Gece Yarısı Operasyonu

Yer Ambarlı Limanı. Zabıta ekipleri İstanbul’a sebze-meyve getiren kamyonları denetliyor. Kavun yüklü bir kamyonet şoförü, kaçak mal getiriyor. Denetimi öğrenince gemiye tekrar binip kaçmak itiyor. Yakalanıyor, ekipleri tehdit ediyor, evraklarını vermemekte direniyor. Gece yarısı limana polis çağrılıyor.

Her mesleğin kendine göre zorlukları vardır tabii ki. Gecesi ayrıdır gündüzü ayrı. Mesleki konumuz: Zabıtalar. Hani şu TV haberlerinde genelde simitçilerin tezgahlarını alıp götüren “acımasız” diye gördüğümüz veya ön yargılı baktığımız zabıtalar. Biz onlarla empati kuralım ve onlara ayna tutalım istedik. Ve bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bayrampaşa Hal Müdürü Bayram Ali Çakıroğlu’nu aradık ve ona amacımızın onların bir gece çalışmasına eşlik ederek gözlemlerimizi aktarmak istediğimizi anlattık. “Hay hay. Buyurun” dedi. İki arkadaş Bayrampaşa Hal Müdürlüğü’ne gittik. Saat 22.30’da oradaydık. Önce bir sohbet ve Komiser Bekir Bayır’ın genel bir bilgilendirmesinin ardından rutin işlerinden birisi olan ekiplerle Ambarlı Limanı’na denetime çıktık.

Görev, gemilerle İstanbul’a gelen sebze ve meyvelerinin kayıtlı (künye) olup olmadıklarını tespit etmek. Ekipler Amiri Komiser Bekir Bayır, Komiser Erkan Demirci, Komiser Murat Balcı, Zabıta Memuru Ceyhun Ayvaz ve şoför Sebahattin Gerçek var. Normal bir kontrol olarak düşündüğümüz bu olayda filmlere konu olacak gelişmeler yaşayacağımız hiç aklımıza gelmezdi. İşte size aksiyonu bol olay:

Komser Bekir Bayır yönetimindeki zabıta ekipleri iki araçla yol kenarında yerini alıyor. Limandan kamyonlar bir bir çıkıyor. Zabıtalar sebze ve meyve taşıyan arkası açık kamyonlara bakıyor. Bir kamyon durduruluyor, ardından birisi daha. İki kamyonun
evraklarına bakılıyor. Tabii bu trafik denetimi değil, yük (sebze-meyve) denetimi… Gerekli izin kağıtları sağlam, her şey doğru. Şöforler memurlara “Kolay gelsin” diyerek yoluna gidiyor. Ardından büyük bir kamyon durduruluyor. Şöfor yorgun, bitkin ve
biraz da endişeli. Evrakı isteniyor. Ancak bir gariplik memurların hemen dikkatini çekiyor. Evrağa göre Bursa Karacabey’den çıkışı görünen karpuz ne gariptir ki Adana Seyhan’a gitmesi gerekirken İstanbul’a giriş yapıyor.

Memurlar hemen gerekli işlemleri yapıyor, kamyon şöforü durumdan muzdarip. Onun bir suçu olmamasına rağmen kamyoncuların sıkıntısına parmak basıyor:

» Abi ben ne yapacağım şimdi?
» Mal sahibi, ürün yola çıkmadan bildirim yapmalı idi. Senin de bildirimi olmayan ürünü taşımaman gerek.
» İyi de abi satamazsa bu malı yandık. Paramızı alamayız. Yani anlayacağınız şöfor şöforlüğü ile kalmıyormuş. Aynı zamanda malın satılması için de dua etmesi gerekiyormuş.

Neyse denetim devam ediyor… O sırada bir memur geminin olduğu bölüme gidip gözlemde bulunuyor, ve dönüşünde bazı araçların içeriye doğru geri kaçtığı bilgisini veriyor. Komiser Bekir Bey kararlı bir şekilde “Sabaha kadar da olsa bekleyeceğiz. O gemi kalkana kadar buradayız” diyor. Yaklaşık bir yarım saatlik bekleyiş sonrası
Komiser Bekir Bey, düğmeye basıyor:

» Haydi içeri giriyoruz.Bir kamyonet tam geminin araçları aldığı yerin kenarına durmuş bekliyor. Genç bir memur arkadaş kamyonetin yanına gidiyor ve ön bir tespit yapıyor ve dönüşünde amirini bilgilendiriyor. Ancak sıkıntılı bir durum söz konusu. Genç memur tehdite uğramış. Şöfor, saldırmak istemiş. Kamyonetinde kavun yüklü olan şöforün kaçma girişimine karşı yol zabıta memurlarının araçları ile kapatılıyor. Evrakları
isteniyor ancak şöfor vermiyor. Ve başlıyor sinirli bir şekilde bağırıp çağırmaya. Bakıyorsunuz o da ekmeğinin peşinde… O da bir hayat telaşesinde. Onu da anlamaya çalışıyorsunuz ama söylemleri ile eylemleri birbirini tutmuyor. Deyim yerindeyse Allah’a emanet çıkmış yola. Evrak isteniyor. YOK. Kimlik bilgileri isteniyor. YOK.
Ruhsat isteniyor. YOK. Diretiyor… Ve bir yandan da ‘kendimi denize atacağım’ tarzı deliye vurma yaklaşımları. Bir yandan da memurlara kafa tutma. Tecrübeli komiser Bekir Bey, tansiyonu düşürmek istiyor ama şöfor diretiyor da diretiyor. Güçlük çıkarmaya devam ediyor.

Komiser Bekir Bey, adamın direnmesine dayanamayarak polis çağırıyor. Polis ekipleri limana geliyor. O ahkâm kesen, kafa tutan şöforün tarzı değişiyor. “Ben ettim siz etmeyin. Ne olur fazla ceza yazmayın. Vallahi memur beye kızmadım, kendime kızdım” söylemleri ve özürleri başlıyor ve sonrasında gerekli işlemler yapılıyor. Bu arada saati merak edenler için söyleyelim: 01.45. İşin ilginç tarafı, zabıta memurlarının bu tarz bir olay karşısında kendilerini koruyacakları ne silahları ne jopları var. GEÇMİŞ OLSUN.

NOTLAR

Halde Sistem Nasıl İşliyor?
Halde zabıtaları günün 24 saati iç ve dış denetim görevlerini sürdürüyor. Hal içi denetimlerde, meyve-sebze ticaretinin yasalara uygun yapılmasına yönelik denetimler, trafik akışını düzenlemek, hal kompleksi içinde yer alan 600 iş yerinin Belediye Emir ve Yasaklarının tatbikini amacı ile denetimi. Hal dışı denetimde ise, sebze ve meyvenin üretim noktasından tüketime sunulan son noktaya kadar, nakliyesinde, depolanmasında, paketlenmesinde, ithalat ve ihracatında yer alan tüm araç, tesis ve işletmelerin kontrolünün yapılması.

KÜNYE BELGESİ NEDİR?
Bir anlamda ürünün kimlik belgesi. Herhangi bir mal il dışına çıkarılıyorsa onun künye belgesi olmak zorunda. Bu belgede, malın adı, cinsi, malın türü, üretildiği yer, üreticinin adı, gideceği yer, miktar gibi bilgiler yer alır ve bu bilgilerin kamyondaki malların niteliği ve miktarı ile uyuşması gerekir. Künye belgesi bulunmayan ürünlerin ilgilisi
hakkında cezai işlem uygulanıyor.

‘Halden Anlamak’
» Zabıta memurları iki vardiya şeklinde çalışıyor. Sabah 07.00 ve 15.00 ekibi. Bir de 15.00 ve 07.00 ekibi. Ancak istisnai izin durumlarına göre bu değişim gösteriyor. Ataşehir ile birlikte toplam personel sayısı 70 civarında.

» Bayrampaşa halinin en yoğun olduğu gece cumayı cumartesiye bağlayan bir de pazarı pazartesiye bağlayan gece. Cumartesi 15.00’ten sonra hal kapanır. Pazar 15.00’e kadar izin yapılır.

» Hal zabıtaları öyle olaylarla karşılaşıyorlarmış ki; mesela bir gün kamyon şöforü malı hale getirmiş ancak parasını alamamış. Aç-susuz ve cebinde çorba parası bile yok. Zabıtalar yardımcı olmuş.

» Memurlar “Kanun, nizam ve intizama uygun iş yapan tüccar ve esnaflar görev yapan personele yardımcı oluyorlar. Kaçak ya da gayri yasal olarak çalışanlar görev yapmak isteyenlere zorluk çıkartıyorlar’’ diyor.

» Büyük market grupları hal kayıt sistemine bildirimde bulunmak kaydı ile ve bildirimi tamamlayarak satışa sunmak üzere ürünleri kendi depolarına, paketleme tesislerine sevk ederek orada düzenlendikten sonra marketlerine dağıtıyormuş.

Belediye İçin Ciddi Kaynak
Sebze ve meyve ticaretinde yasalara aykırı davrananlar için zabıta memurları ‘cezalı hal rüsumu tutanağı’ tutuyor. İzinsiz olarak getirilen ürün değeri üzerinden (hal bülten fiyatı) yüzde 25’i cezalı hal rüsumu olarak kesiliyor. Hal zabıtalarının yazdığı cezaları kim alıyor? Cevap: Belediye. Hal geliri İstanbul’da 2009’da 56 bin 673 TL iken 2010’da hızlı bir ivme kazanmış ve gelir 63 bin 451 TL’ye çıkmış. 2011’de rakam 74 bin 941 bin TL olurken 2012’de (yeni yasa çıkmış) 42 bin 118 TL, 2013’te ise 66 bin 326 TL olmuş

Yazı: İsmail Doğan

Fotoğraf: İlyas Yıldız

Bu Yazı Marmara Life Sayı 87’de yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın