Eskişehir’de Modern Bir Mimari Eser; Odunpazarı Modern Müze (OMM)

ODUNPAZARI MODERN MÜZE PROJESİNDE OSMANLI MİMARİSİNİN FORMUNU, HEYBETİNİ, AHŞAP İŞÇİLİĞİNİ, IŞIK DETAYLARINI GÖRÜYORUZ. TÜM BU KARMA ARGÜMANLARI BİR ARADA TUTACAK TEMEL YAPIŞTIRICI UNSUR ‘EKLEKTİZM’ OLMUŞ. ODUNPAZARI MODERN MÜZE’Sİ SANAT DÜNYASININ NEFES ALACAĞI BİR YERE DÖNÜŞMÜŞ.

Eskişehir’in merkezinde Osmanlı-Türkmen yerleşim biçimini muhafaza eden, geleneksel Türk mimarisinin en orijinal eserlerini görebildiğimiz, birbirinden estetik yapıların bulunduğu tarihi bir alan, Odunpazarı…

Tarihin Derinliğinden Modernizme
Kara ve demir yolu ağlarının kesiştiği önemli bir durak olan Eskişehir’e yolu düşenlerin uğramadan gitmediği semt, çok eski tarihlerden beri insanların konaklama ihtiyacına hizmet etmiş geleneksel yapılarla dolu. Yakın dönemlerde yerel yönetimlerin bölgenin mimari dokusunu elden geçirme ve orijinaline uygun olarak yenileme çalışmaları Odunpazarı’nın çehresini değiştirmiş ve cazibesini artırmış. Bugün semtte bulunan evlerin ekserisi hâlihazırda konaklama amacıyla kullanılıyorsa da aslına uygun olarak restore edilen yapıların bazıları butik otel, kafe, restoran veya müzeye dönüştürülmüş durumda. Anadolu-Osmanlı atmosferini koruyan tarihi semt, bugünlerde çok özel bir yapıya daha kavuştu. Dünya mimari alanında söz sahibi olan ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates imzasını taşıyan yapının adı Odunpazarı Modern Müze (OMM). Müze, ülkemizde çağdaş sanat ve modern tasarımları takip eden ilgililerin uzunca bir süredir heyecanla beklediği bir projeydi. Nihayet 7 Eylül 2019 tarihinde hizmete açılan yapı, Unesco Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bölgenin tarihi silüetinde eklektik (karma) bir tasarım olarak sunduğu katkıyla mimarlık dünyasının dikkatini çekmiş durumda.

“Doğa ile mimariyi, ‘bina’ ve bulunduğu ‘lokasyon’ arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlayacak şekilde harmanlamak” fikriyle yola çıkan ünlü Japon mimarlar Kengo Kuma ve Yuki Ikeguchi OMM-Odunpazarı Modern Müze binasını tarihi semtin dokusuna adapte etme noktasında azami gayret sarf etmişler. Tasarımın ‘kitsch’ durmaması, semtle ve coğrafyayla hemhâl olması ilkesinin her daim göz önünde bulundurulduğu çalışma, sadece modern mimarinden değil yöresel sivil formlardan, Osmanlı-Selçuklu klasik mimarisinden ve Uzak Doğu Japon kültüründen esintiler taşıyor. Dünyanın dört bir köşesinde başarılı tasarımlar inşa eden proje şirketi için yerel form, bölge tarihi, kültürel ve doğal özellikler yapının ana hatlarının ortaya çıkmasında temel motivasyonlar olmuş. Ahşabın, taş ve cam ile uyumunu ön plana çıkarmak isteyen Kengo Kuma’nın Odunpazarı Modern Müze projesinde Osmanlı mimarisinin formunu, heybetini, ahşap işçiliğini, ışık detaylarını örnek aldığını görüyoruz. Tüm bu karma argümanları bir arada tutacak temel yapıştırıcı unsur ‘eklektizm’ olmuş. Netice modern bir mimari başyapıt olarak Odunpazarı Modern Müze’si ayağa kalkmış ve modern sanat dünyasının nefes alacağı bir yere dönüşmüş.

Yerel Estetik Değerler ve Modern Sanat
Geleneksel Japon evlerinin yapımında en sık kullanılan teknik olan “wagoya” ekolünden yola çıkılarak inşa edilen müzede ahşap kullanımı ön planda. Geleneksel Anadolu mimarisinde çok kullanılan “çandı” tekniğine benzeyen wagoya, çivi kullanmadan iç içe geçen ahşap bağlantılı dış form anlamına gelmekte. Japon kültüründeki doğa ile bütünleşmek tavrına selam duran teknik, Odunpazarı’nın ahşap mimari dokusuna kolayca eklemlenmiş.

Kengo Kuma, mimaride üslup ve tavır sergileme noktasında sanat galerileri ve müze mimarisi alanında dünyanın önde gelen mimarları arasında anılıyor. Tasarımcının müzenin açılışında yaptığı konuşmada dile getirdikleri ise projeyi ve lokasyonu ne denli içselleştirdiğini ortaya koyuyor: “Tasarıma sokak düşüncesini de katmak istedik, çünkü modern kentlerin aksine Odunpazarı’ndaki son derece belirgin sokak ölçeği binaların girinti çıkıntılarıyla oluşuyor. Geleneksel ahşap evler dümdüz, çizgi çekmiş gibi dizilmiyor; örneğin ikinci kattaki bir cumba sokaktan geçenler için gerçekten çok güzel bir görüntü veriyor. İşte bu duyguyu müzenin iç mekanına katmak istedik. Kutular arasından kıvrıla kıvrıla geçen bir yol.”

Odunpazarı’nda Bir Modern Sanat Rüyası
Semt, ismiyle müsemma olarak Anadolu’nun çevre vilayetlerinin ahşap ve kereste tedarikinin yapıldığı önemli bir merkezi olmuşken karakteristiğine ters düşmeyecek modern bir tasarım inşa etmek elzem olarak değerlendirilmiş. Geometri, kümelenme, ışık ve ahşap odaklı dört ana unsur üzerine tasarım gelişmiş. Ardışık ve basit hatların girift bir harmoniye dönüşmesi, kuvvetli ve pervasız Anadolu güneşinin mekânın her noktasına sızmasına müsaade eden geçirgenlik, yeknesaklığı bozan mimari kümelenme ve ahşap dış doku OMM’un mimari karakteristiği olarak öne çıkıyor. Modern ve gelenekselin iç içe geçtiği karma mimari şaheseri olan müze Erol Tabanca, Rana Erkan Tabanca ve Cem Siyah’ın kurucusu olduğu OMM Vakfı çatısı altında faaliyet gösteriyor. Müze aynı zamanda mimar olan Erol Tabanca’nın modern sanat koleksiyonundan eserlere de ev sahipliği yapıyor. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ülkemizden ve dünyadan çağdaş sanatlar alanında iz bırakmış nice eserin bir araya geldiği koleksiyonda binin üzerinde sanat eseri bulunuyor. Tabanca, modern sanatların nefes alacağı mekânın hem memleketi Eskişehir’i tarihiyle bütünleştirerek bir sembole dönüşmesi hem de Anadolu’nun kültürel gelişimine katkı sağlaması adına çok önemli misyonları olduğu görüşünde.

Çağdaş Sanat Vizyonu ve OMM
Yaklaşık 4 bin 500 m2 alanda faaliyet gösterecek olan OMM’de sosyal bir merkez oluşturma düşüncesinden hareketle sergi alanlarının dışında pek çok etkinlik ve organizasyon için kullanışlı mekânlar, atölyeler, müze mağazası ve kafeler de unutulmamış. Eğitim ve seminer programları, sanatçı ve sanatsever buluşmaları atölye çalışmaları uygulama ve teorik sunumlar için gerekli donanımlar, çocuklar ve gençler için etkinlik programları, kültürel yayınlar, kentin sanatsal ritmini artıran organizasyonlar OMM’un sahip olduğu potansiyeli yansıtma noktasında ortaya koyduğu vizyon olarak dikkat çekiyor. Sanat galerisi ve müze faaliyetinin yanı sıra eğitim, çocuk ve sanat ilişkisinin değerini bilen anlayışı OMM’un çocuk yaz atölyeleri olarak hayata geçirilmiş. Program 7-10 yaş arası çocukların geniş hayal gücünü ve kalıplardan uzak yenilikçi düşünme deneyimlerini ortaya çıkarıyor. Eğitmenler eşliğinde sergi tanıtımının ardından sanat eserlerinin çocukların geniş hayal dünyasında nasıl yer ettiğini anlamak için izlenimlerini masal kitaplarına aktarmaları isteniyor ve ortaya çıkan çalışmalar etkinlik katılımcılarıyla paylaşılıyor. Görsel sanatların olmazsa olmazı olan ışık, gölge, aydınlık ve karanlık kavramlarının işlendiği çocuk atölye etkinlikleri de OMM’un sanat ve gelecek temasının yansımaları. Müzeleri geleneksel ve modern sanatın teşhir edildiği camekân alanlar olarak görmeyen anlayışın yansıması olan zengin programı, yapının bir toplum merkezi olma potansiyelini ortaya çıkarıyor. Mimar Kengo Kuma’nın müzelerin 21. yüzyılda bir halk merkezi işlevi görebileceği düşüncesi OMM’yi bir sanat mekânı olmaktan öte, toplumun eğitim, sosyalleşme, eğlence ve aidiyet duygularına hitap eden oturma odalarına dönüştürüyor. Mekân bu yüzden daha çok sıcak ve samimi bir yaşam alanı olarak tanımlanıyor.

Son olarak ülkemizde modern sanatların icrası ve sergilenmesi noktasında taze bir nefes alma mekânı olan OMM’un güncel sergi takviminde kaçırılmaması gereken çalışmalara göz atalım. Bir yıl boyunca müzede sergilenecek bir özel enstelasyon olan Tanabe Chikuunsai IV’ün Mekâna Özel Yerleştirmesi; 1950 sonrasından günümüze, Türkiyeli ve uluslararası sanatçıların işlerinden örnekler taşıyan “Vuslat” Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan Bir Seçki; Çok Algılı, Üç Boyutlu Yerleştirmeler: Ağaca Övgü & Bir Hayvanın Gözlerinden alt başlığıyla öne çıkan kolektif sergi Marshmallow Laser Feast müzenin programında yer alan sergiler olarak öne çıkıyor.

NOTLAR

Yerel ve Beynelmilel Sanat
Odunpazarı Modern Müze’sinin karma tasarım yapısı sadece bir form olarak dış görünümüne yansımamış. Mekân yurt içinden ve dışından birçok sanatçının eserlerinin uluslararası ölçekte sergilenebileceği kültürlerarası bağlantıyı organize eden modern sanatın nefes aldığı bir platform olarak da önem kazanmış durumda.

Yerelden Evrensele Sanat ve Tasarım
Kengo Kuma, ülkesinde ve sanatın merkezi olan bazı Avrupa ülkelerinde hayata geçirdiği projelerle adından iltifatla söz ettirmiş bir tasarımcı. Tokyo’daki Suntory Sanat Müzesi, Nagasaki Sanat Müzesi, Doğu Fransa’daki Besançon’da bulunan Cité des Arts et de la Culture ve İskoçya’nın Dundee kentindeki Victoria and Albert Museum’a bağlı V&A Dundee başlıca projeleri olarak tasarımcıya prestij kazandıran eserler olarak anılıyor.

OMM’nin Misyonu
Günümüzde modern sanat faaliyetlerine yön veren, perspektif ve değer katan bu tip mekânların orta-uzun vadede bir sanat ekolü yaratma potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. OMM’nin sunduğu geniş koleksiyonu muhafaza etme, sanatseverlerle buluşturma, üslup ve teknik çizgisini koruyarak genişletme çabasının yanı sıra her daim değişimlerle dolu olan programıyla çağdaş sanat dünyasında lokomotif olmak gibi misyonları da bulunuyor.

Yazan: Özge Öztürk / Fotoğraf:  © Naaro
*Bu yazı Marmara Life 2019 / Eylül-Ekim sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın