KÜRESEL EKONOMİK GELİŞMELER IŞIĞINDA TÜRKİYE

2016 ve 2017’nin kıyaslamasını özellikle Türkiye için yapmak herhalde imkansızdır. Güneydoğuda yaşanan hendek vakaları, darbe girişimi, ardından terör saldırıları… Aslında listeyi uzatabiliriz. Fakat bu sene adeta küllerinden doğan bir Türkiye ekonomisi var.

Önce dünyadaki gelişmelere bakalım. 2008 yılından bu yana dünya ekonomisi kendine gelemedi. Finans piyasalarında türbülans devam ediyor. Büyük ekonomilerde gözlemlenen az da olsa kıpırdanmalar bizi az da olsa geleceğe dair umutlu olmaya sevk ediyor. Uluslararası Para Fonu IMF tarafından her 6 ayda bir yayımlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na (World Economic Outlook) göre bu sene dünya ekonomisi toplamda yüzde 3,6 büyüyecek. 2018 tahmini ise yüzde 3,7. Tabi 2008 yılında başlayan küresel krizden sonra en düşük büyüme rakamını yüzde 3.2 olarak 2016’da gördük. Gelecek yıl projeksiyonları ile kıyaslandığında bahsettiğimiz umut dolu bakışın ilk ve en somut göstergesinin bu rakamlar olduğunu söyleyebiliriz.

KÜRESEL EKONOMİDE TOPARLANMA HIZLA ETKİSİNİ GÖSTERİYOR

Henüz toparlanamadık aslında. Bunun 3 ana sebebi olduğu ekonomi çevrelerince ifade ediliyor:

1. Eski seviyelere dönmeye çalışan ülkeler ekonomik anlamda henüz daha ülke içindeki bölgelerin ekonomik dengesizliklerine çözüm bulamadılar. Türkiye için konuşursak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentler hızlı gelişim gösteriyor olsalar da diğer Anadolu kentleri için senaryonun aynı olmadığını itiraf etmeliyiz. Bölgeler arası ücret farklılaşmaları sonucunda yavaşlayan “köyden kente göç” konsepti yeniden ilgi görmeye başladı.

2. Anlatması daha kolay belki ama ülkeler arası toparlanma hızları farklılık gösteriyor. Bazı ülkeler çok hızlı büyürken bazıları ekonomik krizin etkilerinden hala kurtulamıyor. Türkiye bu yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 5,1 ve yüzde 5,2’lik büyüme oranları yakaladı. Fitch Ratings tarafından yapılan son açıklamada üçüncü çeyrek büyümesinin yüzde 7 olarak tahmin edildiği ifade edilmiştir. Büyüme rakamları göz önüne alındığında dünya ikincisiyiz. Fakat Ortadoğu, Kuzey ve Orta Afrika ile Latin Amerika sadece ekonomik krizler değil, siyasi iç çekişmeler ve güvenlik sorunları da yaşamaktadırlar.

3. Son olarak ise “zaman her derde deva” deyimi burada da geçerli. Krizler, savaşlar, terör derken dünyanın demografisi değişti. Bu demografinin ekonomiler tarafından absorbe edilmesi biraz zaman alacaktır. Acı olan ise göç dalgalarını gelişmiş ekonomiler değil gelişmekte olan ekonomiler göğüslüyor. Bu sebeple nüfusu artan gelişmekte olan ekonomiler, gelişmiş ekonomilere oranla bu sene kişi başı gelir anlamında yaklaşamayacaklar hatta uzaklaşacaklardır.

TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERELERİ AÇIK!
Hepimiz için risk alma vakti geldi. Siyasilerin bu krizleri fırsat bilerek yapısal reform yapmalarının önünde herhangi bir engel kalmamıştır. Benzer durumu biliyorsunuz 2001 krizinde yaşamıştık. Belki kısa vadede acı reçetelere maruz kaldık ama uygulanan mali disiplin ve yapısal reformlar sayesinde bir daha benzer bir kriz yaşamadık.

Türkiye’de atılacak adımların en başında Suriye ve Irak gibi ülkelerden göçle gelen nüfusun eğitilmesi gelmelidir. Sadece okul eğitimi değil bu göçmenlere girişimcilik başta olmak üzere bazı ekstra imkanlar sağlanmalıdır. Zaten Orta Vadeli Programın ana hedeflerinden birisi de istihdam olarak açıklanmıştır. İstanbul Ticaret Odası tarafından her yıl yayımlanan Yabancı Sermaye Göstergeleri Raporu’nun 2016 yılı rakamları göstermektedir ki yatırım büyüklüğü olarak Almanya listenin başında yer alırken Suriyeliler şirket sayısı olarak listenin en başında bulunmaktadırlar. Bu trendin büyüyerek devam etmesi en büyük dileğimizdir.

TEŞVİKLER
Türkiye, teşviklerin en bol olduğu ülkelerden birisi. Kalkınma Ajansları, Tübitak, AB Horizon 2020, Bakanlıklar, KOSGEB ve daha niceleri. Dünyanın durgunluğunu atmak için çabaladığı bir dönemde inovatif projelerin hayata geçirilmesi çok önemli. Unutmamalıyız ki Mark Zuckerberg Facebook’u kurarken daha üniversite öğrencisiydi.

 

Yazı: Mehmet Onur Partal

*Bu yazı Marmara Life sayı 105’te yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın