YÜZ, SÜR, KOŞ

Koşarken rüzgârı hissetmek mi, yüzerken kalbinizde oluşan basıncın kulaklarınıza vurmasıyla daha da hızlı kulaç atmak mı, yoksa bisikletin pedalını her çevirdiğinizde bacaklarınızdaki kan dolaşımı ile kendinizi bulmak mı? Siz hangisiyle hayatı daha çok birbirine benzetiyorsunuz? Eğer cevabınız hepsi ise o zaman triatlonla tanışma vaktiniz gelmiş demektir.

Çağımızın sporu haline gelen Triatlon, zorlu fakat bir o kadar da eğlenceli bir spor. Biz de bu branşı daha iyi öğrenebilmek için Türkiye Triatlon Federasyonu Teknik Kurul Üyesi ve İstanbul İl Temsilcisi Utkuer YAŞAR ve Ultra Maraton koşucusu Coraline Chapatte ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

TRİATLON FİKRİ NASIL DOĞDU?

Triatlonun doğuşu hakkında türlü söylemler vardır bilinen en eğlenceli hikaye; Amerikan Deniz Kuvvetleri’ nden Yüzbaşı John Collins, Hawaii Adası’ nda bir barda sporcu arkadaşları ile koyu bir sohbete dalar. Sohbet o sıralar Havaii’ de düzenlenen üç büyük yarış üzerinedir. Yüzücüler “The Waikiki Roughwater Swim” yarışında açık denizde 3800 metrelik parkurda kulaç atarlarken, bisikletçiler” The Around Oahu” yarışında 180 km. pedal basmakta ve koşucular da “Honolulu Marathon” unda klasik mesafe olan 42.195 metre koşmaktadırlar. Ortamdakilerin hemen hepsi farklı branşlardan sporcu eskileridir ve iş dönüp dolaşıp kimin bu üç branşı bir arada daha iyi yapabileceği konusunda yoğunlaşır. O sıralar 42 yaşındaki Collins, bu üç yarışı tek bir spor dalı olarak birleştirip ilk yarışı da Hawaii’ de düzenleme fikrini ortaya atar. Bir sporcunun önce yüzüp, ardından bisiklete binip, üstüne de koşması fikrinden ötürü Collins’ e deli diyenler bile olur. Yalnızca maraton yarışını bitiren koşucuların bile hali ortadayken bu fikri ortaya atmak onlara saçma gelmiştir. İnsanın dayanma gücü üzerine başlayan bu iddianın sonunda bu üç spor dalının yüzme-bisiklet-koşu sıralamasıyla tek bir yarışmada birleştirilerek, adının da “Triathlon” olması kararlaştırılır.

DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’ DE TRİATLON’UN BİLİNİRLİLİĞİ NE DURUMDA?

Uzun yıllar “ITU” (Uluslararası Triatlon Birliği) ve “ETU” (Avrupa Triatlon Birliği) tarafından düzenlenen organizasyonlarla gündeme gelen triatlon ilk kez 2000 Sydney Olimpiyat Oyunları’nda olimpik bir spor olarak yer almıştır. Türkiye’de ilk triatlon denemeleri 80’li yılların sonunda “Boğaziçi Üniversitesi Spor Şenlikleri” kapsamında bir grup öğrenci tarafından yapılmıştır. O zamanki deneyimleri ile onlara çok zor gelen bu yeni sporda branşlar arasında zorunlu dinlenme ve beslenme molaları verilmekteydi ve herkes gibi onlar da bu sporu ölümüne spor olarak adlandırmaktaydılar. Onlar için triatlonu bitirmek ayrı bir gurur vesilesiydi. Ülkemizde uluslararası kurallara uyan ve gerçekten uluslararası nitelikte ilk yarışma 1991 yılında Alanya’da yapılmıştır.
Bu yarışmaya 14 ülkeden 120 sporcu katılırken bu sporculardan 7’si Türk’tü. “Alanya Triatlonu” her yıl geleneksel olarak “ETU CUP” dâhilinde yapılmaya devam etmektedir.

BİR MACERANIN BAŞLANGICI

Geçen seneye kadar ultra maraton koşan Coraline Chapatte ise bu yıl başladığı triatlon macerasını, nasıl başladığını, antrenmanlarını tüm detaylarıyla anlattı. “Ekim 2015’te 260 km koştuğum Likya Yolu Ultra Maratonu’nda bir sakatlık yaşadım ve sonrasında kondisyonumu kaybetmemek için yüzmeye başladım. Bunun üzerine arkadaşlarım bana: “Cora, neden triatlona başlamayı düşünmüyorsun?” diye sordular. Evet, yüzmeye başlamıştım fakat bir yol bisikletine de ihtiyacım vardı. Ocak ayında birkaç bisiklet markasına sponsorluk talebi gönderdim. Manisa’daki Avrupa’nın en büyük bisiklet fabrikalarından biri talebime olumlu cevap verdi ve bu durum Şubat’taki doğum günümü unutulmaz bir güne dönüştürdü. Dört gün sonra bana özel tasarlanmış Carraro bisikletimi almaya gittim. Benim için yeni bir macera başlıyordu. Hayatımda hep spor yaptım ama gerçekten Triatlon yapmak bambaşka. Hem çok keyifli, hem de üç branş ile uğraşmak heyecan verici olduğu kadar mental güç de istiyor. Ayrıca triatlonun bir özelliği var. Brick antrenman; art arda çoğu branş ile antrenman yapmak. 70 km bisiklet ve hemen sonra 15 km koşu. Brick antrenmanı yapmak gerçekten önemli çünkü yarış esnasında yüzme ile başlıyorsunuz daha sonra bisiklet ve koşu da var. Antrenman ile ilgili detaylar ise şöyle; genelde günde 2 antrenman yapıyorum bir haftada toplam 15 saat ediyor mesela sabah bisiklet ve akşam yüzme. Bunların dışında aynı anda üç branşta antrenman yapmak, hem antrenman organizasyonu hem de antrenman yükü konusunda denge sağlamak açısından kolay değil. Bu nedenle Triatlon Milli Takımı’nın baş antrenörü Andrea Gabba ile çalışmaya karar verdim. Özetle Triatlon çok fazla zaman ve üzerine çok disiplin isteyen bir spor. Birçok şeyden fedakârlık etmek zorunda kaldım. Özellikle sosyal hayatım konusunda; dışarıya çıkmak, parti yapmak ve uzun tatil yapmak bunların hepsinden fedakârlık ettim ama kupayı havaya kaldırdığım zaman bir anda hepsini unuttum. Triatlona başladığım ilk sezon olan 2016 sezonunda 2 Olimpik, 3 sprint mesafede, toplam 5 yarışta yarıştım. Üçü üçüncülük, bir tanesi de ikincilik olmak üzere 4 defa kürsüye çıktım. Bunların sonucunda da 2016 yılı genel klasmanında Kadınlar 30+ Yaş kategorisinde Türkiye üçüncülüğü kazandım. Bu sezon son büyük bir yarışım kaldı; 23 Ekim Belek’te Gloria Ironman 70.3 (1900 m yüzme, 90 km bisiklet ve 21.1 km koşu).”

NOTLAR

TÜRKİYE’NİN TRİATLON TAKIMLARI

TDİ Triatlon Takımı, ENKA Triatlon Takımı, ODTU Triatlon Takımı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Triatlon Takımı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Triatlon Takımı, ATASPOR Triatlon Takımı, Göztepe Takımı, Balıkesir ve Alanya Belediye Takımları.

TÜRKİYE’DE TRİATLON MÜSABAKALARI

İlk gerçek triatlon denemesi ise Eskişehir’de yapılmıştır ve 2 saat 59 dakika 43 saniye ile Nihat Aydın tarafından başarıyla tamamlanmıştır. Türkiye Triatlon Federasyonu ise ilk resmi yarışını Alanya’da yapmıştır. Türkiye’nin önemli triatlon yarışları ise Alanya, Erdek, Eğirdir, Marmaris, Sinop, Çeşme ve ENKA Triatlonu’dur.

Basit yarışma taktikleri (aklınızda bulunsun)

Taktiksel olarak yüzmede avantaj çıkış ve dönüşlerde sağlanabilir. Yüzme startı ile beraber “çamaşır makinesi” olarak tabir ettiğimiz büyük bir arbedenin içine girilir. Bu nedenle çıkışta kendine uygun bir yer tutmak önemlidir. Dönüşlerde ise dubalara
yakın dönmek avantajdır. Günümüzde “deryarın” serbest bırakılmasıyla yüzme çok önem kazanmıştır. Ters deryar vermek bisiklette rakibe avantaj sağlamamak için iyi bir taktik uygulamadır. Bisiklette önemli bir nokta da kullandığımız malzemenin hafifliği, seriliği ve vücudun anatomik yapısına uygun (ergonomik) olmasıdır. Her ne kadar bisikletteki kadar avantaj sağlamasa da koşuda da rakibinin arkasına girerek onun temposundan faydalanmak veya önde gidip tempo değişiklikleri ile rakibi yıpratmak taktiksel bir avantajdır.

 

Yazı: Dilara Özdeş

*Marmara Life sayı 99

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s