Erol Göka’nın AŞK HERŞEYİ AFFEDERSE Kitabı Üzerine

Bu dünyanın neresinden bakarsanız bakın, değişmeyen ve çok net bir şekilde fark edilen özellik, aşkla ahlakın bağının kopması. İçi boş ve hakimiyet mücadelesine dönüşen kadın-erkek ilişkileri yaygınlaşıyor.

Erol Göka’nın “Aşk Her Şeyi Affederse” adlı kitabı bize teknomedyatik dünyanın bir tablosunu sunuyor. Dünyanın neresinden bakarsanız bakın, değişmeyen ve çok net bir şekilde fark edilen özellik, aşk ile ahlakın bağının kopması. İçi boş ve hâkimiyet mücadelesine dönüşen kadın-erkek ilişkileri yaygınlaşıyor. Belki de kendisinden boşanmak isteyen hatta resmi olarak boşanmış eşlerini öldürenler, bu hâkimiyeti sağlama çabasında.

Teknolojinin sunduğu imkânlar, eşlerin birbirinden ayrı geçirdikleri zaman dilimlerinde neler yaptığını tüm ayrıntılarıyla öğrenmelerini sağlıyor. Eşine sormaktansa, teknolojik imkânlardan faydalanarak bilgi edinmek… Hem daha kolay, hem daha kesin.

Kitapta değişken ilişkiler anlatılırken,aile içi iletişimin iletişimsizliğe nasıl dönüştüğü de resmedilmiş. “Evlerimizde arada bir birbiriyle karşılaşan otel müşterileri gibiyiz.” ifadesi, bu resmi en kısa şekilde özetliyor sanırım. Bütün bu olumsuz görüntüler ve
teknomedyatik dünyanın karmaşası içinde aşkın ve aile mefhumunun –şekil
değiştirse de- her daim var olması umut verici bir durum. Bize düşen kalıcı bunu hale getirmek, sağlıklı bir şekilde yaşamak.

“Aşk, Güveni Özgürlüğün Önüne Alabilmeyi Gerektirir.”
Kitabı okurken, yoğun duygu dalgalanmaları yaşadım. Önce teknomedyatik dünyanın –pek iç açıcı olmayan resmi beni üzdü. Biraz umutsuzluğa kapıldım. Sonra içimdeki Pollyanna; bir sorunu fark etmek ve tanımlamanın, problem çözmenin ilk aşaması olduğunu hatırlattı. Ümit ışığım, umutsuzluğumu aydınlattı. Sonra teknomedyatik dünyanın bir bireyine yakışan (!) şekilde davrandım ve hemen –hiç beklemeden- çözüm
arayışına girdim. En kısa ve en çabuk çözüme ulaştıranından. Sayfalarca aradım ama bulamadım. Oysa yazarın yorulmadan iyileştiren bir reçete sunmasının bekliyordum. Her kapıya uyan maymuncuğu bulamadım maalesef.

Erol Göka- Sağ Olsun- Bir Girizgah Göstermiş ve Gerisini Bize Bırakmış
Ömrümüzü bu sorunu çözmeye adasak bile “mutluluğa giden kapıları açacak maymuncuk”u bulamayız. O halde; aşk ve evlilik sürekli emek isteyen, gelebilecek tehlikelere karşı sürekli teyakkuzda olmamız gereken mefhumlar. Mahremiyeti korumak ve aile sıcaklığını muhafaza etmeye çalışmak, en önemli yaşam gayemiz olmalı. Çünkü toplum hayatına sağlıklı bir şekilde katılmamız ve sağlıklı nesiller yetiştirmemiz için bu şart.

“Bize Bugün Aşk ve İlişkiler Bağlamında En Çok Gerekli Olan Mesuliyettir Sorumluluk Hissidir.”
İyi ama ahlaki ilkeler göreceli değil midir? Bireyler arası ortak ilkelere nasıl ulaşacağız? Hepimiz bir araya gelsek ortak doğrulara ulaşabilir miyiz? Bu sorunları çözer mi? Kesin sonuç verir mi? Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Evrensel olanı küçücük ve sınırlı aklımla bulamayacağım kesin. Hepimizin aklını toplasak mutlak olan akıl
etmez. Yaradan yarattığının ihtiyaçlarını bilir. Onu yalnız bırakmaz. Merhametlidir. Bedeni ihtiyaçları için –tüm canlılara- her türlü nimeti sunan Rabbim, ruhsal ihtiyaçlarını görmezden gelmez. O halde bunları hayata geçirmek gerek. Geçmişle bugünü kıyasladığımızda, geçmişe hep özlem duyuyoruz. Geleneksel ve dini değerlerimizi önemsediğimiz, baş tacı ettiğimiz dönemleri özlüyoruz. Yeni çözümler
aramaya gerek yok. Üstelik yazarımızın da belirttiği gibi “…bir yaratıcıya dayanmayan ahlaki anlayışlar, müeyyideleri olmadığından yaptırım gücünden yoksul oldukları gibi, insana ahlakı uygun bir dünya hayatı yaşaması halinde ebedileşme imkânı da sunmazlar.”

NOTLAR:

» Aşk Her Şeyi Affederse, teknomedyatik dünyanın trajik tablosunu gözler önüne seriyor.
» Ahlaki çöküş kadın-erkek ilişkilerini güç savaşları haline getiriyor ve Erol Göka’ya göre, kendisinden boşanmak isteyen eşini öldüren bir adamın şiddetinin temelinde bu ilişkilerin karşılıklı mücadele haline gelmesi var.
» Erol Göka, aşkı ve ilişkileri kurtaracak ortak ahlaki değerleri yeniden yaratıp yaratamayacağımızı tartışıyor.
» Mahremiyeti korumak ve aile sıcaklığını muhafaza etmeye çalışmak, en önemli yaşam gayemiz olmalı. Çünkü toplum hayatına sağlıklı bir şekilde katılmamız ve sağlıklı
nesiller yetiştirmemiz için bu şart. Erol Göka, ilişkilerde sorun varsa, işe en insani özellik olan ahlaktan başlanması gerektiğini vurguluyor.

Yazı: Ebru Kodak

Bu yazı Marmara Life Sayı 88’de yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s