Anadolu’nun Kültürel İzleri: Antik Kentler

Anadolu, büyük dinlerin doğduğu, görkemli medeniyetlerin beşiği, onu özel kılan sebepler üzerine çeşitli nazariyelerin üretildiği bir bereket sahrası. Mezopotamya ile ortak alanlar paylaşan bu bölgede, insanlığın bugüne kadar çizilen kaderini etkileyen olayların ve kurumların temeli atılır…

Anadolu’da konuşlanan pek çok antik kent, insanlığın ortak mahsulü medeniyetler bahçesinin en görünürdeki sembollerinden olmuş. Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, İskender İmparatorluğu, Yunanlılar, Roma İmparatorluğu antik çağlarda izlerini mimariye emanet etmişler. Tıpkı Mısır Piramitleri’nin incelikli görkeminin henüz aşılamaması gibi, bu kentlerin estetiği de ne Ortaçağ’ın, ne Yeniçağ’ın, ne de tarihin zirvesini yaşadığını sanan modern zamanların mimarisi tarafından geçilebilmiş değil. Biz de satırlarımızda, Anadolu’da büyük izler bırakmış bu çeşitli antik kentlerin hikâyesini bölgeler halinde işlemeye karar verdik. Elinizde tuttuğunuz sayıda Marmara bölgesindeki başlıca medeniyetleri, şehirlerini ve hikâyelerini adım adım işleyeceğiz. Böylece baharın yaza gebe kaldığı günlerde, aklınızda destanların hatırasıyla bu yapıların kalıntılarını keşfe çıkabilirsiniz.

Homeros’un Truvası

Anadolu’da tohumları ekilmiş pek çok fikrin, insanlık tarihindeki çeşitli akımları ve kurumları etkilediği tezi, sadece bir iddiadan ibaret değil. Eserleri eski Yunan devletlerinde her türlü bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada Destanı’nı yazdığında, insanlığın atlattığı çeşitli maceraların pek çoğuna kaynaklık etmişti. Edebiyat, masallardan etkilenerek ortaya çıkmıştı ve Truva Savaşı’nı konu alan İlyada Destanı bu hususta büyük önem taşıdı. Anadolu topraklarında imar edilen bir kentin ilham verdiği hikaye pek çok şeyin seyrini değiştirdi. Malum hikâyeyi bilmeyen yok. Efsaneye göre Kral Priamos’un eşi Hakebeşer dolu bir rüya görür. Bu rüyaya göre karnından ateşler çıkmakta ve bu ateş tüm Truva’yı kasıp kavurmaktadır. Bu rüyaya şehir kâhinin yaptığı yoruma göre, Hakabe’nin karnından çıkacak olan çocuk Truva Krallığı’nın başına büyük dertler açacaktır. Daha sonra kralın oğlu Paris dünyaya gelir ve genç yakışıklı bir delikanlı olarak olgunlaşır. Truva Prensi Paris, Menelous’un karısı Helena’yı kaçırır ve böylece Akalarla Truvalılar arasındaki savaş meydana gelir. Yunanlar, Agamemnon komutasında bir ordu ile denizden Truva şehrini kuşatır. Ve Homeros 9 yıl süren savaşın 51 günlük kısmını anlatır. Yunanların arasında hikayelerini tam olarak bilmesek de bu topraklarda yaşayan insanların kulaklarına tanıdık Aias, Akhilleus, Diomedes, Odysseus, Nestor ile Philoktetes gibi isimler bulunmaktadır.

Uzun süren çarpışmaların ardından Yunanlıların aklına şeytan fikri gelir. Savaştan geri çekiliyormuş gibi gemilerine atlarlar ve tahtadan büyük bir at heykel hediye ederler Truvalılara. Kentliler en ufak bir şüpheye düşmeden hediyeyi kabul ederler ve böylece tuzak işe yarar. Atın içindeki Yunanlı askerler kapıları içeriden açar. Şehrin göremediği yerlerde bekleyen Agamemnon’un ordusu surlardan taşkın gibi girer ve şehir düşer. Bugün Çanakkale’ye gittiğinizde kentin içinde bu atın bir temsiliyle karşılaşabilirsiniz. Troya milattan önce 2. ve 3. binyıllarda büyük bir merkezdi. Büyük tarım topraklarını yöneten bir siteydi. Şehir; Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı ve Edremit Körfezleri arasındaki bir konumda yer alıyor. Çanakkale’nin hemen hemen 30 kilometre güney- batısında höyük şeklinde bir yerleşim olarak kentin kalıntılarıyla karşılaşa- bilirsiniz. 200 metre uzunluğunda ve 150 metre genişliğindedir. Troya, Troia ya da bizim bildiğimiz adı ile Truva.1996 yılında Milli Park statüsünü ancak kazanabilen antik kentten çıkarılan birçok parça ise bugün maalesef Almanya ve Rusya’ya kadar dağılmıştır. Antik kent aynı zamanda 1998 yılından bu yana da Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır. Eski İstanbul: Alexandria Troas Bir şehrin kaderi, döneminin kültürel yaşantısı ve siyasi tercihleri ile doğrudan bağlantılıdır. Alexandria Troas, bir tercihin yazgıdaki teşkilini gözler önüne süren çok iyi bir örnek. Günümüzde bir şehre olimpiyat müsabakalarının bahşedilmesi gibi Alexdria Troas az kalsın İstanbul’a tercih ediliyormuş.

Sezar’ın gönlünden burayı Roma’nın başkenti yapmak geçiyormuş ki bu arzusu daha sonra şehrin kazanacağı çeşitli zenginlikleri yönlendirmektefetkili bir rol oynamış. Konstantinus ise son anda Alexandria Troas yerine Konstantin’i başkent kılmış. Şehir Büyük İskenderin komutanlarından olan Tek Gözlü Antigonos tarafından M.Ö. 310 yılında kurulmuş. İskender’in ölümünün ardından meydana gelen iktidar boşluğu, büyük hükümdarın kumandanları tarafından doldurulurken, bu kumandanlar toprakları kendi adlarına ele geçirmiş. Antigonos da bölgeye hâkim olacak Alexandria Troas’ı kurar ve kısa süre sonra Aleksandria Troas civardaki çoğu kentin üzerinden kudret sahibi olur. Küçük ölçekli pek çok kentin nüfusları Aleksandria’ya göç ettirilir. Kentin bir limanının olması, büyük hamamlara sahip olması varlıklı bir kent olduğunun ispatı mahiyetindedir. İşte bu kentler, tıpkı tüm krallıklar ve imparatorluklar gibi bir ömre sahipti. Doğdular, yaşadılar ve öldüler… Bugün şehrin yıkıntıları arasında, Herodes Atticus Hamamı, Podyumlu Tapınak, Forum Alanı, Nymphaion Çeşmesi, gibi yapılar ziyaret edilip görülmeyi bekliyor.

İskender’in Boşluğunu Dolduranlardan: Nikaia

Büyük İskender’in büyüklüğünün yalnızca fetih gücünden kaynaklandığını düşünmek eksik olur. Büyük İskender, imparatorluğunun her yana yayıldığı zamanlarda olduğu kadar, öldükten sonra ülkesi dağıldığında da büyüktü; bu diyarların kaderinde mühim bir etki taşıyordu. Onun yokluğunun doğurduğu otorite boşluğu Helenistik Dönemi başlatarak pek çok kumandanının yeni yerleşimler kurmasına yol açmıştı. Nicea Nikiai de bunlardan biridir. Nicea Nikaia ilkçağın erken dönemlerinde inşa edilmiş ve milattan önce 4. yüzyılda yıkılmıştı. Fakat İskender’in ardıllarından Komutan-Kral Lymakhos şehri yeniden imar edip eski görkemine kavuşturmuştur. Nikaia’nın Roma egemenliğine girmesinden itibaren Bithynia’nın en önde gelen şehirlerinden biri haline geldiği görülmektedir. Bu kent Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamış ve bu çağların sosyo-kültürel özelliklerinin tümünü edinerek yansıtmıştır; şehir ve su yolları, tiyatro, kilise ve en önemlisi yöre halkının ‘Beştaş’ olarak isimlendirdiği Roma dönemi mezar anıtı bunlardan birkaçıdır. Zeytinliklerin arasında yükselen bu mezar anıtı tarihte Nikaia’yı Nikomedia’ya bağlayan antik yol üzerindedir. Bugün heykelin zirvesinde Zafer Tanrıçası Nike veya Zeus’un kartalının heykeli olduğu zannediliyor. Ziyaretçilerini bekleyen kitabede, “C. Cassius Asklepiodotus’un oğlu 83 yıl yaşadı” yazıyor…

Kentler de insanlar gibi nefes alıp verirler; insanlardan ayıracağımız tek farkı belki de sonlarıdır. Ölümsüzlüklerini yıkıntıları ile devam ettirmeyi başaran bu kentleri sadece kazıp gün yüzüne çıkarmak değil, onları korumak ve tahrip olmalarına, unutulmalarına engel olmak da başlıca görevlerimizden biri. Şehrin keşmekeşinden sıkılır ve geçmiş tarihinizi merak ederseniz yanı başınızdaki değerlere doğru yol almanızı tavsiye ederiz…

NOTLAR

Troas’a dair
Antik kentte, önceleri Alman bir ekip tarafından gerçekleştirilen kazılar 2011 yılında Ankara Üniversitesi’nden bir Türk ekibe devredilmiştir. Gerçekleştirilen kazılar kentin tapınak bölgesinde yoğunlaşmıştır. Kentte Maldelik diye bilinen yapı ile Herodes Attikus Hamamı dikkat çekicidir. Anadolu’da bugüne kadar bilinen en büyük hamam yapısıdır. Yapının anıtsal ölçüleri bugün ayakta kalan kemerlerinden anlaşılmaktadır.

Marmara Bölgesi’ndeki Antik Kentler
» Alexandria Troas – Çanakkale
» Apamea Myrlea – Bursa
» Antandros – Balıkesir
» Assos – Çanakkale
» Cardia – Çanakkale
» Cebrene – Çanakkale
» Kyzikos – Balıkesir
» Nikomedia – İzmit
» Truva – Çanakkale

Truva Antik Kenti Nerede ve Nasıl Gidilir?
Truva Ören Yeri, Çanakkale ili Tevfikiye Köyü’nde yer almaktadır. Çanakkale Tevfikiye Köyü’ndeki Troya Milli Parkı’nın içerisinde yer alan ören yerine ulaşmak için Çanakkale-İzmir Yolu’nun 30. kilometresindeki Çıplak ve Tevfikiye köylerine sapılan 5 kilometrelik yolu geçmeniz gerekecek. Toplu taşıma ile gitmek isterseniz şehir merkezinden kalkmakta olan otobüs ya da minibüsleri kullanarak da antik kente ulaşabilirsiniz.

Yazı: Faruk Kanber

*Bu yazı Marmara Life (Mayıs / Haziran) 108. sayıda yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın