KRİPTO PARA ÇAĞI: BITCOIN

Gündelik hayatımızın popüler bir parçası olan teknoloji, hemen hemen her alanda yenilikçi ve çözüm odaklı ilerleyerek vazgeçilmezlerimiz arasında olma yolunda hızla ilerliyor. Finansal teknolojilerden ilaç endüstrisine varana kadar birçok alanda devrim yapan çalışmalar hayatımıza girmeye devam ederken “elimizin kiri para”, dijital ortamda kendisine yer edindi bile. Tüm dünya banknotlardan kripto para çağına geçmenin telaşını yaşarken; Block Chain ve Bitcoin’i, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat ile masaya yatırdık.

Son dönemlerde popülerliğini artıran kripto para birimleri, herhangi bir merkez bankası ya da resmi kuruluş ile ilişiği olmadan hızla hayatımıza girerken, birçok cevapsız soruyu da beraberinde getiriyor. Peki, kripto paraya neden ihtiyaç duyduk?

Bitcoin başta olmak üzere kendini finans sisteminden ve hatta diğer dijital paralardan da ayrıştıran kripto para kavramı neden bu kadar çok ilgi görüyor?

Türkiye ve dünyada bankacılık ve finans sektörünün hangi eksik ve yanlışları, Bitcoin’i 100 milyar dolar değerinde bir finansal araç haline getirdi? şeklinde düzenleyerek kendi penceremden maddeler halinde yanıtlamaya çalışayım;

  • Bankaların her türlü işlemden aldığı hizmet ücretleri ve komisyonlar çok pahalı. (Aslında Türkiye bu konuda en iyi ülkelerden ve bizde ücretsiz olan pek çok hizmet için  dünyanın her yerinde müşterilere faturalanmakta).
  • Bankalar arası para transferleri (özellikle ülkeler arası olanlar) bürokratik, çalışma saatleriyle sınırlı ve yavaş.
  • Finans kurumlarının müşterileriyle yaptıkları sözleşmeler, fazlasıyla kendi çıkarlarını gözeten maddelerle dolu. Buna karşılık müşterinin değer saklama ya da yükseltme amaçlı emanet ettiği varlıkları muhafaza etmek konusunda rahat, başına buyruk hareket eden hatta kimi istisnai kriz durumlarında da riske edebilen bir doğası var. 90’larda Türkiye ile Arjantin, 2008’de ABD ve 2015’te de Yunanistan gibi ülkeler üzerinden görebileceğimiz pek çok örneği var bunun.

Oysa kripto para sistemlerinde bu ücretler çoğu durumda sistemin kripto para üretimiyle (madencilik) ilişkilendiriler bünyeden karşılanmakta ve kullanıcıya yansıtılmamakta. Son dönem Bitcoin transferlerinde istenen ücretler bile bankalarınkinin yanında devede kulak; sadece hızlı hizmet talep edilen kimi durumlarda ise çok cüzi (en fazla birkaç dolar) önceliklendirme ücretleri alınabildiğini de ekleyelim. Ayrıca, kripto paralarda banka gibi bir kurum olmadığından bir  kişinin Kripto Cüzdanı’ndan diğerininkine aracısız, 7/24 ve bankalara göre çok daha hızlı çalışmakta. Bunun da ötesinde, finansal kurumların geliştirdiği dijital para hizmetlerinin, kullanıcıların varlıklarını kriptolu şifrelemeyle güvence altına alıp, gözlerden uzak saklayabilen ve dünyanın her yerinde hemen her ülkenin para birimine çevrilip harcanabilen kripto paralar karşısında rekabet etme şansları da az. Kuşkusuz, başta Bitcoin olmak üzere diğer tüm kripto paraların da mevcut bankacılık ve finans sektörüne karşı eksikleri, yanlışları ve çok da fazla riskleri var. Çaldırma, kaybetme ve miras, fiyat manipülasyonu, tüketici/yatırımcıyı koruyacak düzenlemelerin eksikliği gibi hususlar, bankacılık ve finans sistemini hala avantajlı kılsa da, bu deneyimi yaşayan bir tüketici/yatırımcıyı bir daha eski sistem içinde memnun etmeniz zor.

Bitcoin gibi bugün bile geniş kitlelerin bihaber olduğu ve haberdar olanların da anlamakta zorlandığı karmaşıklıkta bir olguyu nasıl analiz ederiz?

Analiz etmek için öncelikle ne olduğuna, neyin karşılığı olduğuna ve neye karşılık geldiğine bakmak lazım. Bitcoin için en geniş çerçevede ortaya atılan “bir para birimi olduğu” argümanı üzerinden gidersek; klasik para teorisine göre bir finansal aracın para birimi olabilmesi için gerekli 3 temel işleve sahip olması gerekir;

  • Değer saklayabilme
  • Değiş-tokuşa aracılık edebilme
  • Hesaplama birimi olabilme

Bitcoin’in bu 3 işleve ne kadar uygun olduğuna bakarsak; değer saklayabilme açısından birikimlerini kripto şifreli dijital cüzdanlarda, gözlerden ırak ve güvenli biçimde tutmak isteyenler için adeta bir “dijital yastıkaltı” vazifesi görmekte Bitcoin. Tabii bu durumun Bitcoin’i kayıt dışı para saklama ve kara para trafiğinin cazibe merkezi haline getirmesi de, madalyonun öteki yüzü. Ancak dünyanın siyasi ve ekonomik açıdan belirsizliğe sürüklendiği şu konjonktürde Bitcoin’in kimi birikim sahipleri açısından görece bir güvenli liman olarak görülmesi de tuhaf ama gerçek. Değiş-tokuşa aracılık edebilme açısından ise, dünyanın dört bir yanındaki 10 bin civarı iş yeri “Bitcoin kabul edilir” etiketiyle donatılsa da değeri bu denli oynaklık gösteren bir finansal aracın alışverişlerde kullanılabilir uygunlukta olduğunu söylemek zor. Klasik iktisadın arz-talep, sermaye, emek, fayda kavramlarının tıkır tıkır işlediği ve riski sevmeyen ticaret hayatında bir değiş-tokuş aracı olabilmenin yolu, değer istikrarından geçer ki Bitcoin, bu noktadan uzak ve sanırım uzun bir süre daha buna uzak kalacak. Son olarak Bitcoin için benzer bir istikrar sorunu hesaplama birimi olabilme işlevi açısından da kendini göstermekte. Evet, Bitcoin’in bir dijital para birimi olarak dolar, euro başta olmak üzere dünyanın hemen hemen tüm para birimleri karşısında anlık fiyatı belirleniyor, dünyanın çoğu ülkesinde Bitcoin ATM’leri var ve Japonya, Almanya, Kore gibi daha birçok ülkede Bitcoin ile alım-satım işlemlerine izin verilmekte. Bu oynaklık Bitcoin’i bir para biriminden ziyade bir emtia konumuna doğru itmekte.

Finans dünyasının “balon” söylemlerine, düzenleme ve yasaklara rağmen aldırmadan yoluna devam eden Bitcoin’in zayıf halkası nedir?

Bitcoin’in en zayıf halkası; ekosistemindeki iç çekişmeler. 2009 yılındaki ilk çıkışından bugüne dek geçen 8 yıllık tarihinin (2013 yılındaki FBI operasyonu ve Mt. Gox’un hacklenmesi de dahil) hiçbir döneminde şu son birkaç aydaki kadar zorlanmadı Bitcoin. Bir yandan sürekli yükselen finansal performansı nedeniyle giderek genişleyen yatırımcı kitlesi, öte yandan da bu kitlenin beraberinde getirdiği ticari, teknolojik ve hukuksal sorunlar, Bitcoin’in ölçeklendirilme ihtiyacını da gözler önüne serdi. Bitcoin’in varoluş mücadelesi, aslında ABD, Rusya, Çin ve geleneksel finans piyasaları gibi dış güçlerden ziyade yazılımcı, madenci, yatırımcı gibi kendi iç ekosisteminin bünyesinde sürmekte.

Peki Bitcoin’e yatırım yapılır mı?
“Balon, Saadet Zinciri, Lale Çılgınlığı, 2001 DotCom krizini hatırlatıyor” gibi eleştirilere, medyada her 2-3 ayda boy boy Çin ve Rusya tarafından yasaklandığı haberlerine ve kendi ekosistemindeki oyuncuların iç çekişmesi yüzünden pul olma tehlikesi atlatmasına rağmen geçen yıl hiçbir yatırım aracının yanından geçemediği bir artış ve büyüklüğe ulaşan Bitcoin’i önce iyi tanıyın. Sorun, insanların Bitcoin’in bırakın alım-satım karakteristiğini, daha onun ne olduğunu bile bilmeden yatırım yapma hevesine sahip olmalarında. Bu ekosistemde yerinizi illaki yatırımcı olarak almak zorunda değilsiniz, girişimcisi de olabilirsiniz. Ben, finans veya yatırım uzmanı değil finans dünyasının dijital dönüşümünü yakından izleyen biriyim. Kripto paralar da birilerinin önerisiyle girilecek bir piyasa hiç değil. Benden yatırım önerisi isteyenlere önerim; önce kafanızda merak ettiğiniz soruların yanıtlarını birden fazla kaynaktan araştırın ve ilk zamanlarda yatırım yapmadan kripto paraların her birini izleyin; amacını, hikayesini ve olumlu-olumsuz yönleri gibi bir çok detayı öğrenin, öğrenin ve öğrenin. Nihayet bu aşamaları geçtikten sonra ikna olursanız tamamen unutabileceğiniz kadar küçük bir meblağ alarak kripto para piyasalarını deneyimleyin. Aslında bu deneyimleme süreci sonucunda öğrendikleriniz sizi kripto para yatırımcılığının çok ötesinde bu dijital paraların temel işleyişine ve gelecekteki konumlarına doğru götürecektir, ki bu da sizi Bitcoin alıp satmaktan çok daha işlevsel bir kripto para uzmanı haline getirir. O zaman ekosistemin verimli, gelişimci ve üretken bir üyesi haline gelir ve buradan bir meslek, bir zanaat çıkartarak finans sistemlerinin dijital dönüşümüne katkı sağlayabilirsiniz. Bitcoin’e yapmanız gereken asıl yatırım da budur!

NOTLAR

Kripto Para Piyasası ve devletler
Kripto paraların vergi ve maliye politikalarına nasıl bir etkide bulunacağı, mevzuatta nasıl bir kategoride tanımlanacağı ve en önemlisi devletin gelirlerine nasıl etkileri olacağına ilişkin çalışmalar hızlanmış durumda. Bu konuda en hızlı davranan ülkelerden Japonya’da KriptoPara alımsatım kazançları tüketim vergisi içinde bir kalem, Avusturalya’da da mal/hizmet (emtia) olarak tanımlanıp vergilendirilmekte. ABD, bu konuda henüz ülkesel bir düzenleme yapmayıp Eyalet Vergileri çerçevesinde mükelleflerden kripto para kazançları nispetinde 1 yıldan kısa vadede elde edilen kazançları gelir olarak kabul etme yoluyla vergilendirme yapmakta. AB ülkeleri arasında ise, uygulamalar farklılık göstermekle birlikte Almanya’da bir kıyas birimi (Unit of Account) bağlamında yapılan ”özel para, İngiltere’de ise “yabancı para birimi” olarak tanımlanmakta ve kripto para kazançları ise “spekülatif işlem kazancı” olarak vergilendirilmekte. Çoğu ülke, bir düzenleme yapmadan gelişmeleri izlemekte idi. Ancak son dönemdeki yükselişlerle gelen yatırımcı ilgisi, Türkiye’nin de dahil olduğu birçok ülkeyi bu konuda bir çözüm üretmeye adeta zorluyor.

ICO (Initial Coin Offering)
Kripto paraların halka arz biçimi olarak tanımlayabileceğimiz ICO (Initial Coin Offering) son dönemde epey ilgi çeken kavramlardan ve girişimcilere bir girişimin dijital dünyada nasıl finanse edilebileceğine ilişkin son derece yenilikçi bir model sunuyor. Türkçeye Kripto Para Arzı olarak çevrilebilecek bu yöntem sayesinde dijitalleştirdiğiniz herhangi bir hizmet ya da ürün girişimini melek yatırımcı çıkmazına girmeden bir açıklayıcı döküman (White Paper) hazırlayıp bunu internet üzerinden doğrudan irili ufaklı yatırımcılarla buluşturuyor ve sermayenizi onlardan mevcut bir kripto para (Bitcoin ya da Ethereum) olarak toplayabiliyorsunuz.

Kripto para girişimciliği ile ilgili tavsiyeler

  • Kripto paranın temel dinamiklerini öğrenin; kripto para nedir, Bitcoin nedir, BlockChain nedir ve aralarındaki ilişki nasıl yürümektedir bunları öğrenmek lazım.
  • Bu işin değer zincirinde hangi halkalar var; cüzdan sağlayıcılar, alım-satım yapanlar, ödeme hizmetleri, yazılım geliştiriciler, pazarlamasını yapanlar, iç ve dış iletişimini sağlayanlar, onu halka arz edenler, yayın kısmı ve yeni medya. Bunların değerlemesini yapanlar var, bu alan sadece yastık altı yapılacak bir mecra değil, bunu akılda tutmak ve girişimcilik tarafını da ele almalılar
  • “Girişimci olarak kendi kripto paramı nasıl çıkarabilirim?” ya da “Herhangi bir kripto para şirketinde nasıl kariyer yapabilirim?” diye sorularını kendilerine sormalılar.

Yazı: Dilara Gülşah Azaplar / Fotoğraf: Yağız Karahan

*Bu yazı Marmara Life 2018 / Mart- Nisan sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın