Herakles’ten Karakartal Arena’ya

 

ATENALILAR PERSLİLERLE YAPTIĞI SAVAŞI KAZANMIŞTI. ZAFERİ HABER VERMEK İSTEYEN BİR ASKER 42 KM’Yİ 3 SAATİN ALTINDA KOŞTU, HABERİ VERDİ VE HAYATINI KAYBETTİ. BEŞİKTAŞ’IN YENİ STADINA VE BURSA TİMSAH ARENA’YA UZANAN ÖYKÜNÜN BAŞLANGICI BU OLABİLİR Mİ? PEKİ İLK ÖLÇÜYÜ HERAKLES Mİ ADIMLADI? ŞİMDİ SİZİ BEŞİKTAŞ’TAN ALIP YUNANİSTAN’A, ORADAN İTALYA’YA, ALMANYA’YA GÖTÜRÜP YENİDEN BEŞİKTAŞ’A GERİ GETİRECEĞİZ. HAZIR MISINIZ?

Büyük bir merakla bekledi Beşiktaş taraftarı yeni stadının yapılmasını. Eski adı İnönü, yeni adı Vodafone Arena’ydı. O alıştığımız İnönü’den, Vodafone’a geçmek biraz zor oldu ama stadın atmosferi, teknolojisi, akustiği derken çabuk unuttuk isim meselesini. Açılış günü Beşiktaş taraftarının o desibel rekoru kıran sesi, düşman çatlatan muhteşem koreografileri sahne aldı ve Beşiktaş bu statta şampiyon oldu. Son zamanlarda heyecan verici stadyumlar yapılmaya başlandı Türkiye’de. Bursa Timsah Arena ve Beşiktaş stadının geldiği nokta, spor ve oyun kültürünün insan zekâsıyla nasıl bir aşama kat ettiğinin açık bir kanıtı gibi ama bugüne gelmek kolay olmadı. Zira Beşiktaş Arena’nın sahip olduğu teknolojik gelişmelerin ilk çalışmaları M.Ö. 4. yüzyılda başlatıldı.

OYUNLAR NASIL BAŞLADI?                                                                                                       Efsane odur ki, M.Ö. 490 yılında I. Pers Seferi sırasında teker teker antik Yunan şehir devletlerini ele geçiren Perslerin ilerleyişi Atina yakınlarındaki Maraton Ovası’nda durdurulmuştu. Tarihe Maraton Savaşı olarak geçen muharebeden Yunanlılar zaferle çıktı ve yine hikâyeye göre Philippides adlı bir asker zafer müjdesini ulaştırmak için Atina’ya koştu, zafer müjdesini verdikten sonra öldü. İlk olimpiyatlarda onun anısına başlatıldı. Bu hikaye modern olimpiyat oyunlarının ilham kaynağı oldu. Ama tarih biliminin kabul ettiği gerçek ise biraz daha farklı, ilk olimpiyat kayıtları M.Ö. 776 yıllarına dayanıyor ve Yunanistan Peloponniso’da (Mora Yarımadası) Elis şehrine bağlı antik Olimpiya kenti yakınlarında yapılmış.

İLK ÖLÇÜ HERAKLES’IN ADIMLARI                                                                                               İlk oyunlar için Elisliler kuma basit bir çizgi çizmiş ve koşu yarışları yapmışlar. Bu yarışlar zamanla halktan yoğun ilgi görmeye başlayınca halkın yarışları rahatça izleyebileceği yüksekçe bir yer yapma ihtiyacı doğmuş. İşte bugün şehirlerin simgesi olan stadyumların doğuş hikâyesinin başına geldik. Mitolojiye göre kahraman Herakles oyunlardan önce arka arkaya 600 adım atmış ve onun adım attığı alana ilk stadyum yapılmış. Bu bölüm efsane, bir delili yok ama mesafe gerçek ve “stadyum” kelimesi ile “adım” arasında derin bir ilişki var. Zira Yunanca 185.4 metreye denk gelen ölçü birimine Stadyum adı veriliyor. Farklı bir iddiaya göre ise bu ad ve ölçünün ilham kaynağı oyunların ayakta izlenmesi. Ama Yunan mitolojisi yine bu iki olasılığı ‘ayak ölçüsü’ olarak birbirine bağlıyor.

İLK STADYUM “U” ŞEKLİNDEYDİ                                                                                                    İlk yapılan stadyumlarda ise Yunanlılar bu ölçü standartlarına pek uymamış. Genelde U şeklinde olan antik stadyumların birçoğu farklı biçimlerde yapılmış. Olimpiya tapınağının içlerine inşa edilmiş olan ilk stadyum, olimpiyat oyunlarının daha yüksek bir yerden izlenebilmesi amacıyla yapılmış basit bir yapıymış. Ama M.Ö. 400’lü yıllarda oyunlar çok popüler hale gelmeye başlamış ve yeni statlara ihtiyaç duyulmuş. Günümüz stadyum anlayışına en yakın antik örnek ise M.Ö. 350 yılında yine Olimpiya tapınağının yakınında ama bu defa Altis (mabet) dışına yapılan stadyum olmuş. İlk defa Olimpiya stadyumunda oturma yerleri ve seyircilerin serinlemesi için su kanalları inşa edilmiş. Ayrıca zamanla hakemlerin ve yarışmacıların kullanabildiği giriş tünelleri, sporcuların antrenman yap-ma alanları, hamam, yüzme havuzu ve hipodrom gibi günümüz stadyumlarına örnek olabilecek temeller atılmış.

ANADOLU’NUN İLK STADYUMU EFES’TE                                                                          Stadyum mimarisi Olimpiya’dan sonra diğer antik Yunan şehir devletlerine de yayılmaya başlamış. Atina, Delphi gibi şehirlerin yanı sıra, bugün İzmir Selçuk sınırları içerisinde bulunan Efes’e de stadyumlar bu dönemde inşa edilmiş. Bizim topraklarımıza ise stadyumun ilk yapıldığı yer İzmir, Selçuk’tur. Bu dönem stadyumlarından günümüze gelen tek örnek belki de M.Ö. 331 yılında Atina’da, Olimpiya’dan etkilenilerek inşa edilen Panathenaic Stadyumu’dur. (1896 yılında ilk modern olimpiyat oyunları yine burada yapıldı.) M.Ö. ilk yüzyıllara gelindiğinde ise Yunan stadyum tarzı Roma’yı etkilemeye başladı. Lakin tiyatro ve stadyum mantığı Yunanlılardan Romalılara geçerken spor  organizasyonlarından sirk mantığına doğru evrildi. Romalılar, arena adını verdikleri tiyatro ve stadyum karışımı arenalarda önce vahşi hayvan dövüşleri, sonra gladyatör oyunlarını organize ettiler. Lakin inşaatından bir devrim yarattılar ve seyirci oturma alanlarını farklı seviyelerdeki düz hatlarla yükselterek izleme alanlarını artırdılar. M.Ö. birinci yüzyılda inşa edilen Circus Maximums bilinen en güzel örneklerden bir tanesidir. 600 metre uzunluğunda 200 metre genişliğinde olan Circus Maximums, 200 bin kapasiteli bir stadyumdu. Dönemin en bilinen yapıları Verona Arena, Flavian Amfitiyatrosu ve Colosseum’du.

HRİSTİYANLIK GELDİ OYUNLAR DURDU                                                                   Stadyumların kaderi ise Roma’da Hristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte değişmeye başladı. 314 yılında Arles’te toplanan Hristiyan Konsülü arena savaşları, sirk, atlı araba yarışları gibi faaliyetleri Pagan kültürü olduğu ve Hristiyanlıkla bağdaşmadığı gerekçesiyle yasakladı. Doğu ve Batı Roma’yı birleştiren ve Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini haline getiren İmparator Theodosius da benzer bir şekilde Yunan bölgesindeki olimpiyat oyunlarını ve diğer adetlere yasak getirdi. Bu yasak kararları neticesinde tapınaklarla birlikte stadyumlar da yerle bir edildi.

ANA KARNINDA YENİDEN GÖZLERİNİ AÇTI                                                                   Asırlarca toprağın altında kalan stadyumların yeniden küllerinden doğması için 1800’lü yılların ikinci yarısını beklemek gerekti. Ama bu doğuşta ilham kaynağı günümüzün popüler oyunu değil, yine bir Yunan geleneği olan Olimpiyatlardı ve küllerinden doğduğu yer; annesinin karnı, Atina’daki Panathenaic stadyumunun kalıntılarıydı… Olimpiyatların koşu yarışları şeklinde 1896 yılında yeniden düzenlenmeye karar verildiğinde, bir tarihçinin rehberliğinde saat geriye sarıldı ve efsanenin başladığı yer olan Maraton Savaşına geri dönüldü. Panathenaic Stadyumu’nun kalıntıları gün yüzüne çıkarıldı ve aynı alana, antik Yunan mimarisinden ilham alınarak U şeklinde bir stadyum inşa edildi. Maraton ovasından başlayan uzun mesafe koşusu da Panathenaic Stadyumu’nda sona erdi. 3. Olimpiyat oyunlarının yapıldığı Büyük Britanya’da inşa edilen stadyumlar ilk defa futbol ile olimpiyat oyunlarını birleştirdi. Londra’da inşa edilen White City Stadyumu’nda, ortadaki düz alanın paralel taraflarına koşu pistleri yapılarak futbol ve koşu kombine edilmiş oldu. 1908 Olimpiyatları’nda görücüye çıkan Stadyum döneminin en ihtişamlı yapısıydı. Futbol tutkusunun İngilte-re’den dünyaya yayılması ile birlikte bu stadyum mimarisi de, Avrupa’nın geri kalanına ve Güney Amerika’ya ihraç edildi.

İKİNCİ NESİL STATLAR TELEVİZYONUN ESERİ                                                         Stadyumları etkileyen ilk teknolojik gelişmenin kaynağı ise statların içinden değil tamamen dışından geldi. Televizyonun icadı ve maçların artık beyaz cama yansıması ile seyircilerin stadyuma gitme oranlarında önemli düşmeler yaşanmaya başlandı. Seyirciler betonarme ve rahatsız edici bir ortamda maçları izlemek yerine evlerinin konforlu ortamında canlı yayınları izlemeyi tercih ediyorlardı. Seyirciyi stada çekmek isteyen ve artık endüstrileşmeye başlayan futbol sektörü de stadyumların mimarisini ve teknolojisini değiştirmeye başladı. Ve böylelikle ikinci nesil stadyumların dönemi başladı. İkinci nesil stadyumların en belirgin özelliği ise seyirci ihtiyaçlarını baz almasıydı. Yiyecek içecek satış alanları, modern tuvaletler, oturma koltukları, televizyon çekimleri için alanlar, VIP salonlar ve gece maçları için yapay ışıklandırma bu dönem stadyumların yenilikleri arasında yer aldı.

İNSANLARA HAYVANLAR GİBİ MUAMELE EDERSENİZ…                                                    Ama 1989 yılına gelindiğinde yeni yapılan stadyumların güvenlik yönünden eksik olduğu acı bir tecrübe ile test edildi. Zira, İngiltere FA Cup yarı final maçında Hillsborough Stadı’nda çıkan olaylarda 96 Liverpool taraftarı ezilerek hayatını kaybetti. Hilssborough olayları sonrası Birleşik Krallık’ta Lord Justige Taylor, olayları kritik eden ve çözümler sıralayan bir rapor hazırladı. Raporunda “İnsanlara nasıl muamele ederseniz öyle karşılık görürsünüz, şayet onları hayvanlar gibi bir kafese tıkarsanız, hayvanca karşılık görürsünüz” diyerek stadyumlardaki eksikleri gündeme getirdi. Tarihe Taylor raporu olarak geçen bu deklarasyondan sonra İngiltere’de bütün tribünlere koltuklar geldi, güvenlik tedbirleri artırıldı, ulaşım kolaylaştırıldı. Önce İngiltere’deki statlar ve daha sonra dünyanın geri kalanı benzer standartlarda değişti. Güvenlik ve konfordaki iyileşmeler ise seyirci kalitesini, kaliteli seyirci ise sponsorluk faaliyetlerini tetikledi. Para olunca da, şartlar iyileştirildi, stadyumlara müzeler, restoranlar eklenmeye başlandı. 90’lı yıllara gelindiğinde stadyumlar artık haftada bir futbol karşılaşmasına ev sahipliği yapan tesislerden şehrin sosyalleşme alanları ve yeni merkezleri olmaya başladılar.

İLK ÜSTÜ AÇILIR KAPANIR STADYUM                                                                                          Her ne kadar stadyumların gelişmesini futbol ve seyirci ihtiyaçları belirlese de, stadyumlarda üst açma kapama tekniği buz hokeyinden alındı. İlk üstü açılır kapanır stadyum Pennsylvania’nın Pittsburgh kentinde 1961 yılında yapılan Civic Arena’ydı. Onu 1976 yılında Kanada Montreal’da yapılan Quebec stadyumu ve 1989 yılında Toronto’da inşa edilen Rogers Centre izledi. Teknolojinin en güzel kullanıldığı Stadyum ise 1996’da yapılan Amsterdam Arena oldu. Ama orada da yeterli güneş ışığı olmadığı için çimlerin sık sık değişmesi gerekti. Üstü açılır kapanır stadyum teknolojisinde devrim yine futbolun beşiği İngiltere’de, 2007 yılında yenilenen Avrupa’nın en büyük 2. Stadyumu Wembley’de yapıldı. 52 metrelik bir kemer vasıtasıyla tavan açılıp kapanır hale geldi ve stadyum konserler gibi sanatsal faaliyetlere de ev sahipliği yapabilir hale geldi.

ALMAN TEKNOLOJİSİ DEVREYE GİRERSE                                                                                  Çim sorunu FC Schalke 04’ün kullandığı Stadyum Veltins Arena’da çözüldü. Şeffaf bir tavana sahip Veltis’te raylı bir sistem vasıtası ile çimler dışarı çıkarılarak güneş ve rüzgardan faydalanması sağlandı. 2005 yılında Münih’te açılan Alianz Arena ise çim ve güneş sorununa hücrelerden oluşan çatısı ile çözüm getirdi. Bu sayede çatı toplu halde açılmak zorunda değildi, her hücre tek tek açılabiliyordu. Bayern Münih ve 1869 Münih takımlarının kullandığı Alianz, Bayern Münih’in maç günleri kırmızıya, 1860 Münih’in maçları olduğu gün mavi renge dönmektedir. Alianz stadyum teknolojisinde gelinen son nokta değil. Çünkü her bir olimpiyat oyunu ve dünya kupası stadyum mimarisini ve teknolojisini bir üst aşamaya çekiyor. 2008’de yaz olimpiyat oyunları ve 2014 kış oyunlarına ev sahipliği yapan Çin, kuş yuvası ve su hücrelerini andıran salonuyla mimaride devrim niteliğinde adımlar attı.

HERAKLES’TEN BEŞİKTAŞ’A                                                                                          Önümüzdeki dönem koltuklarına oturarak Çarşı’nın şovlarını ve Şampiyonlar Ligi maçlarını izleyeceğimiz Arena’nın teknolojisinde ve konforunda, Maraton Savaşı’nın, olimpiyat oyunlarının, Roma arenalarının, holiganizmin, televizyonun ve internet teknolojisinin etkileri var. Kullandığınız tuvaletler televizyonun eseri, oturduğunuz koltuklar holiganizmin, ısıyı ayarlayan sensörler internet çağının sonucu. 350 milyon dolara mal olan Beşiktaş stadında yüksek çözünürlüklü interaktif ekranlar, alttan ısıtma ve soğutma teknolojisine sahip hibrit çim zemin, açılır kapanır koltuklar, 184 metre desibel kaybına uğramadan yayın yapabilen ses sistemi, 787 kamera, yüz tanıma sistemi ve tanıdığı yüzlerin cep telefonlarına otomatik SMS gönderme sistemi gibi birçok teknolojik özellik var.

EN İYİSİ Mİ?                                                                                                                                        Ama Beşiktaş stadı, yüzleri tanısa da, belki de bu yüzyılın tüm ihtiyaçlarını karşılamıyor. En önemlisi ise kendi enerjisini üretme kapasitesine sahip değil. Önümüzdeki dönem Türkiye’de hayata geçecek birkaç stadyum ise bu konuda daha cüretkar. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin tek ekolojik stadyumu olma özelliğine sahip Sivas Arena, kar ve yağmur sularını depolayarak enerjisinin önemli bir kısmını buradan karşılayacak.

HER ŞEY 600 ADIMLA BAŞLADI                                                                                              Gelecek yüzyılda küresel iklim değişikliği ve dolayısıyla enerji ve çevre en dikkat çekici sorunlarımız. O nedenle yeni yapılacak stadyumlar sadece şehrin simgesi olarak kalmayacak, aynı zamanda şehrin enerji ihtiyacını karşılayan, havasını temizleyen ona hayat veren “kalpler” olacaklar. Antalya’da inşa edilen ve ihtiyacı olan enerjinin fazlasını şehre transfer eden yeni stadyum geleceğin bir işaret fişeği gibi. Sahip olduğu 11.000 m2’lik güneş paneliyle elektrik üreten stadyum bu konuda kendi kendine yetebildiği gibi şehir şebekesine de elektrik vermekte. Her ne kadar bu alanda birincilik Brezilya’da bulunan 1000 haneye elektrik sağlayabilen Belo Horizonte’de olsa da ülkemiz için iyi bir başlangıç. Ama yeni jenerasyon stadyumlar ne olursa olsun, her bir inşaat ve her bir tasarım, yeni mimari meydan okumaların ve tahrik edici tasarımların ve dolayısıyla insanoğlunun evriminin birer yansımaları olacak. İşte, bundan yaklaşık 3000 yıl önce Herakles’in 600 adımıyla başlayan yolculuğun geldiği son nokta… Her bir stadyum, insanoğlunun evriminin bir dönüm noktası.

NOTLAR

OLİMPOS VE STADYUM                                                                                                               Bilinen en eski stadyum Yunanistan’ın Olypios kentinde M.Ö. 776 yılında inşa edilen Olypia Stadyumu idi. Stadyum kelimesinin kökeni ise Yunanca 180-200 metreye denk gelen bir ölçü birimi olan Stadion’dan gelmektedir. Bilinen en eski stadyum Yunanistan, Batı Peloponnese’de yer alan, MÖ 776 yılına kadar antik çağların Olimpik Oyunlar’ının düzenlendiği Olympia Stadyumu’dur

OLIMPIYA NERESİDİR?                                                                                                          Olimpiyat oyunlarının ilk defa yapıldığı Yunan şehri Elis’e bağlı antik Olimpiya kenti olimpiyat oyunlarının ilk yapıldığı yerdir. Bugün UNESCO dünya mirası listesinde yer alan Olimpiya kentidir.

EKOLOJİK STAD SİVAS ARENA                                                                                                        25 bin kişilik stadın yüzde 70’i tamamlandı. 106 milyon TL proje maliyeti olan stadyum 160 bin metrekarelik alanda inşa ediliyor. Önümüzdeki sezonun sonunda kullanıma hazır olacak olan Sivas Arena’nın en önemli özelliği Türkiye’nin ilk ekolojik stadı olması. Stad, yağmur ve kar sularını depolayarak, enerjisinin bir bölümünü bunlardan üretecek şekilde dizayn edildi.

TRABZON’A HAVAYI TEMİZLEYEN STAD                                                                            Trabzon Akyazı Stadyumu: Deniz doldurularak yapılan 41 bin kişilik stadın 22 bin metrekarelik ‘akıllı çatısı’ 245 dönümlük yeşil alanın havasını temizleyebilecek güçte yapılıyor. Yarı saydam çatıdaki foto katalitik özelliği bulunan titanyum oksit kaplama, yüzeydeki organik maddelerden oluşan kirleri ve çevreye zararlı partikülleri ayrıştırıyor ve bu partikülleri nitrata dönüştürerek çatı yüzeyini sürekli temiz tutuyor.

MİMARİ BİR DEVRİM: TİMSAH ARENA                                                                         Stadyumlar şimdiye kadar hep benzer şekillerde yapıldı. Son dönemde inşa edilenler her ne kadar teknolojik olarak devrim niteliğinde olsa da, tasarım olarak Roma stilinin bir devamı gibiydi. Ama yakın bir zamanda tasarımlarda da devrim niteliğinde değişimler oldu. Çin’deki olimpiyat oyunları öncesi yapılan Qizhong Forest Sport City Arena manolya çiçeği gibi tasarlanmıştı. Yine Çin Pekin’de Kuş Yuvası olarak meşhur olan Pekin Ulusal Stadyumu bu yeni nesil farklı stadyumlara örnek. Bizdeki örnek ise Bursa Timsah Arena. 90 derece stadyumlar arasına giren Bursa’daki stadyum, Bursaspor’un sembolü olan Timsah’tan ilham aldı. İngiltere’nin yüksek tirajlı gazetelerinden The Telegraph’ın dünyanın en etkileyici 10 stadyumu arasında gösterdiği Timsah Arena, tasarımı itibariyle Türkiye’de bir tasarım kırılmasının başlangıcı olabilir.

BUKALEMUN STADYUM                                                                                                          Münih’te yapılan Allianz Arena, ışıklarıyla stadyum mimarisine renk getirdi. Alman milli takımının maçları olduğunda Alman bayrağı renklerine bürünen stadyum Bayern Münih maçlarında kırmızıya 1860 Münih maçlarında ise maviye dönüyor

DÜNYANIN EN PAHALI 10 STADYUMU

  • MetLife Stadyumu, New Jersey 1.6 milyar dolar
  • Yankee Stadyumu, New York 1.5 Milyar dolar
  • Olimpiyat Stadyumu, Montreal 1.47 milyar dolar
  • AT-T Stadyumu, Dallas 1.4 milyar dolar
  • Wembley Stadyumu, Londra 1.35 milyar dolar
  • Madison Square Garden, New York 1.1 milyar dolar
  • Yokohama Stadyumu, Yokohama 990 milyon dolar
  • Citi Field, New York 993 milyon dolar
  • Stade de France, Paris 974 milyon dolar
  • Rogers Centre, Toronto 966 milyon dolar

 

» İlk 13 olimpiyat sadece bir koşu yarısından ibaret kalmıştır.

» Olimpiyatlarla ilgili ilk kayıtlara M.Ö. 776 yılında rastlanır.

» Stadyum kelimesi Yunanca bir uzunluk ölçüsü olan stadion’dan gelir.

» Tarihte bilinen en eski stadyum Yunanistan’ın Olympia Stadyumu’ydu

 

Yazı:İlyas Yıldız

 

Marmara Life sayı 97- Temmuz/Ağustos 2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s