Bir Garip ‘HAYYAM’

KARANLIK ODALARDAN ÇIKIP CEBİMİZE TAŞINAN FOTOĞRAFLAR, GÖZLERİN FARKLI GÖRMESİ YA DA FARKLILIKLARI FARK ETMESİ SAYESİNDE GERİ DÖNDÜREMEDİĞİMİZ ANLARIN RESMİNİ; AKIL, GÖZLER VE İŞARET PARMAĞIYLA YAKALAMA EYLEMİ OLUP ÇIKIVERİYOR KARŞIMIZA…

Her bir karede kendimize dair bir şeyler arıyoruz; bizden ve bize ait olmayan ne varsa onları bulmaya ve bir parçamız yapmaya çabalıyoruz. Her fotoğrafla, ben ve biz tanımımız pekişiyor ve kaçınılmaz olarak ötekinin kim olduğuna dair bir fikir oluşuyor beynimizde. Fotoğrafta gördüğümüz insanları, bu biz olsak bile, dışarıdan bakarak anlamaya çalışıyoruz çünkü kim olduğumuzu ve olmadığımızı biz de pek bilmiyoruz aslında. Ve her bir fotoğrafa dönüp dönüp tekrar bakıyoruz, ne gördüğümüzü tam olarak anlayabilmek ve gerçekten gördüğümüzün biz olduğundan emin olabilmek için. Günümüzde çoğu insanın zevkle uğraştığı ama alışkanlık haline geldiğinde anı yaşamaktan çok onu hapsetme isteğinin baş gösterdiği fotoğraf; kimi zaman ‘göz’le bakmayı unutturur. Vizörün minnacık karesine bir dünyayı sığdırır, saklar, ancak ‘anı’ izlemeyi kaçırırız. Usulca makinenin arkasından bakarken, sabitlediğimiz anları izlemek ustalık işidir. Ve bütün ustalar bilir ki fotoğraf makinası denilince akıllara Hayyam Pasajı gelir…

KADRAJINA DÜNYAYI SIĞDIRANLARIN ‘HAN’I

Her ne sebeple olursa olsun fotoğrafı kıyısından köşesinden yakalayan herkesin bildiği Hayyam Pasajı’na adımınızı attığınız andan itibaren anılarınızı derlemeye, zamanı sabitlemeye yarayan makinaların kokusu sarar içinizi. Kimisi yeni gelin misali camekânlarda dururken, kimisi terkedilmiş, yarası sarılmış bir halde yeni sahibini bekler durur. İşin ustası, eliyle koymuş gibi aradığını bulur. Fotoğrafın dokusunu ve kokusunu yeni yeni tadanlar içinse her dükkân ayrı bir hazinedir. Kafa karışıklığı yaratır. Alacağınızı unutur, hayallerinizi süsleyen ne varsa onları seyre koyulursunuz. Elinize alır, evirir çevirir, her detayını inceler, hasret giderirsiniz.  Kimine göre pahalı, kimine göre ucuzdur Hayyam Pasajı. Fiyatlar yoruma açıktır ama fotoğraf makinası cenneti olduğu su götürmez bir gerçektir. İçinde  barındırdığı ise sadece makinaların hikâyesi değildir. Hayyam Pasajı’nı uğrak mekânlarının arasına koyan herkesin fotoğraf üzerine kuracak cümleleri, anlatacak hikâyeleri vardır mutlaka…

EDEBİYAT ÖĞRETMENLİĞİNDEN SOKAK FOTOĞRAFÇILIĞINA

Hayyam Pasajı’nı dolaşırken tanışıp sohbete koyulduğum Murat öğretmen de içindeki fotoğraf aşkı yüzünden sokak sokak dolaşıp sonra Hayyam’ın yolunu tutanlardan… Çok sık uğrar mısınız buralara? dedim, “O kadar sık gelirim ki artık buradaki satıcılarla arkadaş olduk, bir işimiz olduğunda ilk uğradığım yer Hayyam olur” dedi. Neden teknoloji mağazaları değil de buraya uğradığını sorduğumda ise sebeplerini detaylarıyla anlattı: “Çünkü burada sadece aradığım ürünü değil sorularımın cevabını da bulabiliyorum. Her konuda yardım alabiliyorum. Diyafram dediğimde suratıma bakakalan birileri değil bunun üzerine sohbet edebileceğim birilerinin olmasını tercih ederim… Hobi olarak başladığım bu uğraş biraz lüks ve finanse etmek gerçekten zor. O yüzden fotoğrafa yeni yeni merak salanlara en büyük önerim neyi çekeceklerine karar verip,  ekipmanları bütçelerine göre alsınlar. Portre mi yoksa sokak fotoğrafçısı mı olacaklar? Kararlarını verdikten sonra satın alacakları ürünleri iyi incelesinler… Kimi zaman güzel fotoğraf çekiyorsun, makinenin modeli nedir diye soranlar oluyor. Mesele makinenin modeli değil, bakış açınız. Siz baktığınız yerde ne görüyorsunuz mühim olan budur.” Edebiyat öğretmeni bu adam kitapların satır aralarında okuduklarını görebilmek için çıkmış sokağa. Baktıkça görmüş, gördükçe kadrajına sığdırmış dünyayı. Kadrajına dünyayı sığdırmaya kararlı olsa gerek ki kimi zaman Hatay’dan İzmir’e, kimi zaman İstanbul’dan Çamlıhemşin’e çevirmiş yönünü…

OTELDİ HAN OLDU…

1979’a kadar otel olarak hizmet veren Hayyam  daha sonra hana çevrilmiş ve şimdilerde fotoğrafa meraklı olan herkese kapısını aralıyor. Sabah 09.00’da açılan hanın kapısı akşam 19.00 sularında kapanıyor. İçeride yüzlerce dükkân var ve hepsi aynı işi yapıyor. Bu kadar seçenek arasında hangi dükkâna yolunuz düşer bilmem ama hanın 35 yıllık emektar çaycısı Hüseyin Amcanın çayından için ve Hayyam’a dair merak ettiklerinizi ondan dinleyin derim…

1 İNSAN  1 MAKİNE

Henri Cartier Bresson’un dediği gibi; ‘Fotoğraf çekmek insanın gözünü, aklını ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir.’ Muhtemeldir ki 1 insan ve 1 makine arasında kurulabilecek en duygusal ilişkidir bu… Ancak unutmamak gerek ki fotoğraf kareleri kendimizi tanımamız ve tanımlamamız için bize gerçeğe dair son derece kısıtlı ve kimi zaman da yanıltıcı görüntüler sunar. Bu sebeple, elleri ve yüzü buruş buruş olmuş  yaşlı amcaları ve teyzeleri, tarlada gencecik hayatlarını güneşin kavurduğu çocukları, çingeneleri, bir avuç kalmış Yezidileri, savaş tutsaklarını, hayat tutsaklarını, saat tamircilerini, delileri, yolunu şaşırmış akıllıları, hamalları, hayatını çöpten toplayanları velhasıl düşkünü ve zayıfı görmeyi, onların fotoğraflarına bakmayı seviyoruz. Stereotipler yaratmaya ve insanların yaşanmışlıklarına ortak olmaya çalışıyoruz. Gerçek insanlara ait gerçek fotoğraflar, bizi insani öze yaklaştırıyor belki, ya da öyle olduğuna inanıyoruz. Peki, fotoğrafı oluşturan kültürel kodlar, görsel dil ve kurgu gelenekleri, baktığımız fotoğraftaki insanların hayatları ve onların gerçeklikleri hepsi birer görsel tüketim nesnesi olmaktan öteye gidebiliyor mu? Muhakkak ki bu konu üstüne sorulacak her soru, söylenecek her söz tartışmaya açıktır. Fakat yadsınamayacak bir gerçek vardır ki o da gerçeğin simüle edilmiş, medyalaştırılmış ve romantikleştirilmiş haline bakıyor oluşumuzdur…

BİR İLK

Dünyada bilinen ilk fotoğraf emekli bir subay olan Joseph Nicephore Niepce tarafından bir yaz günü 1827 tarihinde çekilmiştir. Çektiği fotoğrafa güneş çizimi anlamına gelen Haliograph adını vermiştir. Üsteki fotoğrafta güvercin yuvasının bulanık fotoğrafı vardır.

NOT:

Gezginlerin, fotoğrafçıların, muhabirlerin yani kısacası fotoğrafla ilgilenenlerin uğrak yeridir Hayyam Pasajı. Pasajda, eskiden yeniye, her fiyata ve her markaya kadar fotoğraf makineleri bulunuyor. İster analog ister dijital olsun, Hayyam’da bütçenize uygun bir makine almak çok kolaydı yakın bir zamana kadar. Fakat son zamanlarda fotoğraf makinelerinin fiyatı teknoloji mağazalarıyla yarışır halde. Yeni bir makine değil de ikinci el düşünenler için hala en ideal mekân diyebiliriz Hayyam için. Fotoğrafçılıkla ilgili tüm parçaları (ki bunun içinde lensler, lens kapakları, şarj aletleri, tripotlar, ışıklar, bataryalar var) bulmak mümkün…

MÜHİM OLAN SAMİMİYETTİR

Hekim Ay- Hayyam Pasajı’nda Satış Elemanı;“Buraya herkes uğrar. İşi bilenin de bilmeyenin de yolu buradan geçer. Mühim olan müşteri ve satıcı arasındaki diyalogdur. Hayyam’ı Hayyam yapan da çeşitlilik ve samimiyettir. Altını çizmekte fayda var buradaki tek alışveriş makine değil, bilgidir. Aynı işi yapıyor oluşumuza rağmen esnaf arasındaki ilişki de gayet iyidir, sonuçta herkes kendi rızkını kazanıyor. Hanın en eski esnafı ise sanırım Macro foto, sonra da Micro geliyor…”

 

Yazı: Dilara Gülşah Azaplar / Fotoğraf: Murat Bakar

*Marmara Life sayı 98, Eylül/Ekim

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s