Paranın ve İstanbul’un Hafızası Osmanlı Bankası

Fransız Vallaury’den Osmanlı’ya Bir Eser
Fransız Mimar Alexandre Vallaury’nin tasarladığı, günümüzde varlığını İstanbul’un Karaköy semtinde müze olarak sürdüren Osmanlı Bankası binası, 1800’lerin sonlarından itibaren son Osmanlı Devri’ne ve İstanbul’un kent belleğine tanıklık etmiş hem finans tarihi hem de Osmanlı mimarisi için oldukça önemli bir yapı taşıdır. Dönemin Merkez Bankası olma fonksiyonunu uzun yıllar boyu yerine getirdikten sonra Osmanlı’nın hazinedarlığı görevi ile faaliyet göstermiş, ardından ticaret ve yatırım bankası olarak Türk – Osmanlı finans hayatına adını büyük harflerle yazdırmış tarihi bir kurumdur.

Banka, Cumhuriyet ile Osmanlı Dönemi arasında bir köprü olma fonksiyonunu her daim yerine getirmiş ve bugün müze olarak ziyaret edilebilen mekânı ile hafızalara kazınmıştır. Müşterisini “Yönetim kurulunun ta kendisi” olarak kabul eden yaklaşımı ve “Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası’yız.” reklam sloganı ile yıllar geçse de hâlâ hafızalardaki yerini taptaze korumaktadır. Artık aktif bankacılık sektörünün dışında kalsa da son Osmanlı Dönemi, erken Cumhuriyet yılları ve çok partili hayata geçiş gibi kültür ve siyasi tarihimiz açısından son derece önemli olan hemen her olaya tanıklık etmiş olması Osmanlı – Türk tarihinin önemi düşünüldüğünde olmazsa olmaza dönüşmüştür. Tarihi binası 2002’den bu yana müze olarak kullanılmakta kültür, tarih ve mimari meraklılarına hizmet etmektedir. Dünya kültür tarihi ve müzeciliği açısından çok önemli bir mekâna dönüşmüş olan bina, Osmanlı Bankası arşivini de korumasına almış durumdadır. Finans hayatına kattıkları kadar mimari yapıya ve kent dokusuna da önemli katkılarda bulunan yapının 1890’lara dayanan bir geçmişi söz konusudur.

Dönem, Batılılaşma sürecinin hemen her alanda yoğun olarak hissedildiği Osmanlı’nın yüzünü Batı’ya döndüğü bir zaman… Bu etki mimari eserlerde de hatta en çok bu alanda kendini gösteriyor. Osmanlı mimarisinin Mimar Sinan tarzı klasik üsluptan uzaklaşarak Avrupa mimari stiline yanaştığı süreçte Osmanlı Bankası’nın binası inşa ediliyor. Tabii daha önce bugün Karaköy’de Bankacılar Caddesi olarak bilinen bölgede arsası satın alınıyor. Ve inşa çalışmalarının tamamlanması iki yılı buluyor. Fransız Mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan bir 19’uncu yüzyıl mimari şaheseri olan eser, böylece İstanbul’un kent siluetine ekleniyor. Günümüzde varlığını sürdüren Avrupai üslupla tasarlanmış birçok yapının tasarımına da imza atmış olan Mimar Vallaury’nin Osmanlı mimarisine katkısı Paris’ten tanıdığı Osman Hamdi Bey vesilesi ile gerçekleşmiştir. İkili birlikte çok sayıda mimari esere imza attıkları gibi mimarlık hocalığı da yapmışlardır. Dönem düşünüldüğünde klasik Osmanlı mimarisi yerini üslup ve tavır olarak başka bir forma bırakmaya başlamıştır. Bu bakımdan birçoğu günümüzde halihazırda kullanımda olan modern Batı mimarisine dahil edilebilecek eserlerin yapımında sürecin etkisinden bahsedebiliriz. Vallaury’nin bu değişimdeki rolü yadsınamaz bir gerçektir.

Yine aynı dönemde Osman Hamdi Bey ile birlikte tasarladıkları Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Osmanlı köşkleri, müzeler ve eğitim kurumu binalarının altında da Alexandre Vallaury ismini görmek mümkündür. Günümüzde dahi İstanbul’un en önemli blok binalarından biri olarak bilinen Pera Palace da Neo-Klasik ve aynı zamanda Osmanlı Bankası binası gibi oryantalist özellikleri bir arada taşıyan önemli bir Vallaury tasarımıdır. İstanbul Erkek Lisesi ve Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü gibi İstanbul’un önemli simgelerinden olan yapılara biraz daha dikkatli bakıldığında eminim Alexandre Vallaury’nin tarzına dair ipuçları bulunacaktır.

Artık Hem Müze Hem Kafe
Osmanlı Bankası’nın tarihi binası yüz yaşını devirmesinin ardından 2002 yılından itibaren müze olarak hizmet vermektedir. Müzeye dönüştürme projesini tarihçiler ve mimarlar birlikte ele almıştır. Bu dönüşüme katkı sağlayan isimlerin başında Mimar Prof. Dr. İhsan Bilgin, tarihçi, akademisyen Prof. Dr. Edhem Eldem ve grafik tasarımcı Bülent Erkmen yer almışlardır. Osmanlı Bankası’nın devasa kasası ve arşivi müzenin en dikkat çeken parçalarını oluşturmaktadır. Tümü çelikten olan ve İngiltere’den getirilen ve müzede 700 metrekarelik bir alana konumlandırılmış olan kasanın en önemli özelliklerinden birisi kilit sistemidir. İşin uzmanlarının dahi kafasını karıştıran sistem, bir santimetre kalınlığında sac ile kaplanmış olan kasa dairesinin tuğlalarla örülmüş üç kat duvar ile korunmasını prensip edinmiştir. Duvarlar ise kalın beton profiller ile desteklenmiştir.

Müze ziyaretçilerinin dikkatini çeken önemli detaylarından biri de müzede objelerin önüne geçmeyecek şekilde tasarlanan aydınlatma sistemidir. Tarihi binanın müzeye dönüştürülme sürecinde Osmanlı’dan Cumhuriyet Dönemi’ne geçişi hissettirecek sosyal yaşama ve ekonomiye dair izlerin tümüyle korunmuş olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Müzede Osmanlı’nın ilk banka defterleri, muhasebe kayıtları, çekleri, senetleri ve bankanın geçmişten bugüne fotoğraflarının sergilendiği bölüm ziyaretçilerinin her daim ilgi odağını oluşturmuştur. Bankacılık tarihi ile ilgili birçok bilginin bulunabileceği mekânda ayrıca kitap ya da dergi okumak isteyenler de düşünülmüştür. Bu amaçla hizmet veren kafe kütüphane Osmanlı Bankası Müzesi’ni ziyarete gelenlere farklı zaman geçirme alternatifleri sunmaktadır. Mimari dokusu, kütüphanesi, sergi alanı, kitap okuma bölümleri ve kafesiyle İstanbul kent ve kültür hayatında önemli bir mekân olan müze, tarihi Galata’da vakur bir duruşla hâlâ dimdik ayakta durabilmektedir.

NOTLAR:
Osmanlı Bankası, Türkiye’nin finans ve bankacılık belleğini oluşturan tarihi bir çınar… İngiliz sermayeli Bank-ı Osmani (Ottoman Bank – 1856) ile 1862’de borçlarını üstlenen Fransız mali grubu Mayer Amschel Rothschild’in eşit ortaklığı ve Bank-ı Osmanî-i Şahane adıyla kurulduğunda tarihler 1863’ü göstermektedir. 1875’te imzalanan yeni bir sözleşme ile imparatorluğun hazinedarı konumuna getirilmiştir. Kısa bir süre sonra 1881’de Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin kuruluşunda etkin bir rol üstlenecektir. Osmanlı Dönemi finans sektörünün altyapı girişimlerine destek olmanın yanı sıra artık ticari bir banka kimliğine bürünmeye başlamıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 10 Mart 1924 tarihinde yürürlüğe giren bir uygulama ile para basma imtiyazını Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakmıştır. Resmi devlet bankası kimliğini Merkez Bankası’na devrederek özel ticari banka niteliğinde sektöre hizmet etmeye devam ettiği tarih ise 1933’tür. Osmanlı Bankası, uzun yıllar boyu finans ve bankacılık sektörünün içinde aktif olarak yer aldıktan sonra 21 Aralık 2001 tarihinde Garanti Bankası’nın bünyesine dâhil olur. Galata’dan öncesi var bankacılıkta… İlk 200 kuruşluk banknotu 16 Kasım 1863’te basmış. İki yıl sonrasında 200 kuruşluk banknotları piyasadan çekerek, 2 ve 5 liralık banknot ihracını gerçekleştirmiş. 1870-1880 arası sıkıntılı geçmiş ve bankanın kan kaybettiği yıllar olarak anılıyor. Nedeni ise Osmanlı hazinesine verdiği borçlar ve 1876 yılında Sırbistan ile yaşanan savaş… Düyun-u Umumiye İdaresi’nin kurulmasıyla gerileme süreci yerini, 1881’de toparlanmaya bırakmış.

Doğu – Batı Sentezi
Prof. Dr. Ali Murat Aktemur’un Osmanlı Bankası binası ile ilgili yaptığı araştırmada yer alan bilgilere göre binanın cephe düzenlemesinde hem Osmanlı hem de Batı mimarisinden etkiler vardır. Binanın Galata’ya bakan yüzü Neo-Klasik üslupla ele alınmışken, Haliç’e bakan tarafı Neo-Barok tarzda tasarlanmıştır. Böylece Osmanlı binalarındaki cumbalar, saçaklar ve köşkler de yapının özellikleri arasında yerini almıştır. Cepheler arasındaki bu farklılık aslında Doğu ve Batı arasında bir köprü olma mesajını içermektedir. Binanın içerisinde de Neo-Klasik dokunuşlar ile birlikte bazı bölümlerde Klasik Barok ve Rönesans kemerleri ile karşılaşılabilmektedir. Yapıda kullanılan Avrupa ve Osmanlı sentezini girişindeki avludan başlayarak görmek mümkün. Karşılıklı iki kitabenin birisi Latince diğerinin ise Arapça olarak yazılmış olması adeta Osmanlı, Batılılaşma sürecine ufak bir gönderme özelliği taşımaktadır.

Yazan: Necati Bulut / Fotoğraf: Sevinç Doğu Yılmaz

*Bu yazı Marmara Life 2019 / Mart-Nisan sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın