Başkentin Uzun Mesafe Doğa Yürüyüşçüleri: Yenirota

Hafta sonları herkes aileleriyle birlikte kahvaltı planları yaparken onlar sabahın erken saatinde sadece yürümek için yollara düşüp gece geç saatte evlerine dönüyorlar. Onlar doğayı özgürce yaşamak, özgür olmak için yürüyorlar. Onlar doğayı sevme haklarını kullandıklarını söyleyen, kendi yaşamlarını güzelleştirmek ve sağlıklı kalmak için yürüyen başkentin amatör ruhlu doğa sporcularından oluşmuş bir yürüyüş grubu. Her hafta yeni bir rotada yeni keşifler yapmak için yürüyorlar.

Yeni Rota uzun mesafe yürüyüş grubunun rehberi Ergün Erdem ve grubun bazı üyeleri ile uzun yürüyüşleri hakkında konuşmak için Ankara’nın resmi kurum misafirhanelerinin birinde buluştuk.

Başkentin uzun mesafe yürüyüş grubu Yeni Rota’nın kurucusu ve rehberi olarak sizi tanıyabilir miyiz?
1965 Ankara doğumluyum. Doğa sporları ile tanışmam 1998 yılının Haziran ayına denk geliyor. O yıllar yeni yeni popüler olan internette Ankara Oryantiring grubuna rastladım. “Doğada koşarak satranç oynamak ister misiniz?” başlıklı yazıyı okuyunca merakım uyandı. Bu şekilde Ankara Oryantiring grubuna katıldım. Oryantiring bir yarışma sporudur. Başlangıç noktasında çıkış verildiği andan itibaren her arazi koşulunda bütün hedeflere koşarak gitmek gerektirir. Kondisyonu iyi olmayan yapamaz.  Benim için hayatımın tam dönüm noktasıdır o dört yıl. Harita ve pusula kullanmayı öğrenişim. Bir de bunu yarış heyecanı, psikolojisi içinde süratli kararlar eşliğinde yapıyor oluşum fazlası ile sıra dışı bir deneyimdi.

Neden uzun mesafe doğa yürüyüşleri?
Günümüz insanının en hızlı ve ilk önce peşine düşmesi, eksiğini karşılaması lazım gelen zarureti belki de farkında dahi olmadığı yürüme ihtiyacıdır. Özellikle günün ilk ışıkları yarım küreyi milim milim aydınlatıyorken kendini yürüyor bulmak, hep peşine düştüğümüz özgürlüğümüzün en kuvvetli adımlarını yaşıyor olmaktır. Bedensel enerji boşalımının yanında, mental olarak daha sağlıklı hale gelmek için yapılan yürüyüş sporunda yarışmaz kimse. Rekabet olmaz. Yürüyüşe manevi değerler katarak o basit uğraşıyı ulvileştirmeye çalışan yukarıdaki cümlelerime bakmayın. Çocukluğumdan beridir her yöne yürüyerek kavuşan ben, ona olan manevi ihtiyacım üzerine yürüyüşlerimi doğada yapmaya başladığımda, felsefi yönü ve bir sürü artısından bihaber yalnızca gerçek, doğal yeşil ve mavinin peşindeydim.

Yeni Rota yürüyüş grubu nasıl oluştu?
İlk doğa yürüyüşümü 2001 yılının Şubat ayında, en az bir buçuk metre kar ile kaplı bir ormanda yaptım. 2002 yılının Temmuz ayında takım arkadaşımla katıldığım dağ maratonu yarışmasında, Ilgaz Dağları’nda iki günde 70 kilometre yürüyerek, uzun parkur birinciliğini kazanıncaya kadar sürdü bu büyük heyecan fırtınaları estiren doğa yürüyüşlerim. İster istemez harita bilgim, az biraz doğada koşma, yarışma tecrübelerimi de ekleyince işte bu koşturmacanın lokomotifi olmuş,  kendimi o yıllar pek de bilinmeyen doğa yürüyüş rehberliği yapıyor bulmuştum. O yıllarda “ Doğaya Aşık olan Herkese Açık “ baş harflerinden oluşan “da_ha” yürüyüş grubunu kurdum. Sonra zamanla sürekli yeni ve farklı rotalara gittiğimiz için grubun adını “Yeni Rota” olarak değiştirdik.

Her hafta sonu yeni bir güzergâhta yürüyüş yapmak nasıl bir duygu? Neden her hafta yeni bir rota?
İlk doğa yürüyüşü deneyimimde öğrendim ki işimiz ve evimiz arasında süregelen hayatımız önemli-önemsiz rutinlerle dolu ve zaman içinde sahip olmayı deliler gibi istediğimiz hemen her şey değersiz, yalnızca bağımlısı olduğumuz dünyevi birer hedefe dönüşüyorlar. Doğada uzun mesafe yürüyüşleri kronik bağımlısı olduğumuz, sürekli ve düzenli olarak hafta sonları ziyaret ettiğimiz doğayı hem hep olduğu gibi sıra dışı hem de daha uzun süre yaşama isteği ile ortaya çıkmış bir yürüyüş şeklidir.  Zaten her hafta sonu yeni bir rota yeni bir keşiftir bizim için. Bildiğimiz, rutin bir rota değildir aradığımız. “Kontrollü, tehlikenin en azda seyrettiği, eh biraz da vahşi olsun adımladığımız coğrafya.” diyerek her hafta yeni bir rota ile koyulu veririz yollara.

Grubun rehberi olarak her rotayı ayrı heyecan eşliğinde hazırlarken bir tasarımcı titizliği ile uzun uzun düşünüyordum. Ankara’ya ortalama 3-4 saatlik mesafede bilmediğimiz belki binlerce uzun yürüyüş rotaları vardı ve biz hepsini tek tek yürümeye kararlıydık. Bir hafta Bolu, Mudurnu, Taşkesti’nin Ilıca Köyü’nden yola çıkıyor, Samanlık Dağları’nda zirvelere ulaşıyor, Düzce’nin en güzel yaylalarına uğruyor sonra arkaya aşıyor, Güzeldere’ye, Eftani Gölü’ne iniyorduk.

Öbür hafta Bolu Mengen’den yola çıkıyor Yenice Ormanları’nı güney-kuzey yönünde boydan boya aşıyor, Yenice kent merkezine yakın bir köyüne ulaşıyorduk. Sonraki hafta Çankırı Ilgaz’ın Alıç Köyü’nden yola çıkıyor, dev göknar ağaçları ile örtülü Ilgaz Dağları’nın batı tarafını aşıyor, harikulade manzaralar eşliğinde Gülpü Zirvesi’nden geçiyor, gün batıyorken Kastamonu Araç’a bağlı Boyalı Köyü’nde yürüyüşümüzü bitiriyorduk. Uzun uzun rotaları başardıkça çıtamız yükseliyor, sonraki haftaya ekip yine benzerini bekliyordu.

Doğada özgürce yapılan yürüyüşlerden sonra yeniden kente dönüş nasıl bir duygu? Dönüş yolunda neler hissediyorsunuz?
Öncelikle planlanan rotayı sorunsuz, kazasız ve belasız tamamlamış, bedensel bir arıza yaşamamışsak evet çok yorgunuz ama müthiş bir mutluluk var her birimizde. Dedim ya bu “ her birimiz “ aynı hayal ve hedefin peşinde koşturmaktan keyif alan yürüyüşçüler oluyor. Bilirsiniz işte başarmak duygusunu dantel gibi her adımda düğüm düğüm ruhuna işleyerek yaşayan insanlar olarak, kendimize güvenimiz yorgunluğumuza karışmış, bedenimizi bütün ağırlığı ile dönüş yolunda minibüsün koltuğuna teslim etmişiz, keyifle şakalaşıyor, birbirimize takılıyoruz. Rota esnasında kimin nereden nasıl geçtiğini en komik şekli ile yeniden yaşar gibi anlatırken en yaşlımızdan en gencimize hepimiz aynı çizgide birleşip çocukluğumuzdaki kadar kibirden, kimlikten, sorunlardan, sıkıntılardan habersiz, özgürce uzun uzun kahkahalarla gülüyoruz. Şehirde hiçbir ortam o an minibüsümüzde bulunan kadar geniş yaş ve mesleki yelpazeyi bir araya getirip o gün yaşadıklarımızı, başardıklarımızı komik pencereden tekrar ettirip birbirimize yürekten güldürtemez.

NOTLAR:

Yeni Rota uzun mesafe doğa yürüyüş grubun yaş ortalaması 50’nin üzerinde. Kimi emekli, kimi halen aktif görevde. Aralarında politika konuşmuyorlar. Kimse diğerinin görüşünü düşüncesini ve görevini merak etmiyor ve bunlarla ilgilenmiyorlar. Yürüyüşlere kimi her hafta katılıyor, kimi iki haftada bir, kimi kışın gelmiyor, kimi kamplı yürüyüşlere katılıyor. Grupta yeni simalar gördüklerinde ve sabah servise bindiklerinde tanıdık yüzleri görmekten mutlu oluyorlar.

Uzun mesafe yürüyüşçülerinin sorumlu bir rehberi olmanız nasıl bir duygu?
Elbette sorunlu ve sorumlu bir rehber olarak ben bu uzun mesafe yürüme seferlerimizi diğer katılımcı arkadaşlarım kadar sakin ve huzurlu geçiremiyorum. Bu etkinliklere katılacak arkadaşları çok iyi seçmem gerekiyor. Öncelikle ilk defa katılacak olanları uyarmam, kırmadan ve kızmadan kapasitelerini yoklamam ve yönlendirmem gerekiyor.

Dahası “ yürüyüş bir filozof sporudur.” Aristoteles’ten Kant’a Nietzsche’den Rousseau’ya kadar yaşamları boyunca söyleyen değil sürekli uygulayan filozof ve düşünürlerin anlatımlarından okunup öğrenilince varılan sonuçtur bu. Antik Yunandan beridir bilinen en kuvvetli gerçek, düşünürlerin neredeyse çok büyük bölümünün yürüyerek düşündükleri, felsefi fikirlerini geliştirdikleridir. Bir Fransız yazar “Yürümek insana özgüdür” diyor, “Yürümeyen insanlık yok olmaya mahkûmdur” diye ilave ediyor.  O kadar yaşamsal yani.

“Yeni Rota grubu olarak düzenli doğa yürüyüşlerine başladığımız 2002 yılı Eylül ayından 2018 yılının sonuna kadar, 16 yılda 630’un üzerinde günübirlik doğa yürüyüşü ve 2 ya da 8 günlük çadır konaklamalı doğa yürüyüşleri yaptık. Bu yürüyüşlerin ortalama kilometresini 25 ile 30 orasında düşünürsek 17 yılda 17 bin kilometreye yakın dağ, bayır, patika yol yürümüşüz.”

Yazar: S. Bahar Alban / Fotograf : Ergün Erdem

*Bu yazı Marmara Life 2019 / Ocak-Şubat sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın