Mutluluk Bir Armağandır

KUZEY AFRİKA’DAN ESEN SICAK BİR RÜZGÂRA BIRAKTIM KENDİMİ; YOLUM ÖNCE İSTANBUL’A SONRA ANKARA’YA KADAR UZANDI. KÜLTÜRÜNÜ, İNSANLARINI, COĞRAFYASINI SEVDİM; KENDİMİ BURALARA AİT HİSSETTİM. BU SEVGİ BAĞLARI BÜYÜK BİR MUTLULUK OLARAK BANA GERİ DÖNDÜ.

Merhaba Benim Adım Dorra. Arap kökenli Afrikalı, daha doğrusu Tunuslu bir kadınım. Tunus’un kıyı kesiminde bulunan ve turistik bir şehir olan Sousse’de doğup büyüdüm ve 24 yaşıma gelinceye kadar bu şirin Akdeniz kentinde yaşadım. Bir şehri anlatmak için “şirin” ya da “sıcak” gibi klişelerden yararlanılacaksa doğup büyüdüğüm yer olan Sousse’den bahsederken muhakkak kullanılması gerekir diye düşünüyorum.

Gerçekten de şehir, Kuzey Afrika’nın sıcak güneşi altında parlayan değerli bir mücevher gibidir. Geniş kumsalları, tarihsel ve kültürel mozaiği dünyanın her kösesinden buraya gelen binlerce turist için Sousse’yi eşsiz ve telaşsız bir şehir haline getirir. Gerçi kim doğup büyüdüğü memleketi için kotu sözler söyler ki? Sadece memleketim olduğu için değil, Sousse’nin bende bıraktığı izleri hayat boyu içimde taşıyacağım için yeri çok özeldir.Sousse’den ayrılarak Akdeniz’in karşı kıyısına geçip farklı bir hayat serüvenine atılma deneyimini 2010 yılında yaşadım ve Türkiye’ye taşındım. Eşim bir Türk’tü ve onunla birlikte hayat romanımda yepyeni bir sayfa açmıştım. Birkaç ay boyunca İstanbul’da yaşadık. Bu muhteşem şehir benim gibi bir Akdenizliyi tam manasıyla büyüledi. Tarihi ve mimari yapısı, hani nasıl benzetsem, aklımı başımdan aldı derler ya öylesine hipnotize etti beni. Çok etkilendim. Farklı pek çok kültürün kesiştiği mahallelerde, şehrin kalabalığı içinde sesler ve suretlerden büyülenmiş bir şekilde adeta tarihi bir belgeselin izini sürerek saatlerce yürüdüğümü hatırlarım. Daha sonra ailemize yakın olabilmek için Ankara’ya taşındık ve şimdi buradaki misafirliğimizin dokuzuncu yılını yaşıyoruz.

Türk Toplumunun Mutluluk Formülünü Buldum
Türkiye’nin başkentinde, kendimi yeniden keşfettiğim bu topraklarda Türk toplumunun mutluluk formülünü buldum: Yakın arkadaşları, hısım akrabalığı, iş arkadaşlarını, sıcakkanlı, misafirperver insan ilişkilerini böylece keşfettim. Nasıl söylemiştim en başta, mutluluğun güven duymakla kuvvetli bir bağlantısı vardır. Burada insanların duygusal manada birbirine her an temas halinde olması belli ki onlara inanılmaz bir güç veriyor. İstanbul’la pek çok bakımdan karşılaştırılamayacak olsa da bir bürokrasi şehri olan Ankara’da yaşamanın birçok avantajı olduğunu öğrendim. Ankara, eğitim ve formasyonunuza uygun birçok kariyer fırsatını, hayat istikrarını ve sakinliği vadediyor. En güzeli de şehre çok kolay alışıyorsunuz.

Türkiye’de yaşadığım bu dokuz yıl boyunca elimden geldiğince çok bölgeyi ve şehri ziyaret etme fırsatı buldum. Rengârenk çiçeklerin çevrelediği nehirleriyle ve nefes kesici yaylalarıyla Karadeniz’in güzelliğine hayran kaldım. Ege’nin sıcakkanlı, uysal ve sakinleştiren havasına bağlandım. Adıyaman, Urfa ve Mardin gibi Doğu ve Güneydoğu’da bulunan memleketlerin sıcaklığı ve otantikliği karşısında adeta büyülendim. Türkiye yeni kökler edindiğim; vatanseverlik, merhamet ve çalışkanlık gibi değerleri öğrendiğim bir ülke olarak sımsıkı bağlarla beni kendine bağladı. Mutluluğun anda ve sevdiklerinle olabilmenin, onu bir hayat tarzına dönüştürmenin ilk koşulu olduğunu da kavradım. Şimdiki mutluluğum, Tunuslu Türk kızım Lina’ya miras kalacak değerlere sahip olmak. Çoğu lirik ve romantik yazının bir aforizmayla sonlandığını görürüm. Özendim sanırım, öyleyse adet yerini bulsun. Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil aramaktadır.

NOT

Mutluluğun Yemek İle Bir İlgisi Olabilir
Geleneksel Berberi yemeklerinin, İtalyan pizza ve makarnalarının, rafine Fransız yemek ve hamur işlerinin yeme içme kültürünü oluşturduğu Kuzey Afrika’dan sonra Türkiye’de tam anlamıyla kendine has bir gastronomi dünyasıyla karşılaştım. Osmanlı İmparatorluğu’ndan esintileri olan oryantal ve kadim tatlar ile zengin aromalarıyla çorbalardan başlayıp yedi bölge dört iklim boyunca değişen bir gusto çeşitliliği; ana yemeklerinden tutun da atıştırmalıklarına kadar yepyeni bir mutfak kültürüyle tanıştım.

Yazan: Dorra Briki / Fotoğraf: Wei Pan

*Bu yazı Marmara Life 2019 / Eylül-Ekim sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın