“İMTİHAN; SABIR VE İSTİKRAR DEMEKTİR”

ALİ MURAT SİLPAGAR’A ÇİFTLİKKÖY’Ü VE ONU SİYASET KOLTUĞUNA OTURTAN SÜRECİ SORDUK. O DA KALLAVİ BİR YEMEĞİ TARİF EDER GİBİ ANLATTI HAYATINI. ÜNİVERSİTE YILLARININ ONDA YARATTIĞI DEĞİŞİMİ, BIÇKIN BİR DELİKANLIYKEN OYNADIĞI FUTBOLU, HOCALIK YAPTIĞI YILLARI VE HAKKINDA BİLİNMEYENLERİ DİLE GETİRDİ.

Silpagar çok sık röportaj vermeyi seven biri değil. Karşısındakini zaman zaman rahatlatan zaman zaman ise merakta bırakan bir tarzı var. Sabır ve istikrar dolu geçmişini anlatırken; “Çalışarak mutlu olan, çalışarak dinlenen biriyim. Derdim; yaptığım işin vatana millete hayrının dokunması ve sonrasında daha iyisini yapabilmek. Çünkü insan bu dünyada böyle temizleniyor, imtihan bu. Sabredeceksin ve üç metre kefeninle Rahmet-i Rahman’a yürüyeceksin…” diyor.

Kafkasya’dan Yalova’ya Uzanan Bir Hikâyeniz Var…                                                            Evet, baba tarafım Kafkasyalı, hac vazifesini yerine getirmek için yola çıktıklarında Rus Harbi başlıyor ve Kafkasya’ya geri kabul edilmedikleri için Çiftlikköy’de kalıyorlar. Annem ise Konyalı. Babam, annemle Konya’da tanışıp evleniyor. Ben de orada dünyaya geliyorum. Daha sonra Çiftlikköy’e yerleşiyorlar. Sizin anlayacağınız köy kurulduğundan beri buradayız, buralıyız…

Çocukluğunuz Çiftlikköy’de geçti, peki sonra?                                                                          Evet, ben Çiftlikköy’ün sokaklarında büyüdüm; top koşturdum, oynadım, yaramaz bir öğrenciydim. Üniversiteyi kazanınca da devam etti bu haşarı hallerim. Siyasete olan düşkünlüğüm çocukluktan belliydi. Mücadeleci yanım o dönemler gençliğin verdiği heyecanla doruğa ulaşmıştı. Üniversite hayatımı da 13 yılda tamamlayarak milli ve yerli duruşumun karşılığını almış oldum.

Rusça’ya ve Orta Asya dillerine olan merakınız nasıl başladı peki?                                      Bir dönem Rusya’da deri ticareti ile uğraştım. Hatta 3 tane fırın açtım. Sanırım Rusya’da ilk fırın açanlardan biri benim. 1997’ye kadar orada çalıştım. Haliyle dilini de az çok öğrendim. Kıpçak lehçesi de dâhil birkaç lehçe konuşabiliyorum. Ülkemden uzakta ticaret yaptığım dönemde bile hareket halindeydim, biz de hareket bereket demektir.

Ticari olarak Rusya’da başarıyı yakalamışsınız, neden geri döndünüz?                      Annem okulu bitirmedim diye çok üzülüyordu. Geri dönüp bitirme kararı aldım. 1,5 yılda 30 ders verdim. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi, Elektrik Mühendisliği bölümünü 1999’da tamamlamış oldum. Daha sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Ekonometri Ana Bilim Dalı, İstatistik Bilim Dalı ile devam ederek 2006’da yüksek lisans yaptım.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve program yürütücüsü olarak görev yapmışsınız. Nasıl bir hocaydınız?                                                                               Öğrencilerine kıymamaya çalışan bir hocaydım. Ben çektim onlar çekmesin istedim. Beni en çok o çocukların anne ve babaları düşündürür. Bu yüzden derslerimin ilk 15 dakikasını nasihate ayırırdım. Mühim olan sınavlardan 100 almaları değil. Hayata karşı duruşları dik olmalı… Başarı demek, iyi bir üniversitede okumak ya da iyi bir şirkette pozisyon yakalamak demek değildir. Başarı bana göre hangi şartta olursa olsun insanın onuru ile ayakta kalmasıdır.

 BİR DAMLA SU…

 Üniversitedeki görevinizi bırakıp siyasete atılmışsınız…                                                   Evet, siyasetin her daim bir ucundan tuttum. Önce ben değil, önce millet diyerek çıktım yola. Bu yüzden daha geniş kitlelere ulaşabilmek adına üniversitedeki görevimden ayrıldım. Öğretmenlik yaptığım dönemden sonra da öğretmeye devam edebilmek için açımı genişlettim. Gençken kanımız kaynıyordu tabii, ama yaş ilerleyince siyaset benim için hizmet demek oldu. Fikirlerimi paylaştığım insanlar beni destekledi. Ailem duası ile yanımda oldu. Ki en önemlisi de buydu benim için… Güvendiğiniz insanlarla hareket etmek, onların sizi desteklemesi çok önemli. Görünen ve görünmeyen bir ekibim var, antikor etkisi yaratıyorlar. Zerre-i miskal bile olsa halkıma bir faydam oluyorsa ne mutlu bana… Hz. İbrahim’in kıssasını bilen bilir; “Nemrut’un askerleri İbrahim Peygamberi mancınıkla ateşin tam orta yerine atacakları sırada, ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş. Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş: Haberin yok mu? Nemrut, İbrahim Peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.” Bir damla suyun o ateşe ne faydası olur demeden yola çıkmaktır mühim olan. Ben de öyle yaptığıma inanıyorum. Halkıma bir damla bile olsa faydam dokunuyorsa ne mutlu bana.

İşiniz gereği sürekli hareket halindesiniz, ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?           Aile benim için mukaddestir. Oğluma ve eşime zaman ayırabilmek için elimden geleni yapıyorum. Ben, anne ve babamdan böyle öğrendim. Her çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren aile değerlerini hissedip yaşayarak büyür. Anne ve babanın konuşmaları, tercihleri, davranışları, o ailenin hâkim değerlerini yansıtır. Ben de ailemden öğrendiğim doğruları yaşatmaya çalışıyorum. Çocuğa hükmetme değil, öğretme çabasında olmak lazım. Mesela okuldan her atıldığımda babam beni tatile gönderirdi. “Diploma değil bana sen lazımsın” dediği ve mutluluğumu düşündüğü için ona teşekkür borçluyum.

Hareket berekettir dediniz, spor ile aranız nasıl?                                                                  Şimdilerde sadece yürüyüş yapmaya fırsat bulabiliyorum ama bir dönem defans oyuncusu olarak futbol oynamışlığım var. Ta ki bel fıtığı olana kadar, İTÜ’de amatör lisanlıydım. Okulla ilişiğimin kesildiği dönemde ise Çiftlikköy Spor’a döndüm. Kıl payı profesyonelliği kaçırdım diyebilirim. Keşke zamanım olsa, günlük yaşamımda spora daha çok zaman ayırabilsem.

NOTLAR

İYİ ÇAY DEMLERİM!                                                                                                                        “Çayı çok severim ve de iyi çay demlerim. Çayın kokusu çok hafif olmalı ve rahatsız etmemeli. Sert ya da genzi yakıcı bir koku varsa kalitesinden şüphe duyarım. Su kaynadıktan sonra fokurdaması tamamen bitmeli, 1-2 dakika bekledikten sonra ideal demleme ısısına ulaştık demektir. Çay deyince aklıma hep dem gelir, şu hayatta her şeyin demini tutturmak gerek. Dem demek denge demektir.”

DEĞERLERİMİZİ KAYBETMEYELİM!                                                                                              Televizyon dizilerine ne zaman göz gezdirsem kültürel değerlerimizden uzak olduğunu görüyorum. Özendirmek yerine öğretici kurguların olmasını tercih ederim. Unutmamak gerek, madde ile mana birbirini geçtiği zaman orada bir dengesizlik oluşur. İlimde ya da sanatta hiç fark etmez, ilerlemek şart. Ama bunu toplumsal değerlerden uzaklaşmadan, kültürel yapı taşlarını yerinden oynatmadan yapmak gerek. Mesela katliam haberleri için bile like’a basar olduk. Bu toplumun değerlerinin günden güne yittiğini görmek çok acı…

KERKÜK MÜZİĞİ                                                                                                                             Gençlik yıllarımdan kalma bir alışkanlık. Türkü dinlemeyi çok severim, sadece dinlemekle de yetinmem, eşlik de ederim. Çiftlikköy Belediyesi’nin korosunda türkü söylemişliğim çoktur.

 ENGELSİZ KAFE                                                                                                                                  Silpagar, “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren insan odaklı, hizmet odaklı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirmenin ise mutluluğunu yaşıyoruz. Engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak Engelsiz Kafe sözü vermiştik. Bu sözümüzü de yerine getirdik. Bin 500 m2’lik park alanı içine engelli vatandaşların rahatlıkla kullanabileceği, saydam cephe mimarisi ile oluşturulmuş tek katlı 150m’lik oturum alanına sahip kafe, spor aletleri, çocuk parkı Çiftlikköy’deki birçok engelli vatandaşın uğrak yeri olacak.

Yazı: Dilara Gülşah AZAPLAR/ Fotoğraf: Özlem ÖZKAN

 

Marmara Life sayı 95- Mart/Nisan 2016

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s