Gülen Gözler’de bir yaş; Vecihi Hürkuş

O, gerçekten soyadı gibi Hürkuş! Türk havacılık tarihinde ilklere uçan ve ödül yerine cezalandırılan Tayyareci. İstiklal Madalyası ve takdirnameleri ise Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlık belgeleri…

Vecihi! Hani şu 1977 yapımı “Gülen Gözler” filmindeki acemi pilot Vecihi! Türk sinemasının efsane oyuncusu Şener Şen’le özdeşleşen ancak gerçek yaşamda ilklere imza atan ve pek bilinmeyen bir değer. Gerçek adı: Vecihi Hürkuş. Senaristlerin hayal dünyasından bile zengin bir yaşama, üretkenliğe sahip zeki, çılgın bir çocuk. Cengaver bir savaşçı genç. Pes etmeyen ve ideallerinin peşinden uçan hırslı bir tayyareci. Yasaklara, engellemelere rağmen inandığı doğruları savaştan çıkmış bir ülkede filizlendiren bir eğitmen!

Tüm bunlara ve dolu dolu yaşama, her insana nasip olmayacak ödüllere rağmen çileli bir son, nokta. Neresinden bakarsanız bakın yaşadığı dönemin koşullarını da düşünüp dikkate alarak çok büyük saygı duyulası bir hikaye, Vecihi Hürkuş’un serüvenlerle dolu hayatı. 6 Ocak 1896. İstanbul’da gümrük müfettişi Ali Faham Bey’den olma ve Zeliha Niyir Hanım’dan doğma bir çocuk dünyaya gelir. Aslında onun şanssızlığı ve çileli hayat yolculuğu küçük yaşta babasını kaybetmesiyle başlar. Önce akrabaların yanı sonra Üsküdar’da bir evdir onun çocukluk dönemindeki yaşam alanı. Bebek ve Osmaniye Rüştiyesi’ndeki ilk eğitimler sonrası sanata ilgi onu Tophane Sanat Okulu’na sürükler. Sonra her alanda savaş başlar Vecihi adına. Daha 16 yaşındadır Balkan Savaşı çıktığında, gönüllüler arasındadır ve Beykoz Seriburun’a esir kumandanı olur. 2 yıl sonra tayyareci Nuri, Sadık ve Fethi Beler’in şehit olması bambaşka bir pencere açar onun dünyasında. Pilot olmaya karar verir ve ardından Makinist Mektebi’nde eğitim görür. I. Dünya Savaşı’nda Bağdat Cephesi’ne makinist sıfatıyla gönderilir ama uçak kazasında yaralanıp İstanbul’a döner. Pes etmez, Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girip “tayyarecilik diplomasını”alır.

İLK TAYYARECİ
21 Mayıs 1916 onun ilk uçuş tarihidir. 1917 sonlarında Kafkas Cephesi’nde görevlidir. Amaç keşif ve bombardımandır. Bu uçuşta Rus uçağını düşürür ve düşman uçağını düşüren “ilk tayyareci” unvanını alır. Ve aynı Vecihi, Ruslara esir düşer. Uçağını düşmana geçmemesi için elleriyle yakar. Hazar Denizi’nde bulunan Nargin Adası’ndan yüzerek kaçar, İran üzerinden yurda döner. 1918’de Yeşilköy’de 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde görev alır. Kurtuluş Savaşı’nda ilk ve son uçuşu yapan pilot olan Vecihi düşürdüğü Rus uçağına bir de Yunan uçağı ekler. Ve bu kahramanlıkları ona kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden üç takdirname kazandırır. Savaş sonrası İzmir’de tayyareci eğitimlerine katılır. Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilmesi ve sonrasında o uçağa “VECİHİ” adının verilmesi uçak yapımını aklına getirir. Ki zaten öğrenciliğinde de bu hayali vardır. Yunanlılardan ele geçirilen motorlardan ilk Türk uçağını yapar. Adını “VECİHİ K-VI” koyduğu uçağı 28 Ocak 1925’te uçurur. Ne ilginçtir ki bu uçuş ona ödül değil ceza getirir. 15 gün ev hapsi alır. Peki gerekçe? İzinsiz uçuş! Oysa o dönemde uçuşa izin verecek merci bile bulunmamaktadır. 1930’da Kadıköy’de keresteci dükkanını kiralar. 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını yapar ve 27 Eylül 1930’da Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında uçar. Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığı’na başvurduğunda “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını alır.

HÜRKUŞ
Hürkuş pes etmez ve çalışmasını uluslararası boyuta taşır. Uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya’ya gönderir. Kendisi önce gider. Uçak tekrar monte edilir. 23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılır ve uçuş müsaadesini alır. Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelir. 1937’de Atatürk’ün de isteğiyle Türk Hava Kurumu tarafından eğitim için Almanya’ya gönderilir. 1939’da döner ve diploması kabul görmez. 10 yıla yakın havacılıktan uzak durur. Hayatı boyunca hep ilklere imza atar. 102 farklı model askeri ve sivil uçakla toplam 30.000 saat civarında uçuş gerçekleştirir. Hayatının son bölümlerinde ise maddi sıkıntılar çeker. Vatana hizmeti dolayısıyla aldığı maaşa da el konur. Ankara’da anılarını kaleme alırken beyin kanaması geçirir ve 16 Temmuz 1969’da 73 yaşında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde (GATA) hayata veda eder.

Notlar:

İLK BAĞIŞ CEYHAN’DAN
Türk Tayyare Cemiyeti, halkın bağışları ile yaşayan bir kuruluştur. O dönemde bağış toplamak için bir madalya tüzüğü hazırlanır. Bağışa göre bronz, gümüş, altın ve elmaslı madalya verilecek, 10.000 TL bağışlayanın adı da alınacak uçağa isim olarak konulacaktır. Türk Tayyare Cemiyetine ilk yardım Ceyhan ilçesinden gelir. 10.000 TL telgrafla bağışlanır. Alınan ilk uçağa da “Ceyhan” adı verilir.

DİPLOMA VAR RUHSAT YOK !
1930’lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk “ Türk Kuşu namı ile yeni bir çalışma yolu açın ve Vecihi’den faydalanın!” emrini verir. 1937’de Türk Hava Kurumu, Hürkuş’u mühendislik eğitimi için Almanya’daki Weimar Mühendislik Okulu’na gönderir. 1939’da döner ancak ”İki yılda mühendis olunmaz” gerekçesi ile uçak mühendisliği ruhsatını
alamamıştır.

 

Yazı: Burçak Öksüz Doğan

*Bu yazı Marmara Life Kasım-Aralık 2017 sayısında yayınlanmıştır. 

Bir Cevap Yazın