İpek Yolu’nun Son Durağı: “KOZAHAN”

Tophane’den Bursa’yı seyre dalmak, Ulu Camii’nin muhteşem mimarisinde ve hikâyesinde geçmişe uzanmak, Kozahan’da alışveriş yapıp yorgunluk çayı içmek ve Yeşil Türbe’de muhteşem çinilerin renkleriyle akşamı etmek isterseniz eğer rotanızı Bursa’ya çevirin…

Gezgin Evliya Çelebi’nin sudan ibaret bir kelâm olarak betimlediği dillere
destan bu şehir; Zeki Müren’in güneşi olmayan bir sokağında vurulduğu, Müzeyyen Senar’ın ufak tefek taşlarıyla oynadığı, doğudan ve batıdan birçok insanı huzur içinde yaşatan, tarihî dokusuyla adeta açık hava müzesini andıran bir misafirhanedir…

ŞEHR-İ İPEK

İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Yurdumuzda ise Bursa ile adı özleşen ipekböcekçiliği 1500 yıllık bir geçmişe sahiptir. Selçuklular Anadolu’ya geldiklerinde ipek yoluna ve ipek ticaretine
çok önem vermişler ve kurdukları hanlar, kervansaraylar ile ticareti şuurlu bir şekilde ayakta tutmaya çalışmışlardır. Oğuzlar’ın en uç boylarından olan Kayı Boyu ise daha
Orta Asya’dayken koza ve ipekçilikle uğraşmış, Anadolu’ya gelince obasını kurduğu yerlerin ipek yolu üzerinde olmasını tercih etmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda ise
Kayı Boyu’ndan gelen Osman Bey Bursa’yı kuşatmış ve Orhan Beyin Bursa’yı fethetmesiyle de ipekçilik Bursa’ya kadar gelmiştir. Osmanlı’nın Bursa’yı başkent yapmasıyla önemli ticaret merkezlerinden birisi olmuştur. Ekonominin hızlanmasıyla
birçok göç almış, gelen göçlerle nüfus çoğalıp gelişmiş ve ipekçilik şehrin ana imalat, ticaret materyali olmuştur. İşte Ulu Camii ile Orhan Camii arasında saklanan Koza Han
da, 1491’den beri Bursa’nın ayakta kalmasını sağlayan ekonomik unsurlardan birisidir. İki katlı bu han Osmanlı padişahı II. Bayezid tarafından Mimar Abdül Ula Bin Pulat Şah’a İstanbul’daki eserlerine gelir sağlaması amacıyla yaptırılmıştır. Geçmişten günümüze; Ceddid-i Evvel, Beylik Kervansarayı, Beylik Hanı, Şimşek Hanı, Ceddid-i Amire ve Yeni Kervansaray gibi isimlerle anılan han; ipek böceği kozalarının satıldığı iki katlı, alt katında 45, üst katında 50 odası bulunan dikdörtgen bir avluya sahiptir. Develik adı verilen ve bu dikdörtgen avlunun doğusuna yapılmış olan yapının bir diğer avlusu da zamanında ahır ve depo olarak kullanılmıştır. Hanın kuzeyinde ise büyük taştan kabartma süslerle yapılmış görkemli bir taç kapı yer alır. Bunun dışında üst katta güneye açılan bir kapı, avluda yer alan geniş bir kapı ve bu kapıdan da Orhan Camii’ne açılan bir kapı daha bulunmaktadır. Ayrıca, kurulduğu yıldan beri yapılan çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaştırılan Koza Han’ın avlusunun ortasında, iki katlı bir mescit vardır. Türünün ilk örneği olan bu mescidin altı şadırvan olarak planlanmıştır. Tamamen taştan yapılan bu mescit ise çevresinde yer alan sekiz ve tam ortasında bulunan bir ayak üzerine oturtulmuştur. İşte bu tarihi mekân doksanlı yılların
başlarına kadar ismi ile müsemma olarak anılmış, yurdun her yanından gelen taşralı koza üreticilerinin ipek tüccarlarıyla buluşmasına ev sahipliği yapmıştır. Bursa ekonomisine ipekçilik alanındaki katkısını günümüzde de sürdürmeye devam
eden handa eskiden, girişte bulunan zil hafta içi her gün saat 10’da çaldığı an koşuşturma başlarmış. İçindeki mescidin çatısına değecek yükseklikte koza hararları yığılırmış önce. İpek tüccarları köylülere saat 12’den sonra paralarını peşin ödediğinde,
emektar kahveci Ali Abi’nin elinden demli bir çay içildiğinde unutulurmuş her şey… 2000’li yıllara gelindiğinde ise Çin’in ekonomik istilasına pek dayanamamış bu tarihi çarşı. İpek böceklerine hayat veren dut ağaçları kesilmiş birer birer. Tüccarlar da Uzak Doğu’da bulmuşlar aradıkları hazır ipeği…

İPEK BÖCEKLERİNİN RESMİ GEÇİT TÖRENİ
Zamanın ve mekânın içinde yoğrularak bizlere miras kalan bu han; Bursa’dan geçerken, hele mevsimlerden yaz ise, mutlaka uğramanız gereken yerlerin başında gelir. Ortasında bulunan bahçede çay içmek garip bir huzur verir, yolu uzattığınıza hayıflanmayı unutursunuz.  İpek böceklerinin vitrinlerde eşarp, kumaş, mendil olarak karşımıza çıkması şaşırtır biraz. Kimimiz içinse ipek, anneannemizin bilmem kaç yıllık gelinliğidir sadece, kardeşlerle gizli gizli sandıktan çıkartıp giydiğimiz. İşte bu yüzden Kozahan’daki ipeklerin hayaline bile yabancıdır bazılarımız…

Çocukluğumuz, dut yapraklarıyla beslenen ipek böcekleri, koza ayıklama imeceleri ve daha nicesi çay kaşığının şıngırtısında tatlı tatlı resmigeçit yapar belleğimizde. Ama hepimizi oraya çeken; ne içeceğimiz çay, ne o görkemli ağaçtaki kuş cıvıltılarıdır bana kalırsa… Belki unutulmaya yüz tutmuş bir tarih, belki dönülemeyecek çocukluğun izini sürmektir. Belki ipek böceği kardeşliğini tazelemek, belki ipek sözcüğündeki önlenemez dokunma isteğine karşı çıkamamaktır, kim bilir?

İPEK BÖCEĞİ

İpeğin insanlık tarihine girmesi M.Ö. 2500 yıllarına uzanmaktadır. Rivayete göre Çin’de yaşayan bir prenses, çamaşır yıkatmak için hizmetkârlarından kazanda su kaynatmalarını ister. Kaynayan su bir dut ağacının altındadır ve dut ağacının üzerinde yabani ipek böceği kozaları vardır. Suyun buharı kozalara ulaşınca serisi (kozaya sertlik veren madde) çözülen kozalar suyun içine düşer. Prenses de suyu kozalardan temizlemek için eline bir dal parçası alıp kazandaki kozaları dışarıya çıkarmaya çalışırken koza lifleri prensesin elindeki dal parçasına dolanmaya başlar, kozalardan bir ip geldiğini görürler ve ipek ilk orada keşfedilir.

NOT: Evliya Çelebi, 1050 (1640) yılında ziyaret ettiği Bursa’daki eski eserleri anlatırken Koza Han adını vermemekte fakat Pirinç Hanı’ndan sonra bir Acem hanından bahsetmektedir. Verdiği bilgilerden anlaşıldığına göre Evliya Çelebi’nin Acem Hanı olarak adlandırdığı handa Azerbaycan ve İran’dan gelen tüccarlar kaldığı gibi ipek tüccarlarından gümrük alan ipek keminin makamı da burada idi. Onun verdiği bilgilerde adı geçen hanın Koza Hanı olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

NOT: Bursa ve çevresinde yaşayan, kendilerini Manavlar olarak ifade eden, yaklaşık 1000 yıldır bu topraklarda yaşayan Türkler İpek Böceği üreticiliğini yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir.

NOT: Ulu Camii ve Orhan Camiine komşu bulunan han 1491 yılında mimar Abdul Ula Bin Pulad Shah tarafından Sultan II. Beyazıd’ın isteği ile vakıf olarak Bursa Koza Han İpek Tüccarları Derneği’ne göre yapılmıştır.

 

Yazı: Dilara Gülşah AZAPLAR 

*Marmara Life sayı 100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s