığa odaklanın. Nakit her şeydir. Elinizde bunlar olmadan üretimi artıramaz, inovatif tarafta söz sahibi olamazsınız.

* İşinizin başında durun, ona sahip çıkın. Yoğurt işi yapıyorsanız, fabrikaya gidin, çalışanlarla olun, pazar günü çalışılacaksa siz de onlarla birlikte orada bulunun.

ABD’NİN YOĞURT DEVİ
Bu dev sadece ABD ile sınırlı kalmayarak Kanada, Avustralya ve İngiltere gibi farklı ülkelere uzanan küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Ulukaya’nın fark ettiği boşluk sadece kendi payını değil, ABD’deki yoğurt pazar payını da ziyadesiyle genişletmiş. Chobani’den sonra, bu sektöre olan yatırımlar Coca Cola, Pepsico gibi büyük firmaların dikkatini çekmiş. ABD’de başlayan yoğurt furyası büyük firmaların iştahının kabarmasına neden olurken, oluşacak silsilenin dünya sağlığına sağladığı faydayı ilerleyen zamanlarda hep birlikte göreceğiz…

“YOĞURDUN STEVE JOBS’U”
İş dünyasının etkili yayınlarından ABD’li Forbes dergisi son sayısında New York’ta iş yapan Türk işadamı Hamdi Ulukaya’yı (39) Silikon Vadisi tipi bir başarı hikâyesi şeklinde duyurarak “Yoğurdun Steve Jobs’u” ilan etti. “700 milyon dolarlık yoğurt şirketi” başlığıyla verilen haberde, Ulukaya’nın Yunan yoğurdu (Greek yogurt) sloganıyla sattığı “Chobani” markalı ürünlerle milyonlarca dolarlık büyüklüğe ulaştığını yazdı.

 

Yazı:  Zeynep Topal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s