Asfalt Osman’ın Dâhi Torunu APPLE’I SOLLAR MI?

İLKOKULU İZMİR’DE BİTİRDİKTEN SONRA ROBERT KOLEJİ’Nİ KAZANARAK İSTANBUL’A GELEN VE LİSE EĞİTİMİNİ TAMAMLADIKTAN SONRA ÜNİVERSİTE, YÜKSEK LİSANS EĞİTİMİNİ ABD’NİN KALİFORNİYA EYALETİNDE TAMAMLAYAN OSMAN KİBAR’IN BAŞARILI GİRİŞİMİ SAMUMED, ALDIĞI 300 MİLYON DOLARLIK YATIRIMIN ARDINDAN BİYOTEKNOLOJİ ALANINDAKİ GİRİŞİMİNİN DEĞERİNİ TOPLAM 13 MİLYAR DOLARA YÜKSELTMEYİ BAŞARDI.

Sadece bir günde, İzmir’in efsanevi belediye başkanı rahmetli dedesi kadar tanınmış biri oldu Osman Kibar. Çünkü bugünlerde şirketine 13 milyar dolar değer biçildi ve 45 yaşındaki Kibar’ı “Bu adam yaşlandırmayı durdurabilir mi?” başlıklı haberle Forbes dergisi kapağına taşıdı. Akşamları evine giden, eşi ve çocuklarıyla yemek yiyen, el ayak çekildikten sonra da soyut matematik ders kitaplarına kapanan bu adam “Asfalt Osman” lakabı ile özellikle İzmirlilerin yakinen tanıdığı Osman Kibar’ın torunu Forbes’ın kapağını süsleyecek ne yapmış olabilir ki?

“BİR SABAH UYANDIM Kİ, YATIRIM BANKACISI OLMUŞUM”
İstanbul Robert Kolej’de aldığı eğitim sonrası üniversiteyi okumak üzere California’ya yerleşerek mühendislik, matematik ve biofotonik alanlarında eğitim alıyor; hatta “bürokratik” bulduğundan, doktorasını yarım bırakıyor. Eğitimi esnasında kurduğu ilk girişimi Genoptix’i 470 milyon dolara Novartis’e, ardından kurduğu başka bir girişimi de Intel’e satan Kibar, sonrasında New York’a gelip Pequot Capital’da çalışmaya başlıyor. Yatırım bankacısı olmak istemediğini çok iyi bilen Kibar, San Diego’ya dönüyor.
Hava alanında karşılaştığı (Robert Kolej’den arkadaşı) Cevdet Şamikoğlu’na, uçak biletinin arka yüzüne hızlıca çizmek suretiyle dünyayı değiştirecek teknolojilere odaklı iş planını anlatıyor.

Şamikoğlu kendisine anlatılan projeden etkileniyor ve Kibar’ın 3,5 milyon dolarlık bir yatırım sağlamasına yardım ediyor. O dönemki ismiyle Wintherix, ilaç devi Pfizer’in bünyesinde doğuyor. Bir süre sonra Wintherix ve Pfizer arasında anlaşmazlıklar yaşanınca; Kibar, Wintherix’i adeta “bir gece ansızın” kuluçka merkezinden taşıyıveriyor. (Forbes’a göre, gerçekten de bu taşıma olayı için bir Wintherix çalışanının 2 günde Pfizer’e gizlice tam 130 kez girip çıkması gerek)

 

SAMUMED DOĞUYOR !
Kibar, Wintherix’le karşılıklı olarak davalık oluyor ve şirket bu zorlu süreçte neredeyse sıfırı tüketiyor. Kasasında sadece 9000 dolar gibi bir parası kalan şirket için, içlerinde Credit Suisse Türkiye CEO’su Uğur Bayar’ın da bulunduğu Kibar’ın Türkiye’deki akrabaları ve arkadaşları seferber oluyor ve el birliği ile 2,4 milyon dolarlık fon oluşturuyorlar. Uzun bir davanın ardından Kibar, ilaçların patentini kendisi üzerinde tutmayı başarıyor. Şirketin adını Samumed olarak değiştirip, San Diego’da laboratuvar kurarak çalışmaya başlıyor.

Kibar, Samumed bünyesine önce Cevdet Şamikoğlu’nu, ardından Arman Oruç’u, sonrasında da Yusuf Yazıcı’yı katıyor. Hepsi de Kibar’ın Robert Kolej’den arkadaşları; ve hali hazırda ABD’de kendi alanlarında çok başarılı isimler. Peki ne yapıyor Samumed ve Osman Kibar?

SİHİRLİ PROTEİN WNT
Bir dönemdir neredeyse bütün ilaç şirketleri ve belki binlerce bağımsız araştırmacı, ‘wnt’ isimli bir protein üzerinde çalışıyor. ‘Wnt’ hücrelerimiz arasında sinyal taşıyan, haber taşıyan bir proteinin adı. Erkek spermiyle kadın yumurtası birleşip ilk bölünmelerini gerçekleştirmeye başladıktan sonra, yani fetüsün ilk aşamalarından
itibaren wnt, o ‘kök’ hücrelere hangi organa dönüşeceklerini söyleyen haberci. Sadece fetüste de değil, yetişkinlerde de kan üretiminden başka pek çok konuda işlevleri var.

Ayrıca ‘wnt’nin bozulması bizim türlü çeşitli kanserlere yakalanmamıza da neden oluyor. Dolayısıyla ‘wnt’ gerek kanser tedavisinde gerekse ‘jeneratif’ yani kaybolan dokuların yerine geri konulmasıyla uğraşan yeni tıp alanlarında çok önemli bir anahtar
niteliğinde. İşte bu yüzden, Türkiye dahil dünyada yeni alanlara yönelen araştırmacıların bir nevi ‘kızıl elma’sı bu ‘wnt’.

APPLE’I SOLLAR MI?
Forbes, Samumed’in Wnt adlı bir gen üzerine odaklandığını, yapılan deneylerin şu ana kadar iyi yürüdüğünü, saç ve kıkırdaklar üzerinde planlanan sonuçlar alınırsa şirketin devasa bir potansiyele ulaşabileceğini yazdı. Samumed’in ayrıca körlüğe neden olan bir hastalığa ve bir akciğer rahatsızlığına yönelik çalışmaları da var. Şirketin yatırımcıları arasında yer alan Finian Tan, sadece kıkırdak iyileştirmeyle ilgili beklentiler karşılanırsa şirket değerinin teknoloji devi Apple’ı sollayacağı yorumunu yapıyor. Samumed’in ilaçlarının işe yarayıp yaramadığı büyük ölçüde önümüzdeki 1,5 yıl içinde açığa çıkacak.

MATEMATİK BENİM İÇİN HUZUR DEMEK
Forbes’ın kapağına taşıdığı ve hakkında sayfalarca yazı yazdığı bu adam matematiğe
olan tutkusunu şu sözlerle ifade ediyor; “Kendimi bildim bileli matematiğe
bayılırım… İlkokula bir yıl erken gittim. Sebebi de şu: Ablam Selin o sırada ilkokul üçüncü sınıfta, bizim evde de badana yapılacak, benim de doğuştan gelen astımım var. Çocuk evde boğulmasın diye düşünüyor bizimkiler ve beni ablamla beraber okula yolluyor, birkaç günlüğüne… Dedim ya ablam üçüncü sınıfta, ben de sınıfta onun yanında oturuyorum uslu uslu. Matematik dersi, öğretmen soru soruyor, ben sınıftaki herkesten önce doğru cevabı veriyorum… Bunu gören öğretmenler anne-babama ‘Bu çocuk hazır, onu okula başlatın’ diyor. Ve beni beş yaşımda ilkokula yazdırdılar… Başkaları dinlenmek için türlü çeşitli şeyler yaparlar, ben matematik kitabı okurum, soyut problemlerle uğraşırım… Matematikle ilgilenirken içime huzur gelir, bir çeşit meditasyon gibi…” diyor ve devam ediyor Osman Kibar “Yakın zamanda, artık orta yaş krizi midir nedir… Erkekler gider motosiklet falan alır, ben durdum düşündüm, eskisi gibi matematikle uğraşamıyorum ve kendimden çok rahatsızım.

Amerika’daki doktora programlarına baktım. Sonunda Princeton’ın programı bana daha çok uydu; doktora programının ders kitaplarını aldım, akşamları herkes yattıktan sonra oturup o kitapları okuyor ders çalışıyorum, bir nevi kendi kendime doktora yapıyorum…”

BAŞARININ ADI PARA MI?
Verdiği röportajda: “Başarı diye kendimle gurur duyduğum şeylerin hiçbiri parayla ilgili değil. Ama şunu da söylemeliyim: Matematik sevgisi, ilgisi ve aşinalığı da bana doğumla gelen bir şey, onunla da gurur duymuyorum. Bu yaşta oturup geceleri matematik çalıştığım için, kendimi geliştirmeye uğraştığım için kendimle gurur duyuyorum. Yani bence başarı, ne yapmak istediğini bilmek, hedefini seçmek ve ona da ulaşmak. Bakın, herkes benden söz ediyor ama bu doğru değil. Cevdet (Şamikoğlu) milyarlarca dolar yöneten bir fonun ortağıydı. Arman (Oruç) New York’un en önemli avukatlık şirketlerinden birindeydi. Yusuf (Yazıcı) New York Üniversitesi’nde profesördü, Amerika’da romatizma konusunda önde gelen 5-6 isimden biri. Bu insanlar sırf benimle Robert Kolej’den tanışıyorlar diye kariyerlerinin zirvesindeyken koşa koşa San Diego’ya gelmezdi. İş planıma baktılar, ne yapacağımı dinlediler, ikna oldular geldiler. Benim bir başarım varsa, o başarı bu takımı bir araya getirmektir.”

Tabiri caizse, “Mutluluk, nerede olduğunu bilmek ve orada durmaktır…” mesajını veriyor Osman Kibar ve “Seçimlerimiz hakkında gurur duyuyorsak o başarıdır.” diyerek yaptığı seçime olan inancını ve sevgisini özetliyor…

Samumed’in hikâyesinde en dikkat çekici nokta başarılı icatların yanında, şirketin kurucusunun, tıptan, hukuktan, finanstan sorumlu başkanının ve 120 çalışanın bir bölümünün de Türk kökenli olması fakat şirketin Amerika’da faaliyete geçmesi… Dileriz Osman Kibar gibi nice başarılı girişimci ve bilim insanının içinde nefes alıp değer kazandığı ‘eko sistem’ bir gün Türkiye’de de kendine yer bulur…

NOTLAR
*“Ablamın matematik dersine giriyorum, öğretmen soru soruyor, ben sınıftaki herkesten önce doğru cevabı veriyorum… Bunu gören öğretmen annebabama ‘Bu çocuk hazır, onu okula başlatın’ diyor. Ve beni beş yaşımda ilkokula yazdırıyorlar.”

GURUR DUYDUĞUM SEÇİM
“Ahlaki tutarlılık benim için bir seçim. Gurur duyduğum bir seçim üstelik. İş hayatımda da, gündelik hayatımda da, şirketimde bu ilkeyi sonuna kadar uygularım. Benim için, diyelim gerçeği eğip bükerek, olan şeyi olduğundan daha güzel göstermeye çalışarak kazanılacak para başarı değildir.”

OSMAN KİBAR’DA İZİ OLANLAR…
“Çok fazla var, hepsini sayayım diyeceğim ama ya birini unutursam, kırarsam? Ama Prof. Sadık Esener’i mutlaka söylemeliyim. Onun doktora öğrencisi oldum. Onu abim gibi görürüm, benim gelişmem açısından hep yardımını gördüm, hep elimden tuttu, beni kolladı. Onun da beni öğrencisi olduğum kadar kardeşi olarak gördüğünü düşünüyorum.”

Yazı: Dilara Gülşah Azaplar

Bu yazı Marmara Life Sayı 103’te yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın