Küçük Bir Kulübeden İmparatorların Saraylarına Kral Yolları ve Para

Üzerine özlü sözler mi söylenmemiş, şarkılar mı yapılmamış, ciltler dolusu kitaplar mı yazılmamış… Uğruna canlar mı verilmemiş, savaşlar mı çıkmamış… Bir garip algıdır para. Kimilerine göre elin kiri, kimilerine göre şeytanın işi, kimilerine göre gücün simgesidir para.

İnsanlık para algısında bir arpa boyu yol kat etmiş midir, para için her şey mubah mıdır, o her şeyi satın alabilir mi; benzeri bir çok soru hala tartışıladursun; maddi dünyada, tarih boyunca o hep kendini yeni şekil isim ve değerler ile var etmeyi başarmıştır. Tarihin bilinen ilk değişim aracı arpa imiş Mezopotamya’nın şehir devletlerinde. Öyle ki her ne kadar Anadolu’nun antik uygarlıklarından Lidyalılar olarak bilinse de paranın babaları, onun serüveninin çok daha eskilerde, Sümer kentlerinde başladığı söylenir. Arpadan halkaya, sikkeden banknota, hisse senedinden kredi kartına ve bol sıfırlı haneler ile dijital paraya binlerce yıllık bir evrim hikâyesidir insanlığın para ile ilişkisi. Temel olarak üç ana işlevi olduğu kabul edilir paranın. Değişim aracıdır, ölçü birimidir ve saklanabilir olması nedeni ile tasarruf aracıdır. Bu üç ana özelliği ile insanoğlunun hayatında hep var olduğu görülür paranın. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye; değer, değişim aracı ve birimi çeşitlilik gösterse de bugün bütün dünya sistemi onun üzerine kurulmuş görünmektedir. Dünyada yaklaşık iki yüz ülke ve kullanımda resmi olarak yüz altmışın üzerinde para birimi vardır. Ölçü birimi ve değişim aracı olmak çeşitliliği, geçmişte ülkeden ülkeye değişirken, bugün dijital dünyaya açılan kapı ile meta olan para değiş dokuşu ve dönüşümü bambaşka bir boyut kazanmıştır.

KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİNDEN PARAYA…

Çağlar boyunca insanlar kendi ihtiyaçlarından fazlasına sahip olduklarını başkalarına vererek ve ihtiyaçları olanları da başkalarından temin ederek değişim yolu ile hayatlarını sürdürürler. Bu bir bakıma ticaretin ilk yapılma şeklidir. Üretimin değişmesi, ihtiyaç kavramının gelişmesi, insan isteklerinin artması ticaret ilişkisini geliştirirken, değişim aracına olan ihtiyaç da paranın doğmasına zemin hazırlar. Üretilenler ve uzak diyarlardan getirilmek istenen yeni ürünlere olan ilgi, para döngüsünü ve ticareti şekillendirirken, kentler de birbirine ticaret yolları ile bağlanmaya başlayacaktır. Tarih boyunca medeniyetlere beşiklik etmiş olan Anadolu’da Kral Yolları inşa edilmeye başlayacak, tüm dünyada ticaret yollarının simgesi olan ve eski kıtalar ile yeni kıtaları birbirine bağlayan İpek ve Baharat Yolları’nın şehirleri önemli birer merkez halini alacaktır. Paranın gücü kentlerin önemini artırırken, ticaret yollarının sahibi ve koruyucusu olmak durumu tarihi olaylara yön verecektir. Dünyanın zenginliklerinin paylaşılamaması paraya ve güce dayalı sömürgelerin oluşmasına neden olacak ve yeryüzündeki savaşların neredeyse tamamına para neden olacaktır. Paradan önce altın, gümüş, bakır veya arpa alışveriş aracı oldu. Bu değerli mallar ilkel teraziler ile tartılırdı. Ağırlık birimi olarak arpa tanesi veya keçiboynuzu çekirdeği kullanıldı. M.Ö. 3000’lerden kalan bir Sümer tabletinde “şekel” kelimesi yer alır. Şekel, o dönemde hem ağırlık birimi hem de para birimiydi. Ağırlık birimi olarak kullanılan 1 şekel 180 arpa tanesinin ağırlığı idi ve 11 grama eşitti. Altmış şekel “1 mina” ve altmış mina da “1 talent” adıyla ağırlık birimi olarak kullanıldı. Para olarak 1 şekel, 11 gram gümüşe eşitti. Mezopotamya’da krallar, paradan önce kullanılan gümüş halka ya da levhalara standart getirdi. En detaylı yasaları M.Ö. 1760’larda Babil Kralı Hammurabi çıkardı.

KRALIN MÜHÜRLÜ GÜMÜŞÜ

Krallar, para işlevi gören gümüş levha ve halkalara mühür basardı. Savaşlar nedeniyle Mezopotamya ekonomik krizler yaşadı. Krallar da gümüş levha ve halkaları eritip ayarını düşürerek mühürletti. Hile anlaşılmasın diye mühürlü gümüşü halkın eritmesi yasaklandı. Hileyi anlayan tüccarlar da kralların mühürlü gümüş levha ve halkalarını kabul etmedi. Bir Sümer kil tabletinde “Saf gümüşle satış yapılır. Kralın mühürlü gümüşü kabul edilmez” yazıyordu. Uzak diyarlarda, Afrika ve Çin’de deniz kabukluları alışveriş aracı olarak kullanıldı. Lidya hükümdarı Giges’in ülkesindeki ticareti geliştirmek için İzmir Efes’ten başlayan, Sardes’ten geçen ve Ninova’ya kadar uzanan tarihsel yolu ‘Kral Yolu’ aslında paranın ve zenginliğin yoludur. Giges, bu yol üzerinde konaklama yerleri kurarak güvenliği sağlamış, sonradan ülkeyi işgal eden Persler de bu yolu kullanmışlardır. M.Ö. 5. yüzyılda yapılmış olan antik anayola Herodotus’un yazılarında da rastlanır. Batı’da Sardes’ten başlayarak doğuya doğru şu anki Türkiye’nin orta kuzey kısmından Asur’un başkenti Ninova’ya (şu anki Musul, Irak) varmaktadır. Daha sonra Babil’in (şu anki Bağdat, Irak) güneyine geçmektedir. Babil’in yakınından, yolun iki ayrı yola ayrıldığı düşünülmektedir. Bir tanesi kuzeybatıya daha sonra batıdan Ecbatan’a ve oradan da İpek Yolu ile beraber gitmektedir. Diğer yol ise doğuya devam ederek Pers başkenti Susa’ya (şu anki İran) ulaşmaktadır ve güneydoğudan Persepolis’e (İran’ın ve Şiraz şehrinin hemen doğusu) geçmektedir. Arkeologlar yolun en batı kısmının Asur kralları tarafından yapıldığını düşünmektedirler; çünkü yol eski imparatorluğun kalbine doğru gitmektedir. Lidyalılar’ın para olan ilişkilerinin kaynağına doğru giden yolun Kral Yolu olması şaşırtıcı değildir. Yolun daha doğu taraftaki kolları ise (şu anki İran) büyük ticaret yolu İpek Yolu ile kesişmektedir. Yol üzerinde bir  çok ticaret merkezi ve istasyon bulunmaktadır. Herodot, onlarca kenti birbirine bağlayan Kral Yolu’ndan “mükemmel dinlenme yerlerinin ve istasyonların olduğu, ülkeyi bir baştan bir başa dolaşan güvenli bir yol.” diye bahseder.

KRAL YOLU’NUN KURUCULARI; LİDYALILAR

İlk metal parayı Kral Yolu’nun kurucuları Lidyalılar basar. Lidya parası o dönemde “elektron” denilen altın gümüş alaşımından yapılır. Lidya parası M.Ö. 650’lerde kullanıma sunulduktan sonra para basımı çevre ülkelere yayıldı. Para basımı için metal levha kesilip tartılırdı. Daire şeklindeki levha, iki kalıp arasında çekiç darbesiyle şekillendirilirdi. Asırlar sonra ise aynı topraklarda basılacak olan İlk Osmanlı parası, Osman Gazi’nin kestirdiği ve beyaz olduğu için “akçe” olarak anılan 900 ayar gümüş para olacaktı. İlk altın ve gümüş paraların değeri paranın metal değeri ile aynıydı. Paranın standartlaşmış kamusal ödemeler için şehir devletlerinde önemi oldukça fazlaydı. Bu paralar gümüş- altın alaşımı elektrum beyaz altından elde edilmiş ve büyük olasılıkla da sadece bölgesel çapta kullanılmıştır. Sikkelerin gümüşten yapılması zorunluluğunun olduğu Yunanistan’da ise madeni para kullanımı hızla artar. Sikkelerin ağırlığı polis şehri damgasıyla garanti altına alınmıştır. En önemli para değeri Yunan Drahmisi olup 1831’den 2001 yılına kadar Yunanistan’da kullanılmıştır. MÖ. 5. yüzyılın başlarından itibaren de paralı ekonomiden söz edilebilir. Antik monetarizmin merkezi Atina olup, para değeri de tüm Akdeniz sahasında dolaşmaktaydı. Bunun temelinde de Atina’daki demokratik yapı ve ticari piyasa yatar. Ancak Büyük İskender’in Atina’yı hâkimiyetine almasıyla yeni bir para tedavüle girer. Antik Yunan’da olduğu gibi Roma İmparatorluğu’nda da farklı para türleri vardır. Roma İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte savaş ganimeti olarak daha büyük altın, gümüş ve bronz yatakları bulunmuştur. İlk olarak bronz ve gümüş madeni paralar basılmıştır. Yunanlar’a göre Romalılar’ın madeni paraya geçişi daha geç olmuştur. Bizans’ın para değer sisteminin temelini, I. Konstantin zamanında uygulanan Solidus (sikke) adı verilen altın para oluşturur Bu para yaklaşık 1000 yıl önce M.Ö. 5. Yüzyıldan MS. 700 yılında Dinar’ın piyasaya girişine kadar tedavülde kalır. Bunun nedeni de yüksek altın değeri ve bu değerin istikrarıdır. Bu gelişim karşısında gümüş gittikçe önem kaybetmiştir. Ancak, tıpkı bronz para gibi gümüş para da altının yanı sıra ödeme aracı olarak geçerliliğini sürdürmüştür.

BANKNOT DEVRİ
Para Bizans toplumunda çok yüksek bir öneme sahip olmuştur. Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslararası ticarete de imkan sağlamıştır. Fakat bu özellikler de Bizans bölgesinde artan güvensizliğe neden olmuştur. Daha sonra paralar, devlet garantisiyle bakır veya bronz gibi ucuz metallerden basıldı. Devletler parada yazılı değere denk miktarda altın veya gümüş vermeyi garanti etti. Ekonomi geliştikçe büyük miktarda metal para taşımak sorun oldu. Çin’de kâğıt “banknot” ile bu sorun çözüldü. Tang Hanedanı döneminde tüccarlara bakır para yerine teslimat makbuzları verildi. Daha sonra Song Hanedanı (M.S. 960-1279) döneminde tuz tekelini elinde tutan devlet, tuz ticareti için kâğıt para bastı. Önceleri sınırlı bir bölgede kullanılan kâğıt para 1264’ten sonra ülke geneline yayıldı. Moğollar da kısa sürede kâğıt parayı benimsedi. Avrupa’da ilk kez İsveç kâğıt paraya geçti. İsveç’te altın ve gümüş olmadığı için bazı bakır paralar birkaç kilogramdı. Ağır bakırı terk eden İsveç, 1661’de kâğıt paraya döndü.

PEKİ, NAPOLYON NE DEMİŞ?
Avrupa’da ilk olarak Fransa, madeni para hakkını merkezi yönetimi ve kraliyet gücüyle garanti altına alır. İlk esaslı para reformu XIII. Ludwig zamanında yapılan büyük madeni para reformudur. 1640 ve 1641’de “Louis D’or” adlı para birimi ithal edilir. 1795 yılında Fransız Frank’ının tedavüle girmesiyle birlikte ilk kez ondalık sisteme geçilmiştir. Napolyon’un seferleriyle de bu para ve onluk parçaları Avrupa’ya yayılır. Lira kelimesi Latince libre Pound kelimesinden türemiştir. Libre, ağırlık birimi 327,45 gram olan Roma Poundu’nun adıdır. Diğer yandan Pound kelimesi de Latince pondus “ağırlık” kelimesinden türemiştir. Aynı zamanda değerli metallerin ölçümünde ağırlık birimi olarak kullanılmış ve böylece de para birimi haline dönüşmüştür. Dolar, Dinar, Euro, Rupi, Lira, Florin ve diğer 160’a yakın coğrafi dağılım ile ülke para birimi banknotunun ismi ve dünya borsaları bir yana, paranın gelişim serüveninde yeni bir sayfa daha açıldı. Dijital devrim ile birlikte şu an dijital paralar insanoğlunun hayatına girdi ve bugün bin dört yüzün üzerinde dijital para birimi ile hali hazırda dijital para borsaları oluşmuş durumda. Değişim ve ticari meta olarak kullanılan arpadan dijital paralara uzanan uzun bir değişim süreci. Her ne kadar şeklen bir değişim ve evrim süreci olsa da, insanoğlu paranın etkisi ve gücü altında. Değişmeyen şey paranın hala insan hayatının tam merkezinde ve insanoğlunun yaşam algısını hala ve tamamen etkiliyor oluşu. Kralların uğruna yollar yaptırdığı, kâşiflerin uğruna kıtalar keşfettiği, sayesinde medeniyetlerin kurulup şehirlerin inşa edildiği, uğrunda savaşların verilip ülkelerin yıkıldığı, insanların canlarını feda ettiği para… Üzerine yazılmış doktrinler de anlatmaya yetmez bu değişim sürecini, bir kaç bin sayfalık yazılar da insan üzerindeki etkisini. İnsanın kendi eliyle ürettiği bir metanın insan üzerindeki çok yönlü etkisi, binlerce yıllık varlığının sonucu olsa gerek yitirmeden hiç kullanım ihtiyacını ve değerini…

NOTLAR

*Kâğıt para ilk kez 7. Yüzyılda Tang Hanedanı’nın hükümranlığı sırasında Çin’de kullanıldı. Madeni paralarını sürekli yanlarında taşımak zahmeti ve riskinden kurtulmak isteyen tüccarlar, madeni paralarını güvenilir kişilere emanet olarak bırakıyorlar ve karşılığında yazılı bir senet alıyorlardı.

*Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17’nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere’de ise “Goldsmiths”ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.

*Osmanlı yönetimi; 1842 yılından itibaren matbaada para basmaya başladı. Cumhuriyetin ilk zamanlarında kâğıt para basılmadığı için 1927 senesinin sonuna kadar madeni paralar geçerli oldu.

*Kâğıt para ile ilgili farklı sistemler vardır. Devletler bastığı kağıt parayı, üzerinde yazan değere eşit altınla değiştirmeyi kabul ederdi. Basılan her kâğıt paranın karşılığı kadar altın, merkez bankasında olmalıydı. Ancak bu dünyanın hiçbir yerinde tam uygulanmadı.

“Nota di Banco”
Çin’e, giden Venedikli tüccarlar devlet garantisi altında basılan kâğıt para düşüncesini batıya taşıdılar. Bugün banknot olarak bildiğimiz terim ilk kez İtalyanlar tarafından 14. Yüzyılda “Nota di Banco” olarak kullanılmaya başlandı.

Bu yazı Marmara Life Mart- Nisan 2018 sayısında yayımlanmıştır.

 

Bir Cevap Yazın