ATIK KELİMESİNİN MİADI DOLDU

Atık Kâğıt Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği, bileşeni olan kâğıt üreticileri ile birlikte Türkiye’de Sıfır Atık ve geri dönüşüm çalışmalarına yön veren pek çok faaliyet yürütüyor. Yetkilendirilmiş Kuruluş olarak AGED, kâğıt ve geri dönüşüm alanında yaptığı çalışmalarla ülke ekonomisine ve ekolojisine kuruluşundan bu yana değer katıyor. AGED Genel Müdürü Osman Kaytan, bize dernek faaliyetlerini, hedeflerini ve Türkiye’nin geri dönüştürülebilir ambalaj algısına yönelik yapılması gerekenleri anlatıyor.

Bize kendinizi tanıtabilir misiniz? Dernekteki görevinizle ilgili bilgi verebilir misiniz?

1970’lerde – Alamancıların(!) tabiriyle – Alamanya’ya işçi olarak gitmiş, gurbetçi bir ailenin üçüncü çocuğuyum. Iserlohn, Almanya doğumluyum. Aslen Elazığlıyım. 1984’te Türkiye’ye temelli dönüş yaptık. Temelli dönüşten sonra büyük ihtimalle mahalledeki çocukların beni aralarına almayışından dolayı kendimi derslere verdiğim için, ilkokul, ortaokul ve liseyi birincilikle bitirdim. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık mezunuyum. Ayrıca Marmara Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenlik formasyonu aldım. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme’de Yönetici MBA yaptım. Çince öğrenmenin büyük avantaj sağlayacağını düşündüğümden Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki memuriyetimden istifa ederek iki yıl kadar Çin’de ikamet ettim ve çeşitli ticari faaliyetlerde bulundum. Türkiye’ye döndükten sonra ihracat ve ithalat sorumlusu olarak çalıştım. Daha önce sektörde hiç tecrübem olmadığı halde Atık Kâğıt Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği’ni (AGED) kağıt sanayicilerinin talebi doğrultusunda 2012 yılında kurduk. Bu vazifeye gelmeden üç ay kadar önce o zamanlar ilkokulda okuyan kızımdan geri dönüşümün önemini öğrendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Onun okulda aldığı eğitim sayesinde, dönüşebilen ham maddeleri (atıkları) evde ayrıştırmaya başlamıştık. AGED’de kuruluşundan itibaren genel sekreter olarak görev yapmaktayım. Ayrıca iktisadi işletmenin genel müdürüyüm. Evliyim ve ikisi kız üç çocuk babasıyım. 

GERİ KAZANIMI ARTIRMAYA YÖNELİK ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ

Derneğimizin kuruluş amacından, faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

Derneğimizin kuruluş amacı, kâğıt geri dönüşüm sanayiini temsil eden homojen ve dinamik bir sivil toplum kuruluşunun oluşturulmasıydı. Üyelerimiz %100 geri dönüşümlük kâğıttan (paper-for-recycling PfR) mamul üreten fabrikalardan oluşmaktadır. Gerekli hallerde ilgili bakanlıklara ve diğer kamu kuruluşlarına sektör sorunlarını tek bir ses olarak iletiyor, ilgili konularda raporlar hazırlıyor, çözüm yollarını içeren önerilerimizi yetkililerin dikkatine sunuyoruz. 2017 yılından itibaren bütün ambalaj atıklarının geri kazanımı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) tarafından yetki almış bir kuruluş olarak, Türkiye’nin dört bir yanında 100’den fazla belediyeye ayni ve nakdi yardımda bulunarak dönüşebilen atıkların geri kazanılması için faaliyet yürütüyoruz. İki ayda bir yayımlanan Geri Dönüşüm Ekonomisi dergimizde (www.geridonusumekonomisi.com)  hem ülkemizde hem de dünyada çevre konularında yaşanan gelişmeleri okuyucularımıza ulaştırıyoruz. Okullarda düzenlediğimiz geri dönüşüm yarışmalarında öğrencileri motive ederek geri dönüşüm bilinci kazandırıyoruz. Çeşitli kuruluşlarla ortak çalışmalar yaparak ve sponsor olarak geri kazanım oranlarının artırılmasına katkıda bulunuyoruz. Hem yazılı hem de görsel basında sektörümüzü tanıtan yayınlar yapıyoruz. Bureau of International Recycling (BIR) ve Reloop gibi uluslararası kuruluşlara üyeyiz.

İTHALAT KOTASI KALDIRILMALI

Yürüttüğünüz çalışmaların ekonomik ve ekolojik çıktılarını düşünerek kent hayatındaki önemini örnekler vererek anlatabilir misiniz?

Ülkemizde toplanan, dönüşebilen atıkların yaklaşık %70’i kâğıttan oluşmaktadır. Dolayısıyla kâğıt sanayii, Sıfır Atık çalışmalarının en büyük paydaşıdır.  Kâğıt fabrikaları her yıl yaklaşık 80 milyon adet ağacın kesilmesini önlemektedir. Bu da yılda 1.5 milyon tondan fazla karbon salımının önüne geçildiği anlamına geliyor. Bunun yanında, ülkemizde bulunan toplama tesislerinin kurulmasına çok ciddi destekler vermiş bir sektörüz. On binlerce insana istihdam kapısı olan kâğıt sanayii, bugün itibarıyla 5.5 milyon ton üretim kapasitesini yakalamış bulunuyor. Yeni yatırımların ve kapasite artışlarının devreye girmesiyle üç yıl içerisinde 6.5 milyon tonu geçmiş olacağız. Benim sektöre adım attığım 2011 sonunda kâğıt üretim kapasitesi 2.5 milyon tondu. 10 yılda geldiğimiz nokta %100’den fazla bir büyüme. Geçmişte kâğıt üretimi için gereken tonajları ülke içerisinden geri kazanılan kâğıtla kapatmak mümkündü. Adeta kabına sığmayan ve Türkiye’nin büyüme hızından daha yüksek bir hızla yatırım yapan sektörümüzün en büyük sorunu yeterince ham madde bulamamak. Ülke içerisinden karşılanan 3 milyon ton geri dönüşümlük kâğıt, fabrikaların kapasitelerini doldurup randımanlı çalışmalarına yetmiyor. Bildiğiniz gibi geri dönüşüm tesislerinin ham madde ithalatı 2020 Eylül ayında yapılan bir düzenlemeyle, fabrika kapasitesinin %50’si kadar ham madde ithalatı yapabileceği şeklinde sınırlanmıştı. Sektörün yeni yatırımlarla büyüyebilmesi için ham madde ithalatının serbest bırakılması gerekir. Geri dönüşümlük kâğıdın ihracatı serbestken ithalatının sınırlı olması, malum, serbest piyasa koşullarıyla ters düşmektedir. 

Son 10 yılda Türkiye’de geri dönüşüm anlamında ne gibi olumlu gelişmeler oldu veya son yıllarda geri dönüşüm için sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?

Geri dönüşüm sektöründe en büyük ve önemli gelişme tabii ki Emine Erdoğan Hanımefendi himayesinde önce proje olarak başlayan, sonra gerekli yasal düzenlemelerle yasalaşan Sıfır Atık hareketi. Biz kâğıt sanayii olarak Sıfır Atık’ın en büyük destekçisiyiz. Yaptığımız işin önemini kavramak için tek yapmanız gereken bir kâğıt fabrikasını ziyaret etmek, bu mümkün değilse konuyla ilgili bir belgesel izlemek.  

Sıfır Atık yanında, Çevre Ajansı’nın kurulması ve bu ajansın Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) gelirlerinden 5 yıl boyunca %25 pay alarak çevre ile ilgili birçok konuda ama özellikle de içecek ambalajlarında depozito sistemini yönetecek olması hayati bir gelişme. Plastik poşetin ücretli olmasıyla birlikte kullanımının %70 azalması çevre için önemli bir katkı. Denizlerdeki kirliliği azaltmak için Sıfır Atık Mavi kampanyası gelecek adına umut verici. Bütün bu gelişmeler konusunda taşın altına elini koyarak somut adım atan ÇŞB Bakan Yardımcımız Mehmet Emin Birpınar’ın adını da zikretmeden geçemeyiz. Bugün artık dünya ile artık tamamen entegre olmuş geri dönüşüm sektörü, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın getirdiği yeni dinamikleri iyice anlamalı ve söz konusu inisiyatif tamamen devreye girdiğinde buna tamamen hazırlıklı olmalıdır. Mutabakatın getirdiği en önemli hususlar, bana göre, karbon vergileri ve üretim sırasında oluşan atıkların bertaraf edilmesinin akredite kuruluşlar tarafından belgelendirilmesinin zorunlu hale getirilecek olmasıdır.  

AMBALAJ STRATEJİK BİR SEKTÖR

Pandemi sürecinde faaliyetlerinizde ne gibi değişiklikler oldu? Özellikle ambalaj tüketimi ile doğru orantılı olarak kâğıt sanayiinde ne gibi fırsatlar, ihtiyaçlar belirdi?

Ambalajın, pandemi döneminde, özellikle gıda ve ilaç tedarikinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında ne kadar büyük önem taşıdığı çok açık bir biçimde görüldü. Ambalaj hiç abartısız stratejik bir sektör. Sanayii üretiminin 2020 ilk çeyreği sonunda bir miktar azalmasını müteakiben ambalaja olan ihtiyaç sürekli artarak kâğıt fabrikalarının tam kapasite ile çalışmasına neden oldu. Bugün e-ticarette yaşanan canlanma kâğıt ambalaj talebini en üst seviyelere taşıdı. Yukarıda da söz ettiğim gibi sektörün ham maddesine ulaşmasının kısıtlanmış olması, önümüzdeki birkaç ay içerisinde olumsuz etkilerini gösterecek ve sektörü bir darboğaza sokacaktır. Bunun olmaması, ilaç/gıda/kargo gönderilerinin yerlerine sorunsuz ulaşmasına devam etmesi için sektörün önündeki ithalat engelinin kaldırılması zaruridir. 

Hedefleriniz neler?

Öncelikli hedefimiz Sıfır Atık’a uygun olarak çöp deponi sahalarına dönüşebilen ham maddelerin gitmesine engel olmak, onları geri dönüştürüp mamul haline getirerek ekonomiye kazandırmak hem katma değer hem de daha fazla istihdam yaratmaktır. Bunun için geri dönüşüm bilincinin ülkemizin her ferdine kazandırılması için gece gündüz gayret etmek en önemli vazifemiz. 35 milyon ton evsel atığın oluştuğu ülkemizde tüketim alışkanlıkları 2030’da bu tonajın 40 milyon tonu aşacağını gösteriyor. Biz 35 milyon ton çöpü, çöp olarak değil ham madde olarak görüyoruz. Boşa giden üstelik üzerine para verilerek gömülen milli servet. Sıfır Atık önümüzdeki yıllarda özellikle 20 milyon ton organik atığın değerlendirilmesi noktasında somut adımlar atacaktır. 

Bunun yanında “atık” kelimesi miadını doldurmuştur. “Atık” kelimesini atma vaktimiz çoktan geldi de geçiyor. ATIK KAĞIT yerine biz artık “geri dönüşümlük kâğıt” (Paper for recycling – PfR) diyeceğiz. Biz söz vardır bilirsiniz, “birinin atığı bir diğerinin servetidir” diye. Öte yandan, unutmamak gerekir ki ülkemizdeki evsel atığın içerisinde bulunan bütün geri dönüşümlük kâğıtları toplasak bile, kâğıt sektörü olarak ham madde ithalatı yapmaya mecuburuz. Adeta kabına sığmayan kâğıt sanayiinin yatırımları bugün tamamen ihracat odaklıdır. Sektör cansuyu olan ham maddesine ulaşamadığında serpilip gelişemez. 

ŞEHİRLER CANLI ORGANİZMALARDIR

Marmara Belediyeler Birliği geçtiğimiz yıl Marmara Urban Forum (MARUF) adı altında Türkiye’nin en büyük şehircilik organizasyonunu düzenledi. İkincisi önümüzdeki Ekim ayında gerçekleştirilecek. Sizce burada şehirlerimizin geleceği açısından neler masaya yatırılmalı ve hangi sorunlara çözüm aranmalı?

Bugün dünya nüfusunun %55’i şehirlerde yaşıyor. 2050 yılında şehirli nüfusun %68’e ulaşması bekleniyor. Kaldırım taşı yüksekliğinin bile medeniyet göstergesi sayıldığı bir dünyada şehirlerin çözüm bekleyen onlarca sorunu bulunuyor. Şehirler statik yapılar değildir. Adeta canlı birer organizmadır. Dolayısıyla, çözümler de dinamik olmak zorundadır. Akıllı şehircilik, yatay mimari, kriz/afet yönetimi vb kavramlar ve dünyadaki trendler sürekli takip edilerek ve bize özgü sorunlar tespit edilerek sorunlara çözüm aranmalıdır. Bu açıdan MARUF’u önemsiyoruz. Önemli bir misyonu yerine getirdiği kanaatindeyiz. Tabii bize bakan yönüyle, biz sanayiciler işin daha çok atık yönetimi ve dönüşebilen atıkların ekonomiye kazandırılması tarafındayız. Yani ham maddemizin peşindeyiz. Belediyelerin Sıfır Atık’ın getirdiği yeni dinamiklere çabuk uyum sağlamasını istiyoruz ama tabi 1397 belediyenin olduğu ülkemizde, bu süreç biraz zaman alacaktır. Belediyeler, çöp toplama hizmetini asli vazifeleri olarak görmektedir. Doğrudur, bu çok hayati bir vazifedir. İki gün çöp toplanmasa neler olacağı ortadadır. Bununla birlikte, çöpün içinde dönüşebilen ham maddelerin daha çok toplanması sağlanarak çöp hacmi ve ağırlığı önemli ölçüde azalacaktır. Kısaca, bu konudaki bakış açısı atığı azaltma yönünde değişmelidir. 

Marmara Life Maruf Özel Eki için tıklayınız

Bir Cevap Yazın