Gelecek Nesillere “Temiz Bir Marmara” Bırakmalıyız!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mevlüt Uysal ile doğduğu şehir Antalya’da buluştuk ve Marmara Life için özel bir röportaj gerçekleştirdik. Marmara Denizi’ni gelecek kuşaklara tertemiz bir kaynak olarak bırakmanın öncelikli görevleri olduğunu belirten Uysal, “Belediyelerin bir araya gelerek ortak bir plan çerçevesinde hareket etmesi, bireysel hareket etmelerinden daha etkili olacaktır. Muhakkak Marmara’nın temizlenmesine yönelik başkaları da bir şey yapabilir ama en iyi çalışmayı yapacak olan kuruluş Marmara Belediyeler Birliğidir” dedi.

Biz sizi önce Başakşehir Belediye Başkanı, sonra da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tanıdık ama daha fazlasını bilmiyoruz. Kimdir Mevlüt Uysal? Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?
Liseyi Alanya’nın bir köyünde bitirdim ardından İstanbul’a okumak için geldim, klasik büyükşehir hikâyesi. 1983’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım, okul bittikten sonra serbest avukatlığa başladım. 1984 seçimleri dâhil her seçimde muhakkak aktif görev aldım. Biz 4 kardeşiz, ba bam, ben 1 yaşındayken vefat etmiş,annemin hayır duaları ile bugünlere yol aldık. Annem okuma yazma bilmemesine rağmen çocuklarının üçünü okutmuş, okumayan köyde kalan da köye belediye başkanı olmuş. Ben de 29 Mart 2009 tarihinde Başakşehir ve Bahçeşehir’in birleşerek ilçe olması üzerine yapılan yerel seçimlerde Başakşehir Belediye Başkanı seçildim. Şimdi ise aynı hayır duasını alarak İstanbullulara hizmet vermek için çalışmaya devam ediyorum.

Önümüzdeki süreçte İstanbul için hayata geçireceğiniz projelerden bahsetsek, neler söylemek istersiniz?
İstanbul’un daimi ikamet nüfusu 15 milyonu aştı. Günlük olarak dışarıdan, yurt dışından gelenleri hesap ettiğimizde 17-18 milyon oluyor. Dünyada 15 milyonu aşan ama İstanbul gibi 100 km uzunlukta 20 km eninde bir alana kurulmuş başka bir şehir yok, ulaşımı fiziki açılardan gerçekten zor. Bu nedenle İstanbul’da yatırımın en büyüğü ulaşıma yapılmalı. Ayrıca “Akıllı Şehir Yönetim Modeli” için çalışıyoruz. Bu konuyu takip etmek için kurulmuş bir müdürlüğümüz var ve ajandamız çok yoğun. İnternet artık hayatımızın her alanında ve akıllı dediğimiz her şeyin yolu internetten geçiyor. Bu nedenle hedefim İstanbul’un bütün evlerine fiber optik ulaştırmak. Bunu hayata geçirdikten sonra beraberinde birçok yeni projeye devam edeceğiz. Aslında rutin belediye hizmetlerini vermenin yanı sıra başka görevlerimiz de var, gelecekteki şehirleri de şekillendiriyoruz. Nasıl olacağını hayal etmek, o hayallerin hayata nasıl geçirileceğini organize edip yapılmasını temin etmek de görevimiz. İBB bu anlamda Türkiye’de belediyelere öncülük yapabilecek dinamik yapıya sahip bir belediye.

GENÇLERİN DİNAMİZMİNE VE PERSPEKTİFİNE DEĞER VERİYORUZ!

İstanbul kadim bir şehir ama öte yandan çok dinamik, canlı ve genç nüfusu fazla. Gençlerle aranız nasıl?
Gençlerle aramız çok iyi. Gençlik Meclisimizin bir milyon civarı üyesi var. Eğitimlerini desteleyecek projelerden, spor ve sanata kadar birçok alanda gerçekleştiğimiz faaliyetlerle onların yanındayız. Kodlama eğitimi veren programlarımız da var. Tabii ki gençlerle irtibatımızı bununla sınırlı tutmuyoruz. İstanbul’da yoğun bir üniversiteli nüfusu var. Biz genç fikirlerin şehrin yönetimine katılmalarını sağlayacağız. Bütün önerileri ciddiyetle değerlendiriyoruz. Gençliğinden itibaren çalışan biri olarak gençlerin dinamizmine ve perspektifine çok değer veriyorum. Gençlerin yeri bizim için çok özeldir.

Marmara Belediyeler Birliği başkanlığını da yürütüyorsunuz, Marmara Denizi’nin temizliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Evet, inşallah burada da görevimizi layıkıyla yerine getireceğiz. Belediyeciliğin sorunlarını biliyoruz. Birlik olarak bu sorunlara bir nebze katkımız olabilir mi, çözüm adına neler yapabiliriz bunları tartışıyoruz. Bildiğiniz üzere Marmara Belediyeler Birliğinin kuruluş amacı Marmara Denizi’nin kirliliğinin  önlenmesi, bu konu için çok gecikmiş değiliz. Ancak şu an deniz içerisindeki hareketliliğe baktığımız da tedbirlerin devam etmesi gerekiyor. Hatırlarsanız İstanbul’da bir Haliç vakası geçmişte yaşandı, kirlendi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde çalışmalar başlatıldı, bu çalışmalarla Haliç temizlendi. Evet, temizlendi ama temizlenirken yapılan masraf, mesai, çalışmalar, toplamda oraya harcanan efor Haliç’in kirlenmenin önlenmesi için harcansaydı bu sıkıntılar hiç yaşanmayabilirdi. Bizim de MBB olarak kuruluşumuzun amacı buysa dönüp tekrar bütün çalışmalarımızın merkezine bakmalı, Marmara’nın kirliliğinin önlemesine yönelik tedbirler almalıyız. Evet, güzel şeyler yapılıyor ama herkesin yapabileceği güzel şeyleri yapmak yerine, kimsenin yapamayacağı güzel şeyleri yapmak daha anlamlı olur diye düşünüyorum. Belediyelerin bir araya gelerek ortak bir plan çerçevesinde hareket etmeleri bireysel hareket etmelerinden daha etkili olacaktır. Muhakkak Marmara’nın temizlenmesine yönelik başkaları da bir şey yapabilir ama en iyi çalışmayı yapacak olan kuruluş MBB’dir.

Su medeniyettir, hele ki şehrin içinden akıyorsa şehri güzelleştiren en önemli öğedir. Dere ıslahlarından bahsedebilir misiniz?
Tabiatın bir dengesi var. Bu denge; 100-500 yıllık döngüler halinde tabi- atın kendi içerisinde yaşadığı doğal olaylardır. Yağışların artması, doğal olarak o derelerin taşıyabileceği su miktarlarının belirlenmesi gerekir. Dere koruma bantları, taşkın vb. afetler olduğu zaman yağmur suları doğru bir şekilde, vatandaşa zarar vermeden denize ulaşsın diye yapılırdı. Bu çalışmalarda 100-200 senelik, hatta 500 senelik afetler göz önüne alınarak hesaplama yapılırdı. Dedik ki, 100 senede bir yağmur yağacak ve 2 saat orada çok büyük bir sel olacak. Onun için bir yer ayırıyoruz. Bunu gri betonla çevrili bir alana dönüştürmek yerine orayı rekreasyon olarak kullanılabilecek hale dönüştürelim. Korurken hem 500 yıllık doğal olaylardaki su miktarını hesaplayalım hem de buradan su geçmediği zaman insanların kullanabildiği eğlence alanı yapalım. Bu alanları spor yapanlara, bisiklet sürenlere, gezintiye çıkanlara ayıralım ve orası mahallenin uğrak bir yeri olsun istiyoruz. Dünyada da bu tür örnekler var, biz de dere ıslahlarını bu hale dönüştürüp bu alanları daha güzel koruyabiliriz.

En Yeşilaycı siyasetçi seçildiniz…
Başakşehir’deki başkanlığım döneminde Yeşilay’da bağımlılıkla mücadeleye yönelik merkezler açmıştık. Büyükşehir’e geldikten sonra yine 3 ilçemizde bu şekilde çalışmalara başladık. Benim kanaatim gençlerimizi ve çocuklarımızı bu bağımlılıktan kurtarma mücadelesinde tek başına bu işin altından kalkılamayacağı. Koordine bir şekilde çalışılmalı ve herkes Yeşilay’a destek vermeli. En büyük desteği vermesi gereken kurumlar ise, belediyelerdir. Ben de bu hususta görevimi yerine getirdiğimi düşünüyorum. Ancak şunu da yapmamız gerekiyor; İstanbul’da 39 ilçe var, her ilçede en azından birer tane merkez olsa, Yeşilay bir şeyler yapabilir. Bağımlılık başladıktan sonra tedavisi olağanüstü zor bir durum, bağımlılık başlamadan önce tedbir alabilecek merkezlerin yapılması, bağımlılık başladıysa da işin henüz başındayken gereğinin yapılması lazım. Bunu ilk başlatan belediye başkanı olduğumuz için de bana böyle bir ödül verildiğini düşünüyorum. İnanıyorum ki daha iyisini yapan belediyelerimiz de olacaktır.

Bu yazı Marmara Life 2018 Temmuz- Ağustos sayısında yayımlanmıştır.

 

Bir Cevap Yazın