Ege’nin Antik Hafızası

Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığının taşınmaz kültür varlığı olarak belirlediği 77 adet antik kent var. Listeye dâhil olmayanlarla birlikte bu sayı neredeyse 100 civarında. Biz de, Marmara Life okuyucuları için Ege’nin incilerini, bu toprağın yüzyıllardır bağrında taşıdığı antik değerleri sayfalarımıza taşıdık.

Anadolu’nun Ticaret Merkezi; Erythrai
Erthrai Antik Kenti coğrafi konumu sebebiyle döneminde ticaretin göz bebeği olmuştur; İzmir’de konuşlandığı deniz kıyısı, Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz diyarları için mühim bir rol oynamıştır. Antik çağlarda 12 büyük İon sitesinin önde gelenlerinden olan Erythrai, Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemlerden kalıntıları bünyesinde barındırıyor. Belki bir İstanbul değildi Erythrai’nin coğrafi konumu fakat o da pek çok diyarlardan gelen yelkenlilerin yanaştığı limanlara sahip oldu. Son çalışmalara göre tarihi milattan önce 3 bin yılına dek uzanan şehir Fenikelilerle ciddi bağlar içerisindeydi ve anlaşıldığı kadarıyla pek çok bölgeye ticari faaliyetlerde Fenikelilerle beraber hareket etmişlerdi. Doğudan gelen malları İonia’da dağıtan bir market ya da dağıtımcı görevi gören şehir, etrafındaki diğer sitelerle iş birliği yaparken karşı komşusu Khios ile köklü bir mücadele içerisindeydi. Büyük İskender bir şekilde buradan da geçmişti ve bugün kalıntılarıyla karşılaşabileceğiniz tiyatro ve yüksek surlar gibi tarihi unsurların onun yardımlarıyla inşa edildiği düşünülmektedir.

İskender’e Yenilmeyen Şehir: Alinda
Bildiğimiz kadarıyla kent M.Ö. 4. Yüzyıl’da büyük atılımlara imza atıyor fakat tarihinin M.Ö. 14. Yüzyıl’a kadar ulaştığı da söylenenler arasında. Hitit İmparatoru İkinci Mursilis Döneminde Sena Irmağı ülkesine bağlı bir kent imiş fakat ona altın çağını yaşatmak Karia Kraliçesi Ada’ya kısmet olmuş. Dediğimiz gibi İskender Alinda’yı kuşatmıştır ve bu sırada Kraliçe Ada kentte sürgün hayatı yaşamaktadır. İskender şehir surlarını aşamaz ve kuşatmadan vazgeçer. Alinda yaşlı bir kadındır ve yaptığı hareketle beraber bilge bir kişiliğe sahip olduğu sanılabilir. İskender’in başarısızlığını fırsat bilerek Makedonyalıları şehirden içeri alır; İskender’i bir anne gibi karşılar. Alinda’yı İskender’e teslim etmesine karşılık Karia’yı kendisine bırakmasını ister. İskender, gözünü Pers topraklarına diktiği için, nazariyesinde Karia’nın pek bir kıymeti yoktur. Alinda’nın onun için daha stratejik bir işlev göreceğini düşünmüş olmalı ki teklifi kabul ederek yoluna devam etmiş. Daha sonraki yıllarda şehrin adı silikleşmiş. Hiçbir zaman Kraliçe Ada ve İskender’in pazarlığı kadar önemli bir olaya denk gelmemiştir. Biz şimdi Alinda’nın yüksek surlarını, görkemli gözcü kulelerini, uzun su  kemerlerini anlatmasak ya da fotoğraflarını size göstermesek de Büyük İskender’in şehri fethedememesi bile görkemini anlatmaya kâfi gelir.

Dağların Sakladığı Stylos Manastırı
Latmos Dağı’nın derinliklerinde bir manastır gizlidir; Arap keşişlerin ve azizlerin uğrağı olan bu tapınak, yüksekte ve sarp kayaların arasında saklandığı için, zulümden kaçanların korunaklı sığınağı olmuştur. 7. yüzyılda Mısır’dan ve Sina Dağı’ndan kaçan keşişler burasını yaşamak için uygun bir yer olarak bulmuşlar; siz de mevkisini bilmeden yakınlarından geçseniz, Stylos Manastırı’nı fark edemezsiniz. Muğla’nın Söke ilçesine bağlı Karakuyu Köyü’nün yakınlarındaki manastırın en büyük özelliği Genç Pavlos’un burada yaşamış olmasıdır. Genç Pavlos denmiştir çünkü havari Pavlos’la karıştırılması önlenmek istenmiştir. Pavlos, sekiz ay boyunca Latmos Dağları’nda Hz. Meryem’e adanmış bir mağarada yaşadıktan sonra Stylos’a gelip 12 yıl burada bulunmuştur. Mezarı, harap durumdaki kilisenin içinde yer almaktadır. Doğudan gelen Türk Boyları bölgeyi ele geçirince Stylos Manastırı işlevini kaybetmiştir ve ondan sonra neredeyse kimse orada yaşamamıştır.

İnsanlık Pırıltılarının İzleri: Latmos
İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden birisi de sanat yoluyla ruhlar dünyasının imgesini bu âlemde ete kemiğe bürüme yeteneğidir kuşkusuz. Bu yeteneğimizin çocuksu ilk adımları kayalara çizdiğimiz resimlerdir. İşte bu kalıntılar Latmos Körfezi’nde de taş devri ressamlarının sergisi herkes için 7-24 açık. Antik dönemde Latmos adıyla çağırılan körfezin göle devrilmiş hali olan Bafa’ya yakın Karahayıt köyünün hemen yukarısındaki vadide bulunuyor Balıktaş Kaya Resimleri. Gölün hemen kıyısında yükselen Beşparmak Dağı’nın (Latmos Dağı) çeşitli bölgelerinde, yüzlerce olduğu söylenen kaya resimleri mevcut. Resimler son buzul çağının bittiği MÖ 12000’lerden MÖ 6000’lere kadar, Neolitik Çağ’ın Batı Anadolu insanları hakkında önemli bilgiler sunuyor.Nysa Antik Kenti Nysa’nın kıyıda köşede kalmış olması, Roma siyasetinde kayda değer bir söz hakkının bulunmaması onu değersiz kılmaz; çünkü o hem mimarisiyle, hem yetiştirdiği kişilerle gönülleri kazınmıştır. Tarihçi Strabon’un Amasyalı olduğu bir gerçektir ama aslında Nysa’da yetişmiştir. Hatta Strabon’a göre kendisini yetiştiren ilim ve sanat adamı Aristodemos’un da Nysa’lı olduğunu söyler. Aristodemos ki, Pompeius’un çocuklarının eğitmenliğini üstlenmiştir. Bu yüzden Nysa’yı kenara çekilmiş bilge bir şehir olarak adlandırabiliriz. Aydın Sultanhisar’daki kente gitmeyi düşünmüyorsanız şunu bilmelisiniz ki, zengin bir viran bölgesidir. Tiyatro, gymnaison, stadion, bouleterion, kütüphane, agora, nekropol, surlar, kilise ve daha fazlası keşfedilmek için bizleri bekliyor.

Unutmayın, Hatılatın!
Muhteşem bir kültürel birikimin üzerinde oturduğumuzun farkında olan tüm okuyucularımıza yer verdiğimiz ve veremediğimiz tüm antik kentleri, tarih boyunca onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış topraklarımızdaki en büyük kültürel kazanımları ziyaret etmeden geçmemelerini özellikle tavsiye ediyoruz. Ve ekliyoruz, tarih hatırlandığı sürece ayakta kalmaya devam edecek!

NOTLAR

Ege’deki Diğer Antik Kentler
»» Gebe Kilisesi- Bodrum
»» Arpaz- Beyler Konağı- Aydın
»» Çakıralan- Muğla
»» Alabanda Antik Kenti- Aydın
»» Gerga- Aydın
»» Diagoras- Aristomakha Mezarı- Muğla
»» Blaundos Antik Kenti- Uşak
»» Hydisos- Muğla
»» Larymna- Marmaris ve Muğla
»» Sandama- Muğla

Erythrai’dan Kalanlar
1965-1979 yılları arasında yürütülen kazılarda bulunan Sub-Geometrik, yoğun Arkaik, Klasik, Hellenistik ve Roma çağlarına ait değişik k alıntı ve buluntuların sunduğu bilgiler, yerleşimin MÖ 8. Yüz yıl’dan itibaren özellikle MÖ 4. Yüzyıl’da İonia´daki sosyal politik değişimlerde etkin rol oynadığını ortaya koyar.

Arpaz Beyler Konağı-Aydın
Evliya Çelebi’nin deyişiyle “Dağlarından yağ, ovalarından bal akan” efeler diyarı Aydın sancağı, Osmanlı âyanlarının Ortaçağ Avrupası benzeri kule evleriyle ziyaretçilerini selamlıyor

Tek Nefeste Ege Antik Kentleri Keşfetme Kılavuzu
»» İlklerin Kenti: Pergamon
»» Lidya’nın Başkenti: Sardes
»» Vazgeçilmez Bir Klasik: Efes Antik Kenti
»» Felsefe ile İç İçe: Milet Antik Kenti
»» Ara Güler’in Keşfi: Afrodisias Antik Kenti
»» Kutsal Kent: Hierapolis
»» Pegasus’un Diyarı: Tlos Antik Kenti
»» Afrodit’in Peşinde: Knidos Antik Kenti

*Manisa’nin Salihli İlçesi, Sart Beldesi sınırları içinde yer alan Sardes Antik Kenti, Tmolos Dağları’nın (Bugünkü Bozdağ) eteklerinde, Ege sahilinden Anadolu’nun içlerine uzanan yolların üzerinde stratejik bir konumda olmakla birlikte Hermos (Gediz) Nehri’nin iyi sulanan ovasına ve Gyges (Marmara) Gölü’ne bakan bereketli ve güvenli bir alanda yer alır.

Yazı: Faruk Kanber

*Bu yazı Marmara Life’ın Temmuz – Ağustos  2018 sayısında yayımlanmıştır. 

Bir Cevap Yazın