Hayaller, İki Pedal Arasında…

Ergun Oskay 59 yaşında. Ama ne görüntüsü ne de ruhu bu resmi rakamla hemfikir değil. Siz de kendisiyle tanışsanız aynı kanıyı edinirsiniz. Çünkü Ergun Abi, çocukluğundan beri yolları, dağları, ormanları arşınlayan bir bisiklet tutkunu.

Ergun Abi çılgın bir gezgin. Eğer böyle olmasaydı, durmadan bisikletine atlayarak şehirleri, ülkeleri turlamaz, hayat hikâyesi de bu kadar zengin olmazdı. Bu sebeptendir ki sohbetimiz hiç bölünmedi; beni rahatsız eden kısacık dahi olsa sessizliğin işgal ettiği bir an yaşamadık. Bisikletle nasıl tanıştığına tanık olan demiryollarından, ayılar tarafından kovalandığı Toroslar’a geçti muhabbetimiz. Bir bayram sabahı kurbanlık satın almak için evden çıktıktan sonra, asıl amacını unutarak kucakladığı Trakya turunu, doğuyu ve batıyı kısacası tüm dünyayı konuştuk. Ergun Oskay hayatı boyunca bisikletinden hiç inmemiş. Sıra dışı hayat hikayesini dinlerken ben ipin ucunu kaçırmamak için mücadele etmek zorunda kaldım ama o tüm bu maceraları yaşamış.

İlk Kaçamak

Ergun Abi, bir bisiklet gezgini olmak için bazı kurallara uyulması gerektiğinin altını çiziyor. Bu kurallara göre; bünyede cesaret, heyecan ve özgüven barınmalı. O bu yetilere henüz on beş yaşındayken sahipmiş. Bakırköy Tren İstasyonu’ndan bir arkadaşıyla Halkalı, Kanarya, Menekşe taraflarına, kafaları nereye eserse oraya bisiklet kullanmaya giderlermiş. Birlikte yola çıktığı bu arkadaşı da, daha sonra hayatı boyunca yoldaşı olmuş; pek çok yeri birlikte gezmişler… Uzun süre bekledikten sonra bir yük treni yanaşmış istasyona. Atlayıp atlamama konusunda tereddüt etmişler ama sonunda bisikletleri sırtlayıp binmişler. Nerede inmeleri gerektiğini bilememişler, yol keyifliymiş. Tren, Halkalı’yı geçmiş. Çerkezköy’de durmuş. Biraz daha gidip Alpullu’da inmişler. Ergun Abi annesini arayıp nerede olduğunu haber verince bir güzel işitmiş azarı tabi. O gece şeker fabrikasında kalıp ertesi gün İstanbul’a doğru pedal çevirmeye başlamışlar. İkinci günün gecesinde bir şantiyede konaklamışlar ve anca yolculuklarının üçüncü gününün nihayetinde İstanbul’a varmışlar. Böylece Ergun Abi hayatındaki ilk büyük çılgınlığa 15 yaşında imza atmış.

Kendi Mezarında Dua Ediyor

Ergun Oskay’ın asla yerinde durmayan mizacı hiçbir zaman kaybolmamış. Okuldayken ödevleri hep birikirmiş ama o bisikletiyle oradan oraya gidermiş. Büyüdüğünde de, her şeyi ardında bırakarak taze bir maceraya yelken açmış ve bu macera belki de en etkili sonuçları doğurmuş hikayesinde. 1983 yılında bisikletini alıp dünya turuna çıkmış. ”Şimdiki gibi ne GPS, ne telefonumuz vardı” diyor Ergun Abi. 1,5-2 yıl süren serüveni süresince geride bıraktıklarıyla iletişime geçememiş. Allahtan o sıra bekarmış. Döndüğünde, ailesini kendi mezarında dua ederken bulmuş. Ondan haber alamadıkları için öldüğünü sanarak aile mezarlığındaki yerini tamamlamışlar. Tabi, sağlam şekilde geri döndüğünde ne fırtınalar koptuğunu siz tahmin edin. Daha sonra mezar taşını sökmüşler ama arada kendi mezarına giderek dua ettiği oluyormuş. Kızı, bayramlarda mezarlık ziyaretine gittiğinde Ergun Abi’ye telefon açıp, “Baba, ruhuna üç Kulhü bir Elham okudum” diyormuş.

Kurbanlık Ararken Kendini Turda Bulmak

Bisiklet tutkunumuz, “İnsanın bir hayali olmalı,” diyor gülerek. “Bir hayali olmayan insan mutlu olamaz. Gezginin hayali, hedefe ulaşmaktır. Bu yüzden yarı yolda caymak olmaz. Ben tüm hayallerimi gerçekleştirdim. Bu yüzden mutlu bir adamım.” Anlattığı hikaye, 59 yılı geride bırakmış, yaşamı eskitmiş birinin içinde ukde kalamayacağının en büyük kanıtı. Bundan iki yıl önce, kurban bayramından yaklaşık on gün evvel bisikletini yanına alarak kurbanlık bakmaya, piyasayı tartmaya çıkmış. İlk başta büyükbaş hayvanların satıldığı bir pazara gelmiş ama o küçükbaş istiyormuş. Bu yüzden uygun fiyata küçükbaş pazarı ararken oradan oraya sürüklenmiş. Silivri’ye, Trakya taraflarına doğru. Başkalarının uzaklarda olduğunu söylediği hayvan pazarlarına ilerlerken yarı yolda kurbanlık bakma fikrinin aklından çıktığını söylüyor. Önce Kırklareli’ne gitmiş. Her şehirde bir ahbabı olduğunu söylüyor Ergun Abi. Bir gece dostlarıyla kalmış. Daha sonra Edirne’ye, oradan Çanakkale’ye ve nihayet İstanbul’a dönüş. O gece uyumuş. Ertesi gün eşi erken vakitte uyandırdığında ise nedenini sormuş. Bayram Namazı demiş eşi. Bayramdan yalnızca bir gün öncesine kadar Trakya turu yaptığının farkında bile olmayan bu adam o gün evden çıkarken üzerinde bulunan üç beş eşya ile geri dönmüş; terlik, tişört, telefon, cüzdan. Kurbanlık işini de telaş içinde namazdan sonra halledebilmiş anca…

Kültürünü Bilmeden Bu İş Olmaz

Ergun Abi uzun yıllar boyu çadırıyla gezmiş her yeri. “Gezgin her şeyi yer içer” diyor. Pedalı çevirebildikten sonra gerisi teferruatmış ve her şarta ayak uydurmak gerekirmiş. Dağlarda da ormanlarda da çadır atmış. Çalı toplayıp ateş yakmış. O saatte kimse uğramayacağı için güvenlik sebebiyle mezarlıklarda uyumuş.

Gezginlere Tavsiyeler

Bisikletle gezginlik yapmak isteyenlere ilk tavsiyesi de cesaret sahibi olmaları ve bu işin kültürünü öğrenmeleri. Seyahat boyunca nasıl davranılacağını, nerede durulup hangi saatte çadır atılacağını, yanında nelerin bulunması gerektiğini tecrübe etmeden çok uzun yolculuklara çıkmanın sonunda ölümler bile gelebiliyormuş. Bu yüzden, bisikletle gezginlik yapma kültürünün doğduğu yerlerdeki bilincin edinilmesi gerektiğini söylüyor. Zamanında gereksiz çok eşya almış yanına. Bundan dolayı sırtlarını fuzuli eşyalarla bükmemelerini, anlık imkanlara göre ihtiyaçlarını görmelerini tavsiye ediyor. “Turculuk pratiktir” diyor. Açlığa dayanılırmış ama susuz kalmak olmazmış; dolayısıyla yanlarında bulundurmaları gereken öncelikli materyal suymuş. Yola çıkmadan mevsime, hava durumuna dikkat edilmeli, buna göre ne taraflara gidileceği belirlenmeliymiş. “Ve en önemlisi rota çıkarmamak. Yola çıkın. Gideceğiniz yere sizi tabelalar götürür” diyor Ergun Oskay. 59 yaşında ve hala Beylikdüzü’ndeki evinin yakınlarında her gün mutlaka bisiklet kullanıyor. Bunun yanında kafasına estiğinde şehirlerarası yolculuk yapmayı da ihmal etmiyor.

NOTLAR

“Haydarpaşa’nın Dili Olsa da Konuşsa”
Yaban ellerde pedal çevirirken çadırı hariç uykusunu emanet ettiği başlıca yerler varmış Ergun Abi’nin: İtfaiye, Şantiye, Su Elektirik Kuruluşları, Yol Bakım Konakları, Yurtdışında Kiliseler, Türkiye’de Camiler (Ki tanımadığı imam olmadığını söylüyor), Mezarlıklar, Limanlar, Tren İstasyonları.

Uzun Yol İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler
» Her şeyden önce bisikletinizin bakımını mutlaka yaptırın. Elden geçirmeden asla yola çıkmayın, frenini, zincirini, lastiğini kontrol edin.
» Çok uzun bir yolculuğa çıkacaksanız eğer eşyalarınızı koyacağınız çantalara ya da bisiklet römorkuna ihtiyacınız var. Yine de sırtınıza merkep yüklemeyin, keyfinizden olmayın.
» Konaklamalar için yanınızda çadır bulundurmanızda fayda var ve bu çadır her türlü hava koşuluna dayanıklı sağlam bir yapıya sahip olursa çok sorun yaşamazsınız.
» Yapacağınız uzun tur hakkında yakınlarınıza bilgi verin hatta hazırladığınız programdan onlara da bırakın. Kötü bir durumda sizin turun neresinde olduğunuzun anlaşılması için yardımcı olacaktır.
» Bisikletinize adınızı, hangi ülkeden olduğunuzu belirten ve yanında kan gurubunuzun yazılı olduğu bir bilgi kağıdı yapıştırmayı unutmayın.

Yazı: Faruk Kanber/Fotoğraf: Yağız Karahan

*Bu yazı Marmara Life (Mayıs / Haziran) 108. sayıda yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın