MARMARA DENİZİ’NDE MÜSİLAJA KARŞI ANLAMLI BİRLİKTELİK: ACİL MÜDAHALE VE İNOVATİF ÇÖZÜMLER

Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’nın oluşturduğu Türk Boğazlar Sistemi aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi arasında su köprüsü niteliğinde bir iç denizdir ve tümüyle ülkemize, Türkiye’ye aittir. Yaklaşık on bir bin kilometrekare yüzey alanına sahip Marmara Denizi’nin çevresindeki 7 şehirde yaklaşık 24 milyon kişi (Türkiye nüfusunun yaklaşık %30’u) yaşıyor. Bu nüfus yoğunluğunun yanı sıra İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ gibi Türkiye’de endüstriyel aktivite açısından çok önemli şehirler ile Çanakkale ve Balıkesir gibi tarımsal etkinlik açısından önemli şehirleri kıyılarında barındırması nedeniyle Marmara Denizi kentsel, endüstriyel ve tarımsal kirlilik baskısı ile karşı karşıya. Karasal kökenli kirlilik olarak sınıflandırabileceğimiz bu kirlilik baskısına ek olarak gemi trafiğinin kaynaklanan kirlilik ile Karadeniz yüzey akıntısı aracılığıyla taşınan ulusaşırı bir kirlilik de Marmara Denizi için önemli baskılar arasında yer alıyor. Bu kirlilik baskısının Marmara Denizi’nin üzerindeki çevresel etkisi en temelde çözünmüş oksijen, azot ve fosfor parametreleri ile tanımlanabilecektir. Bu parametrelerde tespit edilen değişimler, deniz ekosistemi içerisinde önemli değişikliklere, besin piramidinde bazı zincirlerin kırılmasına neden oluyor. Bugün denizlerimizi tehdit eden aşırı müsilaj oluşumu da doğrudan kirlilik ve kontrolsüz balık avcılığı ile ilişkilidir.

6 Haziran’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Marmara Belediyeler Birliği ortaklığında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından kamuoyuyla paylaşılan 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı (MADEP) gerek kısa vadeli acil müdahale eylemlerini içermesi gerekse orta ve uzun vadeli yapısal değişiklikleri içermesi bakımından oldukça güçlü ve kuşatıcı bir çerçeveye sahiptir. 8 Haziran itibariyle başlatılan temizlik seferberliği ile deniz yüzeyinde görünen müsilaja dört koldan müdahale edildi. Bu aşamada yüzey sıyırıcı mekanik ekipmanlar ve vakumlu makineler çok aktif kullanılmaktadır. Ayrıca müsilajın yapısında yoğun olarak bulunan deniz suyunun müsilajdan ayrılarak tekrar denize verilmesi müsilajın taşınması ve bertarafı operasyonlarını verimli hale getirmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu süreçte deniz kirliliği acil müdahale ekipmanları ve bu konuda yetişmiş personelin özellikle üç tarafı denizlerle çevirili bir ülke için ne kadar gerekliği olduğu bir kere daha anlaşılmış oldu.

 

Sürdürülebilir kentsel yaşam için en temel gerekliliklerin başında gelen etkin çevre yönetiminin en önemli unsuru ise sürdürülebilir su temini, su dağıtımı, atıksu toplama ve atıksu arıtma sistemleridir. Eylem Planı’nda belirtilen Marmara Denizi’ne biyolojik giderim yapılmaksızın hiçbir arıtılmış suyun deşarj edilmemesi hedef niteliğinde çok önemli bir eylem maddesi. Marmara Denizi kıyılarında bulunan şehirlerin en belirgin özelliklerinden birisi nüfus yoğunluğunun yüksek olması; bu bakımdan atıksu arıtma teknolojilerinde yer verimliliği artık çok daha önemli ve daha mütevazi alanlarda daha yüksek debilerin arıtıldığı yüksek verimli arıtma teknolojileri sürdürülebilir şehirler için vazgeçilmez konumda.

Atıksuların Marmara Denizi’ne yeteri kadar arıtım yapılmaksızın deşarj edilmesinin en belirgin sonuçlarından birisi ile karşı karşıyayız: müsilaj. Peki neden atıksuların deşarj standartlarını sağlayabilecek seviyede arıtılmıyor? Bunun birinci nedeni atıksu arıtma tesisi yetersizliği ise ikinci nedeni de mevcut arıtma tesislerinin enerji maliyetleri nedeniyle işletilmesinden kaçınılması olarak görülüyor. Bu da atıksu arıtma tesislerinde enerji verimliliği proseslerinin önemine vurgu yapmamız gerektiğini gösteriyor.

Son olarak sürekli izleme ve modelleme sistemlerinin önemine vurgu yapmak gerekiyor. Marmara Denizi’nde mevcut durumun çevre yönetimi parametreleri açısından sürekli izlenmesi ve sürdürülebilir operasyonların etkisinin takip edilmesi açısından online raporlaması çok önemli. Tüm bu verileri girdi olarak kullanarak modelleme yapabilecek sistemler adeta erken uyarı sistemi görevi görerek teknik idarecileri Marmara Denizi’nde karşılaşmaları muhtemel risklere karşı hazırlıklı kılacaktır.

Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele konusunda merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, meslek organizasyonları ve üniversiteler umut vadeden bir beraberlik oluşturdular. Bu halkaya teknoloji üreticisi özel sektör çözüm ortaklarının katkısı ise verimli kurtarma senaryoları için olmazsa olmaz.

Bu yıl 1-3 Ekim tarihlerinde ikincisi gerçekleştirilecek Marmara Urban Forum (MARUF) kapsamında gerek doğrudan Marmara Denizi’ne odaklı belediye başkanlarının yer alacağı oturumlar ve uzman araştırmacıların yer alacağı oturumlar gerekse MADEP maddeleriyle ilişkili atıksu arıtım teknolojileri, yüzey ve dip temizleme teknolojilerinin konuşulacağı oturumlar ele alınacak.  

Marmara Life Maruf Özel Eki için tıklayınız

Bir Cevap Yazın