Rota Nereye Biz Oraya!

Yoğun çalışma saatleri, trafikte geçip giden zaman, artan nüfus popülasyonunun neden olduğu iletişime geçme zorunluğu… Bunlar zaman içerisinde hepimizi yıpratan sebeplerden yalnızca birkaçı. Bizler de bu yorgunluktan kurtulmak için her yıl ya yıllık iznimizi ya da bayram tatillerini bekliyoruz ki bu kalabalık yerden bir anlığına uzaklaşabilelim. Fakat hepimizin ilk aklına gelen ya Ege’nin incilerinden biri ya da
Akdeniz’in gözde tatil beldeleri. Ancak bu kadar uzaklaşmanıza ya da zamana ihtiyacınız olmadan da iyi vakit geçirip, dinlenmeniz mümkün. Hem doğayla iç içe kendinizi hissedebileceğiniz, hem de yeşil ve maviyi, kimi zaman da yıldızları daha yakından hissedebileceğiniz trekking rotaları var. Üstelik İstanbul’a birkaç kilometre uzaklıkta…

ŞİMDİ NEREYİ KEŞFEDİYORUZ?
» BELGRAD ORMANI
İstanbul’da yaşayan biri olarak hepiniz gibi benim de ilk aklıma gelen rota, Belgrad Ormanı. Hem şehre olan yakınlığı hem de parkur açısından kolay oluşu hepimizi cezbediyor. Doğayla olduğu kadar sizi tarihle de buluşturacak olan Belgrad Ormanı’na ister kendi aracınızla, isterseniz de toplu taşımayla ulaşmak mümkün. İçerisinde yürüyüş, koşu ve bisiklet parkurlarının bulunduğu alan, İstanbul Sarıyer istikametinden Bahçeköy tabelalarını takip ederek ulaşabileceğiniz bir noktada. Hafta sonları her İstanbullunun kaçış noktası haline gelen ormanı, ilkbahar ya da sonbaharda tercih et- meniz alanın sakinliği açısından sizlere ekstra keyif verecektir.

» POLONEZKÖY

Polonezköy, İstanbul’un Anadolu yakasında yaşayanlar için daha kolay ulaşılan bir noktada fakat Avrupa yakasında ya da şehir dışından da seveni çok. Yaklaşık 5 kilometrelik yürüyüş patikasından oluşan parkur, ilkbahar ve yaz aylarında yeşillin her tonunu, sonbaharda ise kurumuş yaprakların her adımınızda çıkardığı muhteşem sesi duymanızı vadediyor.

» ŞİLE-SAKLIGÖL

Hazır Anadolu yakasına doğru geçmişken rotamızı Şile’ye doğru çevirebiliriz. Gerek Şile gerekse Ağva, Marmara Bölgesi’nin görülmeye değer yerlerinden. Şile’de bulunan Saklı Göl ise aslında mesire yeri ve genelde hafta sonu kahvaltıları için çokça tercih ediliyor. Fakat  bunun yanında 4 saatlik bir yürüyüş parkuruna sahip. Göl kenarında kamp atmak için uygun alan yok fakat gölü geçip biraz yürüdükten sonra kampçıların tek tük çadır attıklarını görebilirsiniz. İstanbul şehir merkezine yaklaşık 55-60 kilometre uzaklıktaki bu alan, bahar aylarında yürümeniz için oldukça uygun ve sizi zorlamayacak bir parkur.

» KİLİMLİ KOYU/AĞVA
Şile’den sonra rotamızı Ağva’ya doğru çeviriyoruz. İsterseniz İstanbul üzerinden isterseniz de Kocaeli üzerinden Ağva-Kilimli Koyu’na ulaşmanız mümkün. Üsküdar’dan belirli saatlerde geçen 139A numaralı İETT otobüsüyle yaklaşık 3,5-4 saatte Ağva’ya gidebilirsiniz. Ağva’ya geldikten sonra koya giden 5 kilometrelik inişli çıkışlı bir yol var bu yolu yürüyebilirsiniz ya da taksileri kullanabilirsiniz. Eğer yürümeyi planlıyorsanız Ağva’nın içinden geçerek yol kenarından devam ettiğinizde köprüyle karşılaşacaksınız, köprüyü geçtikten sonra toprak yolu takip ederek koya geçersiniz. Kayalıklardan geçerken dikkatli olmalısınız çünkü yağıştan sonra kayganlaşan taşlar tehlikeli olabiliyor. Kilimli Koyu’nun bir kamp alanı yok ancak dilerseniz ormanın içerisinde bulduğunuz bir yerde kamp atılabiliyor. İhtiyaçlarınızı koya gelmeden Ağva’da halletmeniz gerekiyor.

» ACELLE YAYLASI/SAKARYA
İstanbul’dan biraz daha uzaklaşmak isterseniz Sakarya’ya bağlı Acelle Yaylası’nı görmek hoşunuza gidecektir. Sakarya’nın Taraklı ilçesinde yer alan yayla, Türkiye’nin büyük yaylalarından biri. Çevresinde bulunan yaylalarla birlikte birçok trekking parkuruna sahip Acelle’nin, 3 parkuru var. Birincisi ‘7 Yayla 5 Gölet’ parkuru. Karagöl’den başlayan bu parkur yaklaşık olarak 28 kilometre uzunluğunda. Uzun olmasına rağmen zor olmayan ve birçok manzarayla çevrilmiş bir rota. Bir bölümü ormandan bir bölümü stabil yoldan oluşan parkurun uzunluğundan korkmayın. Çünkü özel kamp alanları olmasa bile güzergah üzerinde çadır kurabileceğiniz yerler bulmanız mümkün. Ayrıca su kaynağı bulmanız da zor değil. İkinci güzergah ise yine Karagöl’den başlayıp Acelle’de son bulan 24 kilometrelik bir yol. Ayrıca bu rotayı kış aylarında da zorlanmadan yürüyebilirsiniz. Son olarak ve diğerlerine göre uzunluk bakımından daha makul sayılabilecek 13 kilometreden oluşun Karagöl-Çardacık-Acelle Yaylası parkuru. Bu parkurda da diğerlerinde olduğu gibi kamp yeri ve su sıkıntısı yok. Ayrıca yaylada çeşme, tuvalet ve bakkal bulunuyor. Fakat ihtiyaçlarınızı Akyazı’dan karşılamanız daha garanti olacaktır, çünkü köy bakkalını her zaman açık bulamayabilirsiniz. Mevsiminde giderseniz dağ çileği de toplayabilirsiniz.

» İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI
Avrupa’nın en büyük longoz ormanına ve Türkiye’nin en uzun plajına sahip olduğu söylenen İğneada’da eşsiz manzaralara sahip ve tarihle iç içe parkurlar mevcut. İstanbul’dan ulaşımı ise TEM otoyolu ile Lüleburgaz’a, daha sonra Poyralı, ardından Demirköy üzerinden İğneada’ya yapabilirsiniz. Sahilde kamp yeri, pansiyon, WC, market ve restoran bulabilirsiniz. İsterseniz 50 kilometre uzunluktaki Kıyıköy-İğneada-Beğendik Koyu rotasını, isterseniz 14 kilometrelik Mert Gölü-Sahil-Hamam Gölü rotasını ya da daha kısa olan Mert Gölü çevresindeki 9 kilometrelik güzergahı deneyebilirsiniz. Kıyıköy parkurunun uzun oluşu gözünüzü korkutmasın, unutmayın hepsini yürümek zorunda  değilsiniz. Daha kısa olan rotaları yürümek isterseniz uzun kıyafetler tercih etmeniz gerekir. Çünkü orman içerisindeki dikenli bitkiler ve çalılar bacaklarınızı yarayabilir.

İstanbul ve çevresindeki trekking yapılabilecek yerler listesini daha da uzatabiliriz, siz yeter ki sırtınızı doğaya yaslamak isteyin. Yürüyüş sırasında verilen su molaları, yemek arası bazen de enerji ihtiyacını karşılamak için yenen küçük bir cezerye parçası size hem şehri geride bıraktıracak, hem de kendinizi dinlemenizde yoldaş olacak. Unutmayın en güzel yer henüz görmedikleriniz…

NOTLAR

Trekking Öncesinde Dikkat Etmeniz Gerekenler;

» Gidilecek yer veya rota hakkında bilgi edinin.

» Trekking esnasında tırnak batması ya da kırılma sorunlarını yaşamamak için ayak tırnaklarınızı en az bir gün öncesinde kesmiş olmanız gerekir.

» Kullanacağınız ayakkabının size bir numara büyük ve bilekli olması gerekir ki inişlerde tırnaklarınız sorun yaşamasın. Ayrıca bileksiz bir bot tercih ederseniz burkulma pozisyonuna geldiğinizde sorun yaşayabilirsiniz

» Kıyafetlerinizin pamuklu, keten yerine sentetik ya da yünlü olması önemlidir. Yağışlı hava durumlarında veya herhangi bir ıslanma sorunuyla karşılaşıldığında pamuklu ve
keten malzemeden oluşan kıyafetler kolay kurumayacaktır.

» Yürüyüş esnasında bol bol su tüketin ve çantanızı önceden hazırlamayı unutmayın.

» Turnalık Yaylası-Sakarya; Turnalık Yaylası’nda bulunan göleti gezmek isterseniz 2.8 kilometre, Kurtuluş-Çiğdem Yaylası-Turnalık Yaylası rotasını giderseniz 24 kilometrelik bir parkurla karşılaşacaksınız.

» Uludağ-Bursa; 18,07 kilometrelik güzergah ile Uludağ Büyük Zirveye ulaşabilirsiniz. Behramkale-Çanakkale; Assos Antik Kenti etrafında tarihi dokunun enerjisini tüm vücudunuzda hissedeceğiniz 10.86 kilometrelik bir parkur. İç kısımlarda çalılar zorluk oluştursa da Antik Liman ve denize paralel olan kısımlar görülmeye değer.

Yürüyüş Esnasında Çantanızda Bulunması Gerekenler;

» İlk yardım malzemeleri.

» Su geçirmeyen yağmurluk benzeri giysi.

» Su için en az 1 litrelik matara.

» Çakı, kırılmaz ve hafif olacak şekilde tabak, bardak, kaşık, el feneri, ihtiyaca göre yedek pil, kibrit, dikiş malzemesi, kağıt, kalem ve düdük.

» En az bir öğünü karşılayacak yiyecek.

» Eğimli arazide ya da sulak bir yerden geçişte dengenizin korunmasında size yardımcı olacak baton ya da bu işlevi görebilecek sopa.

Yazı: Dilara Özdeş/Fotoğraf: Faruk Kanber

*Bu yazı Marmara Life (Mayıs / Haziran) 108. sayıda yayımlanmıştır.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın