Ramil Guliyev

Türkiye’nin Atletizmde İlk Dünya Şampiyonu; Ramil Guliyev

Ramil Guliyev, “16-17 yaşındaydım, yaşıtlarımdan farklı olarak gidebileceğim hatta koşabileceğim bir yol daha vardı. Yaşımın verdiği heyecanla ikinci yol olan sporu seçtim. şimdi geçmişe dönüp baktığımda iyi ki bu yoldan koşmuşum diyorum.”

Ramil Guliyev’in 10 yıllık profesyonel spor hayatı, okul ile spor arasında kaldığı lise yıllarında başlıyor. Sporcu olmayı seçmeden önce de sporun hayatında hep bir yeri varmış. Çünkü Guliyev’in hem annesi Olga Khuliyeva hem de babası Eldar Guliyev atlet. Bugün sahip olduğu başarının sağlam temelleri, sporcu bir aileden geliyor olması ve ailesinin onu desteklemesine dayanıyor. “Gençliğimde çok fazla spor branşı denedim. Atletizme karar vermeden önce boks, güreş, judo, futbol, jimnastik, yüzme hepsinden biraz yaptım. Atletizm branşında iyi bir başlangıç yapmıştım; ikinci günümde beni bir yarışa soktular, 14 yaşındaydım ve o yarışı kazandım. Ama hala emin değildim, çünkü bir yandan eğitimime devam etmem gerekiyordu. Bu durumu ilk babamla konuştum. O da “bu sene biraz daha çalışalım, eğer başarılı olursan devam ederiz, olmazsan eğitimine devam edersin” dedi. O yaz Yıldızlar Dünya Şampiyonası’na katıldım ve ikinci oldum.

Daha sonra Yıldızlar Avrupa Şampiyonası’na katıldım ve 100-200 metrede 2 altın  madalya kazandım. Branşımın atletizm olduğu ve burada devam etmem gerektiği o zaman belli oldu.” Yaşına ve yaşıtlarına bakıldığı zaman,  verilmesi çok zor bir kararı verip başarı basamaklarını hızla tırmanan sporcu verdiği kararla ilgili; “Çocuklukta bir yerde oturup bir şeyler yapmak çok zor, hep daha heyecanlı oluyorsun o yaşlarda. Çocuksun ve oyuna daha fazla benzediği için sporu seçiyorsun. Bir de üzerine başarı eklenince sen ve seninle birlikte herkes seviniyor. Tüm bunların yanında her türlü desteği de gördüm. Babam en büyük destekçim diyebilirim; bana o yıllarda antrenörlük yaptı, beni sürekli çalıştırdı.” diyor.

LONDRA’DA TARİH YAZDI
“2010 yılında Türkiye’ye taşındım, 2014 yılında ise Türkiye Milli Takımı adına yarışmaya başladım. Azerbaycan’da potansiyelimin farkındaydım ama bunu gerçekleştirmem için yeterli zemin yoktu. Kendimi yüzde yüz  gösteremiyordum ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. Türkiye ve Azerbaycan iki farklı ülke ama aynı millet olduğu için buraya gelmem daha iyi olur diye düşündüm. Yıldızlar’da başarılı olduğum için birçok Avrupa ülkesinden hatta Amerika’dan teklifler vardı. Fakat her açıdan benim için çok farklılardı. Ama Türkiye öyle değil, geldim ve 3 ay içinde Türkçe koşnuşmaya başladım. Burada herkes bana çok yardımcı oldu, kendimi kanıtlamam için her türlü imkân verildi. Bu nedenlerle Türkiye’yi seçtim. Daha önceden de burayı bildiğim için ve atletizm konusunda iyi olanaklara sahip olması, sporcuya her zaman destek verilmesi gibi durumlardan dolayı gelirken içim çok rahattı. Başka bir ülkeye gitmek gibi değildi benim için.” sözleriyle Türkiye’ye geliş hikâyesini böyle özetliyor Guliyev. Aslında 7 yıldır Türkiye’de yaşıyor ve 3 yıldır Milli Takım’da. Fakat biz onun adını  bu yıl Londra’da gerçekleştirilen Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 20.09 saniyelik derece ile altın madalyaya ulaşmasıyla daha fazla duymaya başladık. Dünya Ramil’i Tükiye’nin atletizmdeki ilk dünya şampiyonu olarak tanıyor belki ama Ramil’in daha birçok başarısı var. Bunlardan bir tanesi de 9.97 saniyelik derece ile atletizm tarihinde 10 saniyenin altında koşan üçüncü beyaz atlet olması. Yeni hedefi ise önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek olan Avrupa Şampiyonası. Şampiyonadan önce ve sonra ise Diamond Lig yarışları ve sporcusu olduğu Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yarışları var. Her yıl ya Avrupa Şampiyonası, ya Dünya Şampiyonası ya da Olimpiyatlara katılıyor.

 

 

EN BÜYÜK İLHAM KAYNAĞIM BABAM
Büyük disiplin ile ilerlerken, motivasyona ihtiyaç duyarken bakılan posterler, izlenen videolar, yastık altında saklanan fotoğraflar başarılı insanların genellikle kullandığı yöntemdir. Ramil’in de örnek aldığı sporcular var elbette ama onun hayatına en çok şekil veren, başarısına en büyük katkıda bulunan ve onu geleceğe hazırlayan ilham kaynağının, kendi gibi atlet olan babası olduğunu anlatıyor. “O dönemde Michael Johnson çok önemli bir sporcuydu, her yerde konuşulan bir isimdi. Onu örnek alıyordum ama ona karşı olan düşüncelerim bir anda değişti. Katıldığı bir imza törenine gitmiştim, tören saatine bir sebepten dolayı yetişemedim o da bana imza vermedi, arkasını dönüp gitti, o an çok üzülmüştüm. Sporcu olarak değişmedi fikrim tabi ki; çünkü kendi döneminde inanılmaz bir derece gösteriyordu. Ussain Bold gibi olmayı herkes istiyordu zaten ama benim için en büyük örnek babam oldu. Babamın hayata bakışı biraz farklıydı; çoğu insan nasıl daha fazla para kazanılır diye bakarken babam hiçbir zaman böyle olmadı.

Her zaman ‘neyi seversen onu yap’ derdi, ‘önemli olan bir işten ne kadar para  kazandığın değil o işi severek ve zevkle yapman bir de o işe harcadığın zaman.’ Ne zaman sporla uğraşmak istediğimi söylesem hep beni destekledi. Bir yarıştan sonra babamla konuşurken, ‘Sen dünya şampiyonu olacaksın, biliyorum. Yalnızca biraz zamana ihtiyacın var, bu kolay elde edilecek bir başarı değil. Çok çalışman ve sonuna kadar gitmen lazım. Eğer yarısına kadar yaparsan bir gün acaba sonuna kadar yapsam nasıl olurdu diye pişman olursun’ demişti.

YARIŞLARA HAZIRLIK TABLOSU
İlham kaynaklarından, örnek kişiliklerden bahsettik fakat en temel şey sporcunun yarışlara nasıl hazırlandığı, bunun için ne kadar zaman harcadığı ve tabii ki nasıl beslendiği. Ramil yarışlara hazırlanma sürecini şöyle anlatıyor “7-8 ay çift antrenman yapıyoruz, şu an tatildeyiz. Tatilim 1 ay kadar sürüyor, sonra tekrar başlayacağım çalışmaya. Mayısa kadar çift antrenman devam edeceğim, bu da günde 3-3,5 saatlik setler halinde 6 saat ediyor. Antrenmanlara ilk başladığımız zamanlarda günde 10.000 kalorilik bir diyetimiz var. Bu rakam normal bir insana 1 haftada hemen kilo aldırır ama biz çok fazla çalıştığımız için yakıyoruz. Yarış zamanı yaklaştığında topladığımız enerji depolara biriksin diye bu sayıyı düşürüyoruz, diyeti değiştirip karbonhidrat alıyoruz.

Onun için her dönemin kendine özel diyetleri var. Beslenme konusu bizim için profesyonel bir durum ve herkes için farklı ve ince bir ayar söz konusu.” Antrenmanlar dışında boş vakitlerini nasıl değerlendirdiğini de merak ediyoruz fakat çok yoğun çalıştığı ve sürekli hareket halinde olduğu için bu vakitlerini uyuyup, dinlenerek geçirdiğini, biraz hareketsiz kalmak istediğini söylüyor. “Sporcu hayatı benimkisi, diğer hayatlardan biraz daha farklı. Dışarı çıkıp gezmeye vakit olmuyor, vakit olsa istek olmuyor; çünkü böyle zamanlarda dinlenmek daha ağır basıyor” diye ekliyor. Guliyev bu kadar yoğun çalışırken, özel zamanlarından bu kadar fedakârlık ederken, bize de başarı tablosuna yeni rekorlar eklemesini dilemek düşüyor.

NOTLAR

RAMİL’İN SON 10 YILDAKİ 200 METRE DERECELERİ
» 2007 Bakü-20,67 sn
» 2008 Pekin-20,66 sn
» 2009 Belgrad-20,04 sn
» 2010 Ankara-20,73 sn
» 2011 İstanbul-20,32 sn
» 2013 Mersin-20,46 sn
» 2014 Zürih-20,38 sn
» 2015 Zagreb-19,88 sn
» 2016 Rio-20,09 sn
» 2017 Londra-20,08 sn

2 SALİSE İÇİN 2 AY!
“Hocayla oturup yarışlarımı tekrar izliyoruz. İdmanlarımın analizlerini yapıyoruz. 9.97 ile 9.95 arasında sadece 2 salise fark var ama o 2 saliseyi 2 aylık antrenman fark ettiriyor. Diyelim ayağını 2 derece sola kaydırdın, o bile çok büyük bir farka yol açıyor. Adımı farklı atmak için 2 ay çalışırsın, 10.42 koşsan çok büyük fark olmaz. Ama 9.97 ve 9.95 arasındaki 2 salise ile belki dünya şampiyonluğu ve sekizinciliği gibi bir farkı getirir.”

BOLT’UN KOLTUĞUNA OTURDU
16. Dünya Atletizm Şampiyonası’nı 200 metrede zirvede tamamlayan Ramil Guliyev, Usain Bolt’un ardından bu alanın bir numaralı ismi olmayı başardı. Dünya Atletizminin efsane isimlerinden olan ve Dünya Şampiyonası’nın ardından aktif sporculuk kariyerini sonlandıracağını açıklayan Usain Bolt sonrası, 200 metrenin yeni yıldızının kim olacağı merakla beklenirken, Guliyev aldığı sonuçla tüm dünyanın dikkatini çekti. Guliyev, Usain Bolt’un üst üste 4 kez adını zirveye yazdırdığı 200 metrede, son dünya şampiyonu unvanını aldı.

RAMİL GULİYEV’İN TAVSİYESİ
Büyük şehirde yaşayan, çalışan genç kesimin boş zamanlarını verimli şekilde harcaması için başvurduğu ilk şey spor yapmak. Bazıları iki günde bırakıp bazıları yıllarca devam ederken Ramil’in bu konuyla alakalı tavsiyesi; “Sporcu amatör de olsa, yani bunu kendi sağlığı için yapıyorsa en önemli şey devamlılıktır. Az ya da çok yapıyor olması fark etmez, sürekli yapmaları lazım. Zaten devamlı yapmaya başladığında insan kendini farklı hissediyor.”

Yazı: Dilara Özdeş / Fotoğraf: Yağız Karahan

*Bu yazı Marmara Life 2018 Ocak- Şubat sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın