İbn-i Haldun

İBN-İ HALDUN’UN MİRASI; MUKADDİME

Ortaçağ İslam-Arap düşünürlerinden olan tarihçi, sosyolog ve siyaset bilimci olarak tanınan İbn-i Haldun’un söz konusu ilmi sahalardaki görüşlerinin yer aldığı ünlü “Mukaddime” adlı eseri yayınları arasına alan Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları; kültürel hayatın zenginleşmesi, kitabın bin yıllardır süren saygınlığını koruması ve onu daha saygın bir noktaya taşımak için ilgilileri ile buluşturulmasına aracı oluyor…

Biz de İbn-i Haldun’un en önemli eseri Mukaddime’yi, anlaşılır ve sade bir Türkçe ile ilgililerine sunan Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri M. Cemil Arslan ile sizler için konuştuk…

Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları son zamanlarda çıkardığı çok sayıda eser ile ön plana çıkmaya başladı. İbn-i Haldun’un yedi bölümden meydana gelen Kitabu’l İber’e giriş olarak yazdığı Mukaddime ise en dikkat çeken eserler arasında. Mukaddime ’ye dair yapılan bu çalışmanın özel bir nedeni var mı?

Toynbee’nin İbn-i Haldun için kurduğu bir cümleyi Cemil Meriç, Türkçeye şöyle kazandırmıştır: ‘İbn-i Haldun, semasındaki tek yıldızdır.’ Sadece İslam’ın değil insanlı- ğın bilim tarihi için de değerli bir isimdir. Arap beşerî coğrafyasına ve Ortadoğu’nun tarihine özgün bir perspektifle bakan İbn-i Haldun’un Mukaddimesi bugün de başvurabileceğimiz derinlikli analizler içermektedir. Şehirle olan ilişkimizi tekrar gözden geçirmemiz gereken bu dönemde Mukaddime’nin sayfalarını büyük bir merakla çevirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Eserin orijinalliğini korumak ve okuyucunun zorlanmadan okuyabilmesi önem arz ediyor. Bu hususta MBB Kültür Yayınları okuyucuya neler vaat ediyor?

Osmanlı tarihçileri İbn-i Haldun’u Arapça metinlerden okumuş, etkilenmişlerdi. Mukaddime’nin ilk tercüme edildiği dil Türkçedir. Türkçeye ilk defa Şeyhülislam Pirizade ve sonra Cevdet Paşa kısmi tercümeler yaptı. Bugün “Mukaddime” tercümeleri ve İbn-i Haldun araştırmaları ülkemizde hayli gelişmiş durumda. MBB Kültür Yayınları, Mukaddime’yi Halil Kendir’in tercümesiyle, Salih Pulcu’nun özel tasarımıyla yayınladı. Biz bu baskıda İbn-i Haldun’un söylediklerini çağımızın gözüyle değil, bizzat onun kendi perspektifinden aktarmaya özel bir titizlik gösterdik. Ayrıca dönemin hâkim kültürü gereği herkes tarafından bilinen ancak günümüz insanına yabancı olan hususları dipnotlarla anlaşılır kılmaya çalıştık.

Mukaddime; tarih yazıcılığı yöntemini içermesinin yanı sıra tarihin konusu olan şeyleri var olmaları bakımından incelediği için bir ontoloji, toplumsal hayatın çeşitli yanlarını usul ve kavaidiyle ele alması bakımından bir siyaset, iktisat, eğitim, ilim ve her şeyden önce bir tarih felsefesi kitabı olarak anılmakta. Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

İbn-i Haldun, Mukaddime’de toplumun ve medenileşmenin, yani şehirlileşmenin hallerini açıklar. İnsan toplumunda ortaya çıkan temel unsurları izah eder. Bunları da olayların iç yüzünü, sebeplerini ve devletlerin nasıl kurulduğunu öğretir. Sizi hem geçmişteki olaylara vakıf kılar, hem de geleceği görmenizi sağlar. Ders ve ibret alınacak halleri zikreder. Devlet, şehir, köy, üstünlük, sanatlar, kaybediş, dönüşüm, medenilik gibi hususları delilleri ve sebepleriyle açıklar. Bu anlamda benzersiz bir eserdir.

İbn-i Haldun, içtimai hadiseler arasında sebep-sonuç ve kanuniyet (cebriye, icabiye, determinizm) bağı görmüş ve göstermiştir. Fiziki hadiselerde var olduğu bilinen kanun anlayışını içtimai vakalara da tatbik etmiştir. Ümran ilmi işte bu anlayışın ifadesi ve neticesidir. Bu manada sosyoloji ilminin kurucusu olarak İtalyanlar Viko’yu, Belçikalılar Quatelet’i, Fransızlar ise Comte’u gösterirler. Peki, sosyoloji ilminin gerçek kurucusu olarak İbn-i Haldun gösterilebilir mi?

İbn-i Haldun okudukça ufkunuz açılır, tarihteki olaylar zihninizde daha bir “sosyolojik” zemine oturur. İbn-i Haldun’un Mukaddime’de değindiği hususlar, ya o döneme kadar üzerinde durulmamış konulardır ya da zamanının çok ötesinde tespitler, analizler içerir ve kapsamlı bir izlek üzerinden geniş bir resim çizer. Sosyoloji ilminin gerçek kurucusu denebilir mi bilmiyorum ama bu ilimin temellerine inkar edilemeyecek katkılar sunduğu, bu fikirlerin de uzun yıllar gereken ehemmiyetle incelenmediğini söylemek mümkündür.

İslam âlimlerinin eserlerinin bugünün Türkiye’sine ve gençlerine faydası neler?

Büyük sosyolog ve tarihçi İbn-i Haldun, Mukaddime’sinde anlatır: Fethettikleri topraklarda farklı kültürlerle karşılaşan Müslümanlarda yeni meraklar doğmuş, antik medeniyetlere ilgi artmıştı. 8. yüzyılda Halife Mansur, Antik Yunan’dan kalan matematik eserlerini göndermesi için Bizans imparatoruna elçiler yollamıştı. “Müslümanların bu ilmin geriye kalan kısmını da elde etme konusunda hırsları arttı” diyen İbn-i Haldun, felsefi eserlerin de tercüme edilmesiyle medeniyetin geliştiğini haklı bir iftiharla anlatır. Farklı bilgi ve değerlerle tanışmak Müslümanlar arasında verimli tartışmalara yol açtı; bilim ve felsefe gelişti. Övündüğümüz tarihi İslam medeniyeti budur. Gençlerimizi, okuyan nesilleri, bu medeniyetle buluşturmak da büyük bir mutluluk kaynağıdır.

Online satış hizmeti vermenin haricinde; Mukaddime, Bilginin Sosyolojisi, Osmanlı Dönemi Su Tarihi, Balkanlara Veda gibi nitelikli yayınlarla Tüyap Kitap Fuarı’na katılım gösterdiniz. İlerleyen zamanlarda Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları’nı başka nerelerde göreceğiz?

MBB Kültür Yayınları son olarak 2017’nin son günlerinde 15-17 Aralık tarihlerinde düzenlediğimiz Yerel Yönetimler Kitap ve Kültür Fuarı’nda okurlarla buluştu. Önümüzdeki süreçte yayınlarımıza online ve offline olmak üzere pek çok mecrada okurlarımızın rahatlıkla erişebilmesi için özel bir çalışma yürütüyoruz.

Bu eseri piyasadan temin etmek mümkün mü?

Elbette mümkün. MBB Kültür Yayınları, e-kitap.marmara.gov.tr adresli online satış sitemizin dışında birçok seçkin kitapçıda da okurlarla buluşuyor. Bunun dışında kitapyurdu.com gibi online satış platformlarından da erişilebilir durumda.

NOTLAR

  • İbn-i Haldun, kendisinden evvelki bilginlerin bir devamı değildir. Kendisinden evvelki düşünür ve bilginlerden çok faydalanmakla birlikte o hem metot hem de içerik bakımından bağımsız bir bilim dalını, özgün bir düşünce sistemini, yani ilm-i umranı kurmayı başarmıştır. Onun söz konusu özgün fikirlerinden faydalanan müslüman alimler her dönemde az çok mevcut olmakla beraber o daha çok XVII. asırdan itibaren Osmanlılarda, XIX. asırdan itibaren de Avrupa’da önem kazanmaya başlamış; XX. asırda ise ünü bütün dünyaya yayılmıştır. Bugün ünlü eseri Mukaddime Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Portekizce, Hindçe, Japonca, Rusça, Farsça ve Urduca gibi dünyanın belli başlı dillerine tercüme edilmiş bulunmaktadır.
  • Bilimin evrensel olduğunu düşünen İbn-i Haldun, bilginin insanlığın ortak malı olduğunu savunur. Bilimsel bilgiye önem verirken, bilimsel olmayan yani gerçekliği imkânsız olan bilgiden uzak durulmasını salık verir.

İBN-İ HALDUN VE HAYATINA KISA BİR BAKIŞ 

Ramazan başı 732 (27 Mayıs 1332) de Tunus’ta doğan ve 25 Ramazan 808/ 15 Mart 1406 da Kahire’de vefat eden İbn-i Haldun’un hayatı 4 safhada şöyle özetlenebilir:

  • Yetişmesi, talebeliği ve tahsil dönemidir. Doğumundan 751 senesinin sonuna kadar devam eder. İbn-i Haldun, ömrünün bu kısmını, doğum yeri olan Tunus’ta geçirmiş, bu dönemde 15 sene kadar Kur’an ezberlemek, kıraat öğrenmek ve ilim tahsil etmekle meşgul olmuştur.
  • Siyasi ve idari işlerle meşgul olduğu dönemdir. Bu dönem 751 senesinin sonunda başlar ve 776 senesinin sonuna kadar 25 sene devam eder. İbn-i Haldun bu sürede Tunus, Cezayir, Fas ve Endülüs arasında dolaşmış, vaktinin büyük bir kısmını siyasi işlere ve idari görevlere ayırmıştır.
  • Telifle meşgul olduğu dönemdir. Bu süre 776 senesinin sonundan 784 senesinin sonuna kadar devam eder. 8 senelik bu sürenin ilk yarısını İbn-i Selame kalesinde, son yarısını ise Tunus’ta geçirmiştir. Yedi cilt olarak yayımlanan el-İber adlı kitap bu dönemin mahsulüdür. Mukaddime ise el-İber’in giriş kısmını teşkil eder. Mukaddime’nin telifi 5 ay kadar bir sürede tamamlanmıştır. Ama bu eser, 55 senelik ilmi, idari, siyasi ve ictimai tecrübe, müşahede ve olgunluğun mahsulü olarak değerlendirmelidir.
  • Kadılık ve müderrislik dönemidir. 784 den 880 e kadar devam eder. 14 senelik bu zamanı İbn Haldun Mısır’da geçirmiş, bu süre içinde Hacca gitmiş, Kudüs’ü ziyaret etmiş, Şam’da Timur’la görüşmüştür.

Tam İsmi Abdurrahman Ebu Zeyd veliyyüddin İbn-i Haldun Maliki Hadrami’dir. Nil üzerinde, bazan da Salihiye Medresesi civarında ikamet eden İbn-i Haldun 26 Ramazan 808 / 16 Mart 1406, kameri sene ile 76, şemsi sene ile 74 yaşında aniden vefat etmiştir.

 

Yazı: Dilara Gülşah Azaplar

*Bu yazı Marmara Life Ocak- Şubat 2018 sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın